
|


Ecdadımız da az marifetli değilmiş...
MAŞALLAH, ecdadımız da hayli marifetliymiş...
Hani şimdi, sahtekarlıklara, hırsızlıklara kızıp "Bizim ecdadımız böyle miydi?" diye iç geçirenler var ya, nafile!
Ecdadımızda da az sahtekar yokmuş hani!
* * *
SAHTE idam fermanı hazırlamak, sahte sürgün emri çıkarmak, sahte evrakla mehterbaşı, müderris, kethüda tayin etmek, sahte izinlerle köylüden hububat alıp satmak...
Diyelim, o yıl hukukta narh kondu, buğday şu kadardan fazlaya satılmayacak... Zavallı köylüden - ne zaman değil ki! - narh üzerinden mal alıyorlar sahte belgelerle, ihracat yasak olduğu halde, Batılı tüccara satıyorlar. Yine sahte fermanlarla, kaçak malları Fransızlarla memlekete sokuyorlar.
* * *
AYDOĞAN Demir'in araştırmasına göre, bu işler o kadar yaygın hale gelmiş ki, Padişah Kanuni Sultan Süleyman çok ağır cezalar koymuş...(X)
10 yıldan az olmamak üzere kürek ve kalebentlik cezası, el kesme, baş parmak kesme, idam, derisi yüzülerek idam, işkence...
* * *
PEKİ, bu ağır cezalara rağmen sahtekarlık önlenebilmiş mi?
Mümkün değil, çünkü bu cezaları uygulayacak olanlar da sahtekar.
* * *
KANUNİ Sultan Süleyman'ın halk tarafından da çok sevilen ve tahtın en güçlü adayı olan Şehzadesi Mustafa'ya bir komplo düzenlenir.
Düzenleyenler, Kanuni'nin eşlerinden Hürrem Sultan, kızı Mihrimah Sultan, damadı ve Sadrazamı Rüstem Paşa...
Hemen söyleyelim, bu Rüstem Paşa, Osmanlı tarihinin en çok rüşvet yiyen sadrazamıdır; servetini buraya yazmaya kalksak, yer kalmaz.
İşte bu üçlü, Şehzade Mustafa'yı tahta geçirmemek için komplo düzenlerler; Rüstem Paşa, Şehzade'nin mührünü taklit ederek İran şahına bir mektup yazar. Şehzade Mustafa bu mektubunda devletin geleneği ile ilgili düşüncelerini şaha bildirmektedir. Şah da bu mektubu gerçek sanarak Şehzade Mustafa'ya cevap yazar. Rüstem Paşa, şahtan gelen mektubu, Kanuni'ye iletir, padişah da oğlunu idam ettirir.
Sahtekarlığın bu boyutlara ulaştığı bir ülkede, bunları önlemek mümkün müdür?
* * *
DİYECEĞİMİZ şu ki!
Her devirde sahtekarlar vardır.
Onlar rütbe, makam, mevki satıp geçinip gidiyorlarmış, şimdikiler de banka hortumlayıp, hazine soyarak idare ediyorlar.
Yani, hamam aynı hamam da, tellaklar değişiyor.
----------
(X) Tarih Vakfı, Toplumsal Tarih dergisi, nisan 2002 sayı: 100
h.pulur@milliyet.com.tr
SAYFA BAŞI

|
|

|