
|


"Yeni İmparator" ABD Ne Tutum Alacak?
Filistin'de yaşanan dramın toplumlarca ve onları oluşturan bireylerce değerlendirilmesi şimdiye kadar bir sürpriz niteliği göstermedi. Hemen herkes Sharon'un tutumunu haksız buldu: Arafat'ı ise şefkat duyguları ile sarmaladı. Ortada kuvvetlinin kuvvetsize karşı bu kadar büyük insafsızlığı varken başka bir tutum beklenebilir miydi?
Genellikle Müslüman ülkelerde, bu arada dini militanların faal oldukları Türkiye'de bir takım kitleler inançlarını gösterilerine kattılar. Bunlardan çoğunluğu Cuma namazlarının çıkışlarına rast getirildi ve her yerde Müslümanların eziyet gördükleri belirtildi. Bunu kuvvetlendirmek için tekbir sesleri de eksik edilmedi.
Buna karşılık Sharon'a değilse bile İsrail'i bazı noktalarda haklı gören azlık grupları seslerini pek fazla çıkarmamayı tercih ettiler. Bunlar düşünüyorlardı ki, işin esasına inildiğinde İsrail/Filistin sorununun bir çözüme ulaştırılamamasında İsrail radikalleri kadar Filistin radikalleri de küçümsenemeyecek rol oynamışlardır. Olumlu bir sonucun hemen eşiğine kadar gelinmişken, hatta mimarlarına Nobel ödülleri layık görülmüşken bu sonuç bazen İsrail, bazen Filistin şahinleri tarafından sabote edilmiştir.
Fakat bugünkü Filistin olayları o kadar büyük bir dramdır ki, öyle inceliklere inmenin sırası değildir. Böyle sözler, en fazla söyleyenleri yaralayacaktır.
Teröre Karşı Soykırım
Dünkü yazımda belirtmiştim: Taa eski zamanlardan beri tarih o kadar çok tekerrür etti ki... İmparatorluklar kurulup çözülmekte, inanılmaz kudret sahipleri bunu kaybedip başkalarına kaptırmakta, onlar da bir aynı yolu böyle zigzaglarla yürümektedirler.
11 Eylül'den sonra Amerika'nın artık bir imparatorluk haline geldiği daha çok kimse tarafından kabul edilmekte ve ABD'nin gücü evvelki imparatorlukların kudreti ile kıyaslanmaktadır. Bunun üzerinde en ziyade Amerikalı düşünürler kafa yormaktadırlar. Napolyon'un Fransa'sı ve Philip II'nin İspanya'sı fazla modern bulunduğundan Batı'da Charlemagne ve Roma İmparatorlukları, doğuda Büyük İran Devleti ve onun da doğusunda daha büyük Çin karşılaştırmalara konu edilmektedir. Amerika'dan evvelki son imparatorluğu kuran Büyük Britanya'dır. Fakat onun kuruluş yıldönümündeki bir takım kurallarıyla, dağılma dönemindeki uygulamaları değişiklik göstermektedir. Bunun sebebi, "kuruluş yılları"nın "soykırımı" sözcüğünden önceki zamanlara düşmesi; dağılma döneminin ise sonra yaşanmasıdır. Bütün tarih boyunca kudret sahipleri, "bir takım şeyleri zorla yaptırma" için ayaklanmış olanları, bazen kütle halinde imha etmişlerdir. Fakat buna "soykırımı" denilmemiştir. Nazilerin son uygulamasıdır ki "soykırımı = genocide" deyimini milletlerarası literatüre sokmuştur. Şimdi, bu modern çağda, "soykırımı" deyimine en uyan uygulamayı Filistin'de Sharon yaptığından dolayıdır ki - sadece bizde Ecevit değil - dünyanın pek çok yerinde pek çok kimse Sharon'u Hitler'le kıyaslamaktadır. Hitler'in teröre karşı tedbiri "soykırımı" olmuştur. Yahudilere karşı bunu başlatmak için teröre başvurmalarına dahi lüzum bırakılmamıştır.
Nasıl bugünün intihar saldırısına kalkışanlar Sharon tarafından soykırıma layık görülmekteyse, mesele 1940'larda Çekoslovakya'daki Nazi Genel Valisi Heydrich'i öldürmek üzere Londra'dan paraşütle gönderilen gönüllü katil bütün bir bölgenin Ledice bölgesinin soykırıma uğratılmasına yol açmıştır. Ama "sondan bir evvelki Britanya İmparatorluğu" 1940'larda bunu terk etmiştir. Filistin veya Kıbrıs'da daha yumuşak ve medeni tepkiler gösteriyordu.
Şimdi son imparator Amerika, Hitler ve Sharon'un uygulamalarını kural haline getirmesini mi kabul edecektir, yoksa daha insani modelleri mi kendi saltanat süresinin prensibi sayacaktır? Dünyanın gözü en ziyade bunun için son imparator Amerika'nın üzerindedir. Onun, hangi tarafı hangi ölçüde ve nereye kadar tutacağı, sorunun cevabını verecektir.
SAYFA BAŞI

|
|

|