
|


Gençliği söz sahibi yapalım, ama nasıl?
Gençlik toplumda fazlasıyla konuşulan, ancak yeterince anlaşılmayan ve değerlendirilmeyen bir ‘bilinmez.’
Geçenlerde kırklı yaşların başındaki Mehmet Ali Bayar’ın politikaya gireceğini açıklamasıyla birlikte, gazeteler yeniden ‘genç lider’ edebiyatına başladı. Bayar, birikimli, iyi eğitimli ve dünya görüşü olan bir kişi. Politikadaki başarı çizgisini henüz kestirememekle birlikte, bu tarz yetişmiş insanlarımızın toplumsal yaşamda etkin rol almak istemeleri olumlu bir gelişme.
Toplum olarak birikimli vatandaşları üretkenliğe ve paylaşıma teşvik eden bir yapıya kavuşabilirsek, o zaman bu yüzyılda gerçek bir rekabet avantajı yakalayabiliriz. Türkiye’de ekonomi kötü gidiyor diyoruz, siyasetten memnun değiliz, eleştirecek binlerce alan buluyoruz. Peki bunlar kendi kendine, tesadüfi olarak mı meydana geliyor?
Değişim gençlikte mi?
Vergi sistemi girişimciyi, eğitim sistemi öğrenciyi, siyasi sistem yeni adayı desteklemediği müddetçe, bu ülkede değişimin gerçekleşmesi oldukça zor. Ancak ‘göz boyayan’ birtakım başarı hikayeleri ortaya çıkar, o kadar. Şu andaki toplum düzenimiz, statükoyu muhafazaya ve her türlü yeniliğe siper almaya programlanmış durumda.
Bunun ötesine geçmek için, öncelikle kafaların değişmesi lazım. Bunun da en kestirme yolu farklı dünya görüşlerinden korkmayan, ezberciliği ve itaat olgusunu aşan bir eğitim sistemine kavuşmak. Türkiye’de eğitime ayrılan devlet ve özel sektör bütçeleri artmadıkça, bizim ‘harikalar yaratacak’ yeni nesiller yetiştirme gibi bir şansımız olmayacak.
Ülkemizde özlenen değişim ve dönüşümü yakalamak için gençliğin potansiyelinden şüphesiz faydalanabiliriz. Ancak bu potansiyelin yanı sıra, zaten yetişmiş olan bazı iyi beyinleri de üst düzey karar mekanizmalarına dahil ederek, mevcut verimsizlik ve atalet bir ölçüde aşılabilir.
Gençliğin katma değeri
Gençliğin esas katma değeri, biyolojik yaştan ve ‘körpelikten’ çok, olaylara önyargısız ve özgün yaklaşımlar getirebilmesinden kaynaklanıyor. Burada gençlere sunulan eğitim kalitesinin yanı sıra, ‘çıraklık’ denen güzel bir olgu var. Bu bizim kültürümüzde çok yaygın. Örneğin bir gümüş ustası, bilgi birikimini çırağına aktarıyor, nesiller boyu süren bir üretim zinciri var. Aynı şekilde, iş hayatı ve siyasette de ‘çıraklık’ olgusunun büyük faydası var. Hem genç, hem birikimli, hem de lider olabilecek çok az sayıda insan çıkabilir. Ama eğer çıraklık imkanı verilirse, erken yaşlarda ilerleyebilecek ve topluma uzun süre hizmet verecek yeni bir nesle ön verilebilir. Birçok gelişmiş toplumda yarının siyasetçileri işe bu ‘çıraklık’ dönemiyle ve parlamento stajlarıyla başlıyor çoğu kez.
Gençlere eğitim ve üretim olanakları sağlamanın yanı sıra, bunu paylaşabilecekleri iletişim ortamları sunmak da çok değerli. Internette gençler bunu kendileri yapıyor. Ancak geleneksel medyanın da gençliğin sorun ve özlemlerine - intiharlar ve günün popüler konusu satanizmin ötesinde - yer ayırması önemli.
Gençliği, toplumun ‘farklı’ bir kesiti olarak değil de, doğal bir parçası olarak görebilirsek, toplumda daha fazla söz sahibi olmalarını kolaylaştırabiliriz.
cemipek@aol.com
SAYFA BAŞI

|
|

|