
|


Ericsson'dan Tayland masajı ve morali
Ericsson Türkiye'de geçen ay devir teslim oldu. Genel Müdür Ersin Pamuksüzer, koltuğunu Jan Kemvall'e bıraktı. Dün sabah da halef - selef, bir grup gazeteciyle kahvaltı ettiler.
Tayland'dan Türkiye'ye gelen Kemvall'le moral bulduk. Zira Kemvall, 5 yıl önce İsveç'ten Tayland'a tayin edildiğinde, bizim bugünkü ekonomik durumumuza benzer bir bunalımın, Asya krizinin tam göbeğinde bulmuş kendini. "Tayland'da geçirdiğim son yıl olan 2001'de ise mobil telefon pazarı bir yıl öncesine göre ikiye katlanmıştı, ekonomi canlıydı, herkes mutluydu" diyen Kemvall bunlar da geçer havasında. Anlayacağınız kriz yönetimi onu ürkütmüyor. Bu konuda deneyimli. Bizlerin de bu tür bir morale ihtiyacı var.
Halef Kemvall, Tayland'ın en krizli döneminde edindiği birikim ve deneyimi Türkiye'nin krizli ortamında uygularken ünlü Tayland masajından da bir biçimde yararlanır mı?
Selef Pamuksüzer'inki tümüyle espriydi, ama birikimlerimizin hangi ortamda ve ne tür bir formatta açığa çıkacağını önceden kestirmemiz mümkün mü? Tayland masajı da, krizli telekomünikasyon sektörümüze belki de hiç aklımıza gelmeyen bir biçimde duhul edebilir. Zaten her espride bir gerçek payı yok mudur?
Hayatını 3'e bölüyor
46 yaşındaki Pamuksüzer bundan sonra ne yapacağını sorduğumuzda "Kendimi yarı emekliye ayırdım. Hayatımı üçe bölüyorum" diyor ve kompartmanları şöyle özetliyor:
1) Ericsson'da Yönetim Kurulu üyeliği ve Ericsson Avrupa - Ortadoğu - Afrika bölgesi pazarlama yöneticileri için hazırlanan işadamlığı geliştirme programlarının organizasyonu ve sponsorluğu.
2) Turkcell'in ve Çukurova Grubu'nun telekom yatırımlarına danışmanlık.
3) Kendi özel işleri.
Bu 3. madde, Pamuksüzer'in sahibi bulunduğu inşaat şirketine daha fazla zaman ayırmasından, "Türkiye krizden nasıl kurtulur?" diye kafa yorduğu sosyal faaliyetlere, geniş bir yelpaze oluşturuyor.
"Türkiye'de vatandaşlık bilinci nasıl geliştirilebilir?"
2 boyutlu sorumsuz
Bir süredir Pamuksüzer'in gündemindeki ana konulardan biri de bu ve kendisi biz Türkleri 2 boyutlu sorumsuz buluyor:
* Verdiğimiz verginin takipçisi olmadığımız için.
* Devletin bizlere verdiği hizmetin de takipçisi olmadığımız için.
Pamuksüzer'e göre Türkiye'de vatandaşlık bilincini geliştirme yönünde bugüne kadarki çabalar, genelde hep elitler arasında oldu. Benzeri görüşte olan elitler bir araya gelerek kendileri söyledi, kendileri dinledi. Elit olmayan grupları ve asıl en önemlisi, gençleri bu işin içine katmak şart. "Hem nüfusumuzun çoğunluğunu gençler oluşturduğu için, hem de bir yaştan sonra karakterlerimiz ve zamanı kullanma biçimimiz kemikleştiği için, 30 - 35 yaşın üzerindekiler zor değişir. Ama gençlerin de benimseyeceği bir girişim, Türkiye'ye vatandaşlık bilincinde sıçrama yaptırabilir."
Mobil internet
Biraz da Ericsson'a dönersek... Telekomünikasyon sektörü geçen yıl dünyada kötü bir yıl geçirdi. Türkiye ise bizim krizimiz durgunluğa tuz - biber ekti. Sektör yüzde 40 - 45 küçüldü. Ericsson da bundan nasibini aldı. Erken kalkan, hızlı yol alır misali, Turkcell'in toplamı 3 milyar doları bulan altyapı yatırımlarının erken tamamlanmış olması da geçen yılki küçülmede etkili oldu.
Ericsson Türkiye'nin 2000 yılında 1.5 milyar dolar mertebelerinde olan cirosu, geçen yıl 750 milyon dolara geriledi.
Yeni genel müdür Kemvall, mobil ve genişbant internet iletişiminde iddialı. Ericsson'un sepetinde sektörü peşinden sürükleyecek yenilikçi çözümler olduğunu söylüyor.
mtamer@milliyet.com.tr
SAYFA BAŞI

|
|

|