15 Nisan 2002 Pazartesi


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  
·  SERİ İLAN  

 




Aşure olduuummm!

Büyülü ilk öpüşme tecrübemin hakkını yemek istemem ama yediğim ilk aşure hayatımdaki en şehvetli keşiflerden biriydi

     Tatlılara karşı hiçbir zaman özel bir ilgi duymasam ve "varoluş" krizi anlarımda bir kutu çikolata ve bir tabak domates soslu makarna arasında her zaman ikinciyi tercih etsem de, bu tatlıya karşı hemen bir yakınlık duydum. Evet, çünkü bence bu tatlıyı icat eden neşeli ve fantezisi renkli biri olmalı... Hatta kafası biraz karışık. Zaten orijinal insanlar hep çok sempatik olmuşlardır!
     Komşularımdan biri bana bir kase getirmişti ve "İşte bu aşure" diyerek tanıttı. Belki de içinde "ş" harfinin oluşu kelimeyi komik kılıyordu. Ya da komşum böyle bir tipti... Bilemiyorum ama kaseyi büyük bir neşeyle kabul ettim. Yalnızca rengini beğenmemiştim. Ne olduğunu anlayamıyordum. Daha sonra, beğensek de beğenmesek de hepimizin sahip olduğu "hayvani dürtülerim" ortaya çıktı ve kaseye burnumu yaklaştırdım. Tarçın kokusunu içime çektim ve dayanılmaz bir istekle kaşığı daldırdım: "Aman tanrım! Burada fasulye var! Bu ne peki? Nohut! Ya bu kırmızı "inciler"? İnanamıyorum, nar taneleri! Portakal mı? Hayır, portakal kabuğu! Siyah minik topçuklar ne anlama geliyor?" "Kuşüzümü" diye açıkladı sevimli komşum, gülerek. "Kuşüzümü" kelimesini kendime göre kendi dilime çevirdim. Ve siyah topçukları "kuşların üzümleri" olarak adlandırma fikrini tatlı ve şiirsel buldum. Merakla daha önceden hiç tatmadığım bir kaşık aşureyi ağzıma götürdüm.
     İtiraf etmeliyim ki, her ne kadar büyülü ilk öpüşme tecrübemin hakkını yemek istemesem de, hayatımda yaşadığım en şehvetli keşiflerden bir tanesiydi! Fasulye ve nohutların yumuşaklığı ağızda eriyerek, fındıkların krokan tadıyla ve kuşüzümünün hafif ekşisiyle karışıyor, buğday taneleri ve kuru incirin de tadı eklenip krema ile birleşince mükemmel bir tatlı haline dönüşüyordu!
     O günden sonra restorana gidip de tatlı sırası gelince ısrarla "Aşure var mı?" diye soruyordum.
     Yıllar geçmiş olmasına ve aslında aşurenin en lezzetlisinin evde yapıldığını öğrenmiş olmama rağmen hâlâ bu tatlının restoranlarda "Türk tatlı spesiyalitesi" olarak sunulmamasına şaşıyorum!
     Benim oğlum da küçükken aşureyle çok ilgilenirdi. Tombul parmaklarını kremaya daldırır ve bir cerrah titizliğiyle tüm malzemeleri teker teker çıkarırdı. Sonra da renk sırası ya da kendi kriterlerine göre tabağın etrafına malzemeleri dizer, düzgünce tüm taneleri ayırıp kremayı sade olarak yerdi. Kasedeki krema bittikten sonra malzemelere geçer, birer birer ağzına götürdükten sonra beğendiklerini yiyip beğenmediklerini de tabağa geri koyardı. Ona ne kadar aşurenin güzel tarafının "sürprizlerle dolu" oluşu olduğunu anlatmaya çalışsam da, benim tedbirli oğlum hep emin yolu tercih etti!
     Yıllardır Türk mutfağının birçok sırrını öğrenmiş olmama rağmen aşure hazırlamayı hiç denemedim. Zamanla arkadaşlarım, benim bu ufak "tutkumun" farkına vardılar ve en marifetlileri her aşure hazırladıklarında bana birkaç kase getirmeyi alışkanlık haline getirdiler. Bazıları ise kafamın karışık olduğu anlarda anlattıklarımla eğlenerek, benimle dalga geçiyorlar: "Aman Allah’ım, Donatella! Tam aşure oldun seeeeennnnnnn!"
     
     Yazara e-mail
     



 PAZAR


"20 yıldır adı geçen çapkınlardanım"
İnternetten gelen Rus gelin
Hem Bruno hem Burhan
İşte Gamze Cosmopolitan
Çok sesli, çok meslekli koro
Şarabın başkenti Bordo
Maçka’daki Viyana
Sessiz filme canlı müzik!
Homo homini pezevenkus
Ortaköy’ün Neşesi
Akıllanmayan ördek mektubu
Harikalar diyarı Ritz
Kudüs, ah Kudüs!
Aşure olduuummm!
Mahsun Kırmızıgül sosyetede, yazar Demir Özlü defilede
Mavinin altındakini bile bile kırmızıyı seçmek
Kilisede cinsel devrim


 SAYFA BAŞI 





© 2002 Milliyet