
|


Filistin kaç para eder?
Sisteme göre, ‘akıl’ ve ‘değer’ ancak piyasada tanımlı... Piyasa dışında olanın kıymeti yok. Dünya sağının yeni dili bu. Afganistan ve Filistin bu yüzden kıymetsiz, olmasa da olur yani
"İsrail devletinin ekonomisi var. Üretiyorlar, satıyorlar. Filistin’de böyle bir şey yok."
Başkan Yardımcısı Donald Rumsfeld’in lafları bunlar. CNN’de Larry King’in programında söylüyordu önceki gün. Bir "sadede gelme anında", asıl meseleyi açıkladığının altını çizen kısık bir ses tonuyla konuşuyordu. "Filistin bir şey satmadığına, orada para dönmediğine göre... Yani anlarsınız işte, olmasa da olur" der gibiydi sanki.
Bir - iki ay önce ABD Savunma Bakanı Colin Powell da müzik kanalı MTV’de dünya gençlerinin sorularını cevaplarken benzer laflar ediyordu:
"Dünyada bir ticaret sistemi var. Biz Afganistan’ı bu global sisteme sokmak istedik. Böylece ABD onlara bir şey satabilir. Belki biz de onlardan bir şey almayı isteyebiliriz."
Yeni çağ cüzzamı Dünyada, gevşek Amerikan aksanıyla "terörizme karşı savaş" tabir edilen bir savaş başladı. İnsanlık sanki şapşal bir ilkokul piyesinin içine düşmüş gibi. Savaşın hedefi terörizm değil oysa. Savaşın hedefi, "kazançlı olmayan" toplumlar, insanlığın "kâr getirmeyen" bölümü ya da efendilerin ticari çıkarları neresini gerektirirse... Yani bu savaş, bir dil oyunu üzerinde duruyor.
Savaş büsbütün pervasız olmasın diye bulunmuş sihirli ve her şeyi meşrulaştıran bir kavram terörizm. Vücutlarına bomba bağlayıp kendilerini İsrail’de patlatan Filistinli genç kadınlar, savaşı ve onun dilini kuran efendilerin dilinde "terör" adlı, insanı manyak eden bir hastalığa tutulmuş gibi tarif ediliyorlar. Böylece şiddet, otomatik olarak içeriksizleştirilmiş oluyor. Gerekçeler örtülüyor ve "terörist" yeni çağın cüzzamlısı ilan ediliyor. Yeni çağ cüzzamının son teknolojiyle tedavisi ise cüzzamlının ve cüzzamı yarattığına inanılan toprakların imhası. Tıpkı Ortaçağ’ın son teknolojisiyle yapıldığı gibi!
Sisteme göre, kendisine muhalefet eden, kendisi dışında duran hiçbir öznenin "aklı" yok. Akıl, ancak piyasanın içinde var. "Değer" ise ancak piyasada belirleniyor. Piyasaya dahil olmayan hiçbir şeyin değeri yok. Sisteme dahil değilsen tanımsız ve tarifsizsin. Çünkü tanımların yapıldığı egemen dil, sistemin efendilerine ait ve o dil dışında başka bir dilde konuşmak veya o dile karşı gelmek de "yeni çağ cüzzamına" tutulmak manasına geliyor. Yani Powell’ın ya da Rumsfeld’in ima ettiği gibi, olmasanız da oluyor.
Muhalefetin dili: Ölüm Murat Belge Radikal’de "Bugünün dünya sağı" diye bir yazı yazdı. "Sağ eskisinden fazla sertleşti" dedi. Bush ve Şaron’un ön planda durduğu dünya sağının bütün dünyada yeni bir cephe oluşturduğunu söyledi. İşte bu sağ, öyle beter bir şey ki, kendisine karşı bir gücün tarifini imkânsız kılan bir mantığı ve dili var. O dilde kendine karşı olanı "muhalif" diye değil de "terörist" diye tarif ediyor ve bunu bütün dünyaya kabul ettirebiliyor. Yukarıda Powell ve Rumsfeld’in dilinde de açıkça görülen pervasızlığını muhalefetin cılızlığından alıyor elbette. Ama, her şey karşıtını doğurur kuralına göre, böyle bir sağın denk ağırlıkta bir karşı kuvvet doğurması icap ediyor. Bekliyoruz bakalım!
Peki ya ölümün bir muhalefet aracı haline gelmesi? Time dergisinin haberine göre, yüzlerce Filistinli genç kadının intihar bombacısı olmak için sıraya girmesi...
Sistem, karşı olanların dilini öyle bir boğuyor ki, onların elinde kendi bedenlerinden başka bir şey kalmıyor belki. Hayattan yana olanların ölümü bir araca dönüştürmesi... Olacak şey değil. Ama oluyor işte.
ecetem@hotmail.com
SAYFA BAŞI

|
|

|