
|



Toprak ve cam
Mustafa Ağatekin, Ankara Galeri Artı’da açılan sergisinde Anadolu Selçuklu Sanatı’nın izlerini günümüze taşıyor.
DİLEK ŞENER
Mustafa Ağatekin, doğanın yapıtaşı toprağı, yaşamının atmosferiyle kaynaştıran genç seramik sanatçılarımızdan. Sadece toprağa biçim vermekle kalmıyor aynı zamanda yüzyıllardır nice uygarlıkları yaşatan bu kutsal varlığın üzerindeki yaşamları da sanatında irdeliyor. Geçmişten günümüze ulaşan somut veriler ışığında geleceğin görüntülerini resimliyor. Sanatçının amacı tarih sayfaları arasına dağılan gizemleri, bugünün dünya sorunlarıyla aynı düzleme taşımak. Böylece gerek teknik gerekse kurgu açısından, tarihsel yolculuğun ona getirdiği birikimleri, evrensel boyuta taşımaya çalışıyor.
Selçuklu Sanatı’nda karşılaştığımız "insan figürü" onun yapıtlarının ana sorunsalı. Ağatekin’in seramiklerinde çıkış noktasını oluşturan "Selçuklu Figürü" günümüz insanının görüntüleriyle yeni anlamlara yöneliyor. Bugünün "insan manzaralarını" geçmişin izleriyle örtüştürüyor. Seramik sanatının son yıllardaki hızlı gelişimi ve bu sanata olan ilginin artması sonucu oluşan ortamı, kendi sanatında yeni yaratıları beslemek için bilinçli olarak kullanıyor.
Sanatçının yapıtlarında seramik kendi bedeninden sıyrılarak her birinde farklı bir dramın oluştuğu "insan yaşamlarına" ait görüntülere dönüşüyor. Seramik yüzeylerde adeta bir kaos yumağının düğümleri arasına sıkışan bedenlerde, insanlığa ait geleceği görmeye çalışıyoruz. Acaba Ağatekin, sanatçı sezgilerini kullanarak geleceği bugüne mi taşıyor? Günden güne yığılan kültürel, siyasal ve sosyal karmaşa içinden çıkılamaz duruma gelmişken bu şekilde düşünmemek elde değil.
Mustafa Ağatekin’in seramik üzerindeki yeti sınırlarının genişliği hemen göze çarpıyor. Akrilik, guaş ve füzenle kağıt üzerinde başlayan "desen" araştırmalarını seramik yüzeylere aktarıyor. Füzenin kağıt üzerindeki etkisi yerini seramiklerde resimsel bir tada bırakıyor. Boya pigmentlerinden elde ettiği tebeşirlerle çamurun biçimlediği yüzeyleri bir araya getiriyor. Bir bakıma seramiğin özünü kullanarak yüzeyi tuval gibi değerlendiriyor. Yanı sıra camın arasına sıkışan seramik hamurunda özgünlüğünü ortaya koyuyor. Bu çalışmaları, cam içi seramik olarak da tanımlayabiliriz. Cam ve seramik hamuru bir araya gelerek fırınlama sırasında tek bir bedene dönüşüyorlar. Serginin en önemli ve ilgi çekici çalışmaları olan bu yapıtlar için diyebiliriz ki Ağatekin "şamotlu çamur" ile çıktığı yolculuğun nereye varacağını kesin olarak bildiği farklı yönlerini özgürce deniyor. Ve tarihe açtığı parantezde, insan siluetlerine gizlenen geleceğe dair görüntülerle bizleri yüzleştiriyor.
Galeri Artı
(0312)466 52 83
Bitiş tarihi: 20 Nisan 2002
KÜLTÜR & SANAT


Resim ölmedi yaşıyor
Çok dinlenenler
Haberiniz olsun
Çok izlenenler
Çok okunanlar
Erkeklerden politika, kadınlardan gerilim
Bebelere klasik müzik
Tarık Ali’nin işi zor!
Matematikçinin trajik serüveni
İstemek yetmiyor
Sonsuz aşkın uğruna
Bir tarih platformu...
"Bu kitapta herkes kukla"
Yurttaş anıtlar
Işıklı yolda yürüyecek
Büyümüş de anne olacakmış!
Tasarım takıya ruh verir
Yasak ve acı elma
Mavi kutudan çıkanlar
Sly yine polis!
"Psikopatlığın çoğu zarar azı yarar"
Toprak ve cam
Bıçak sırtı kahkaha
Kısa filmlere koşun!
Ünlü fotoröportajlar
Tarih zevkimiz
Maalouf’un uzaktan aşkı
"Aşk İksiri"nin lezzeti
Doğu’ya Batılı bakış
Konsantre Rousseau alır mıydınız?
Haftanın albümleri
Sanat: "11 Eylül’den sonra"
İsrail ve Filistin’de kültür sanat...
Yeni yayınlar
SAYFA BAŞI

|
|

|