
|


Kürt ve İslam
TÜRKİYE'NİN çözemediği iki mesele: Etnik problem olarak Kürt meselesi... Siyasi problem olarak din - laiklik sorunu.
İşte bir taraftan Güneydoğu'daki HADEP'in gücünden kaygılıyız. Öbür taraftan irtica paranoyası sürüyor...
Bu kritik ve karmaşık problemlere sosyolojik gözle değil de, yalın duygularımızla bakmamız, işi daha da zorlaştırıyor.
Önce PKK'nın son 18. Kongresi'nin çok önemli olduğunu ve hiçbir şeyin değişmediğini belirtmeliyim. Hiçbir ılımlılaşma yok... Yine "Parçalar" retoriğiyle Pan - Kürdizm yapılıyor; yani üç devletin sınırlarının değiştirilip bir Pan - Kürt devletinin yaratılması! Yine silahlı terör tehdidi...
Apo'nun mahkemedeki ılımlı konuşmasının bir değişim değil, bir taktik olduğu belli... İleride HADEP'teki ılımlılar da tasfiye edilirse şaşmayalım...
* * *
HADEP'İN ılımlı kanadındaki isimlerle görüşmelerimde, kentleşme ve iç göç sebebiyle Türklerin ve Kürtlerin, tarihtekinden daha fazla iç içe geçtiğini anlatırım.
Ilımlılardan Ahmet Türk'ün söylediklerini hatırlıyorum:
- Kırsaldan kente göçen, göçürülen aileler perişan. Ama buna rağmen tekrar köye, mezraya dönmek istemiyorlar.
PKK şehirleşme ve iç göç olayının bir entegrasyon süreci olduğunu gördüğü için, son kongresinde "köye dönün" diye karar çıkardı!
Şehirleşme, sosyolojik olarak entegrasyonu güçlendiriyor ama Kürt olma duygusunu kaldırmıyor, hatta bir süre için keskinleştiriyor bile...
Kürt hareketi bir yandan radikalleşiyor: Entegre olmamış gettolarla, henüz sosyal ilişkilere girmemiş gençlerle, yurtdışındaki yani Türkiye realitesinden uzaktaki 'diyaspora' ile...
Öbür yandan ılımlılaşıyor: Bu güçlenen sosyolojik entegrasyonu gören ve içinde yer alan kitleler böyle... Kürt olmanın yanında işadamı, memur, işçi, sigortalı gibi sosyo ekonomik; Müslüman olmak gibi manevi; vatandaş olmak, sağcı, solcu olmak gibi siyasi kimliklerin fark edilmesi de etnik kimliği dengeliyor, ılımlılaştırıyor.
* * *
GÜNEYDOĞU'DA HADEP dışında sadece SP ve AK Parti'nin varlık gösterebilmeleri çok iyi incelenmesi gereken bir sosyolojik tablodur.
Güneydoğu ile, bu İslami bağa ilaveten, neden liberal ve sosyal demokrat bağlar kuramadığımızı da iyi araştırmalıyız.
Özerk Bask bölgesinin İspanya bütünlüğü içinde muhafaza edilmesinde Katolik kilise hiyerarşisi ile Sosyalist Parti'nin nasıl bir rol oynadığını hiç merak ettik mi?
Sosyologların tesbiti: "Kişinin kimlikleri (dini, etnik, ekonomik, mesleki, sınıfsal, siyasi) çoğaldıkça bunlardan bir veya birkaçının aşırılaşması öbürlerini frenler."
Acaba devletin irtica paranoyasıyla yaptığı işler, Kürt kimliğiyle sisteme yabancılaşma hisseden kitleleri bir de muhafazakar kimlikle yabancılaştırıyor mu?!
Peki kentleşme İslami akımları nasıl etkiliyor?
Bu konudaki bazı sosyolojik verilerden yarın bahsedeceğim.
Şimdilik şunu belirteyim: Kentleşen, dışa açılan, ticarileşen bugünkü Türkiye'de, eski ideolojik tortularla ne sorunları anlayabiliriz, ne çözümler üretebiliriz.
t.akyol@milliyet.com.tr
SAYFA BAŞI

|
|

|