17 Nisan 2002 Çarşamba


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  
·  SERİ İLAN  

 




Internet neden bizi korkutuyor?

     Geçen yıl Cumhurbaşkanı Sezer’in veto ettiği RTÜK yasa tasarısının TBMM Anayasa Komisyonu’nda kabulü üzücü bir gelişme. Internet bu yüzyılın en etkin iletişim mecrası olacak. Son on yılda inanılmaz bir hızla gelişen bu yeni medya, geleneksel iletişim araçlarına kıyasla farklı özellikler taşıyor.
     Telefon değil, televizyon değil, ama benzer ihtiyaçları karşılıyor. Gazete değil, dergi değil, ancak bu işlevi de taşıyabiliyor. Mağaza değil, banka değil, buna rağmen her iki tarzda hizmet verebiliyor. Kahvehane veya sosyal bir buluşma noktası değil, yine de bir sohbet ortamı sunabiliyor.
     Radyo Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) yasa tasarısını kaleme alanlar da bu şaşırtmacalara aldanmış olacak ki, Basın Kanunu’na eklenen bir maddeyle, internetin diğer basın yayın organlarıyla aynı muameleye tabi tutulması söz konusu.
     Bu konuyu bir yerden hatırlayabilirsiniz: Aynı tartışmalar geçtiğimiz yıl da yaşanmıştı. Şimdi olduğu gibi Mayıs 2001’de de, kamuoyunda internetin RTÜK dışına alınması için bir kampanya başlatmıştı. O tarihlerde Cumhurbaşkanı Sezer, yasa tasarısını internetin gelişimine aykırı olduğu gerekçesiyle veto etmişti.
     Söz konusu 4676 sayılı kanunun internetle ilgili maddelerinde bir yıl içinde değişiklik yapılmadan Anayasa Komisyonu’nda kabulü ve Meclis Genel Kurulu’na sevki gerçekten düşündürücü. Eğer kanun Meclis Genel Kurulu’nda onaylanırsa, internet yayıncılığı ciddi darbe alabilir. Pek çok site kapanma tehlikesiyle karşı karşıya kalabilir.
     Aslında bu yasanın uygulanabilirliği de şüphe götürür. Çünkü kabulü halinde, yeni açılacak her site için valilikten izin alınması ve güncellenen sayfaların sürekli izlenmesi öngörülüyor. Bu pratikte pek mümkün değil. Denetçilerin her an her yerde olmaları da imkansız görünüyor. O zaman da suça zemin yaratabilecek her türlü sanal mekanın, örneğin sohbet odalarının, kapatılması mı önerilecek?
     İşin diğer ilginç bir boyutu da, tüm bu tartışmaların bu yılki Internet Haftası etkinlikleriyle eşzamanlı olarak yaşanması. Bir yandan internetli Türkiye dokuzuncu yaş gününü kutluyor, öte yandan henüz internet çağının gerçeklerinden bihaber birtakım yaklaşımlar sürüyor.
     Üstelik Türkiye aynı dönemde, e - Avrupa projesi çerçevesinde kendi ilerleme raporunu AB’nin ilgili kurumlarına iletmiş durumda. AB Genel Sekreterliği’nce hazırlanıp mart sonunda sunulan ilk e - Türkiye raporu, Türkiye’nin bilgi teknolojileri kullanımındaki karnesini ortaya koyuyor. Raporun daha kapsamlı hale getirilmesi doğrultusunda temenniler bulunsa da, ülkemizin Başbakanlık koordinasyonunda ve çalışma grupları bazında e - Avrupa çalışmasına dahil olması önemli bir gelişme.
     Ümidimiz Meclis’in internetin Türkiye’nin kalkınma misyonuna ne denli fayda sağlayacağı konusunda daha bilinçli davranması: Kısaca, internetin RTÜK çerçevesinden çıkarılıp, özel bir yasa kapsamında değerlendirilmesi. Amaç interneti bir suç yuvası haline getirmek değil. Ancak, interneti kör - topallaştırdıktan sonra ondan hayır beklemek de mantıksız.
     Türkiye’nin 21. yüzyıldaki hayallerine ne oldu? Verim, şeffaflık, bilgiye hızlı ulaşım gibi konuların önceliği nerede? Enerjimizi, internete çelme takmak yerine, onu nasıl daha etkin kullanabileceğimize yönlendirsek, bu yeni platform Türkiye’nin kalkınma misyonuna güçlü bir omuz verebilir.
     
     cemipek@aol.com
     




 SAYFA BAŞI 





Taha AKYOL
Kürt ve İslam

Çetin ALTAN
"Söylemeye gerek yok, insanlık salak biraz"

Melih AŞIK
Beypazarı’ndan

Fikret BİLA
Hortum işleri

İpek CEM
Internet neden bizi korkutuyor?

Hasan CEMAL
Ecevit'li DSP seçimde ne yapar?

Güneri CIVAOĞLU
Liderin ayakları

Abbas GÜÇLÜ
Hangisi yalan söylüyor? DİE mi, MEB mi?

Hurşit GÜNEŞ
Çırpınırdı kurlar...

Nail GÜRELİ
Geometri, evren, Tanrı

Sami KOHEN
Tepkide ölçü...

Mehmet Y. YILMAZ
‘Hırsız var’ demeden önce düşünmek şart!

Meliha OKUR
TOBB’da denge hesabı

Tuncay ÖZKAN
Yok mudur durduracak bu futbol kepazeliğini

Hasan PULUR
Dedikodu tatlı şeydir...

Meral TAMER
Beyoğlu'nun sinema ile artan büyüsü

Ece TEMELKURAN
Filistin: Muhalefetin ölüm dili

Tamer HEPER
Önümüzdeki günler zor

Güngör URAS
ABD’de paranın yumuşağı da var serti de

M. Ali BİRAND
Hollanda ve Belçika hâlâ direniyor...

© 2002 Milliyet