17 Nisan 2002 Çarşamba


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  
·  SERİ İLAN  

 




‘Hırsız var’ demeden önce düşünmek şart!

     Bilgi Üniversitesi’ne, Şişli Belediyesi tarafından kiralanan Kuştepe’deki binalarla ilgili olarak ilginç bir tartışma yaşanıyor.
     Önce Milliyet muhabiri Esra Kurt’un yaptığı araştırmanın sonuçlarını aktarıyorum...
     Fikirtepe’de bir gecekondu denizinin ortasındaki binalar, Şişli Belediyesi tarafından yıllığı 1 milyon liradan üniversiteye 49 yıllığına kiralanmış. Kiralanan alan içinde bulunan ve Şişli Belediyesi tarafından Kültür Merkezi olarak inşa edilmeye başlanmış ancak yarım kalmış bina, üniversite tarafından tamamlanmış. Boş bulunan ikinci parselde de üniversite, yeni hizmet binaları inşa etmiş...
     Daha sonra İçişleri Bakanlığı Mülkiye Müffettişleri, İhale Kanunu hükümlerine aykırılık buldukları bu kiralama işleminin iptalini ve belediyenin zararının tazmini için gerekli yasal işlemlerin başlatılmasını istemiş.
     
Bedava verseler alınmaz...
     Tartışma da buradan çıkıyor: Belediyeye (ve dolayısıyla halka) ait bir bina böyle düşük bir fiyattan bir özel üniversiteye kiraya verilmeli mi?
     Nitekim Şişli Belediyesi de bu fikirde olmalı ki üniversiteden istediği kirayı artırmak için girişimlerde bulunmuş.
     Üniversitenin yer aldığı Kuştepe’nin 7 yıl önceki halini bilenler için boş bir tartışma!
     Söz konusu yer "Bedava versen almam" diye reddedebileceğiniz bir yer. Bölgenin genel yapısına ticari gözle bakarsanız, burası yatırım yapılacak en son yer olabilir.
     Zaten Şişli Belediyesi de büyük iş merkezlerinin inşa edilmesinin moda olduğu bir dönemde bile burada Kültür Merkezi yapmak için harekete geçmiş, ancak bunu da tamamlayamamış.
     
Bölge birden canlandı
     Şimdi üniversite, o binalardan çıkartılırsa nelerin olabileceğini görmek çok kolay... Kısa sürede harabeye dönüşecek dev binalar ve her türlü kanunsuzluğun gerçekleşmesine açık bir serseri yatağı...
     Öte yandan üniversitenin bölgede bulunmasının halka sağladıkları da var. Üniversitede çalışan birçok kişi bölgede oturuyor, öğrenci trafiği nedeniyle alışveriş arttı ve dolayısıyla dükkan kiraları yükseldi. Üniversitede okuyan öğrenciler bölgedeki halkın çocuklarına ücretsiz dil kursları veriyor. Üniversitenin kültürel faaliyetleri bölge halkına açık ve ücretsiz... Ayrıca Şişli Belediyesi çalışanlarının ve Kuştepe’de yaşayanların çocukları bu okulu kazandıklarında karşılıksız bursla okuyabiliyorlar. Belediye istediği takdirde üniversitenin salonlarını ücretsiz kullanabiliyor.
     Kısaca 7 yıl öncesine kadar harabe durumundaki bir bina ve hiçbir zaman kullanılmayacak bir arazi, bugün bir eğitim ve kültür mekanına dönüşmüş bulunuyor.
     
Tarihi yapılar kullanılsa...
     Bu tabloya bakıp "Hırsız yakaladım" diye ortalığa dökülmek de kanımca sadece bizim ülkemizde olabilecek bir durum.
     Benzeri bir durum Cibali’deki 120 yıllık tütün fabrikasının Kadir Has Üniversitesi’ne tahsisinde de yaşanmıştı. Ayakta zor duran bir harabeye dönüşmüş binanın bir de restorasyondan sonraki halini görmenizi çok isterim... Tarih, yaşayan bir mekana dönüşmüş ve son derece ciddi bir eğitim faaliyeti bu sayede sürdürülebiliyor.
     İstanbul’da bu durumda belki yüzlerce bina var. Onları yaşanır ve kullanılır hale getirmek hep bildiğimiz imkansızlıklar nedeniyle mümkün değil. Özel üniversiteler, şehir dışındaki dağa taşa milyonlarca dolarlık özel kampüsler inşa edeceklerine bu binaları ücretsiz olarak alıp onarsalar ve kullansalar hem tarihimiz kurtulacak hem de kentin kuş uçmaz kervan geçmez mahalleleri canlanacak.
     "Türkiyeli Dobu"lar için şunu da belirteyim ki hiçbir özel üniversitede ders vermiyorum, ortaklığım yok, sahipleriyle tanışıklık dışında bir çıkar ilişkim yok...
     Biraz "Stoacılık" olacak ama Marcus Aurelius’u bu vesileyle bir kez daha analım: "Yalnızca doğru davranarak mutlu olabilirsin, doğru davranmak ise, kendi türünden olanlara karşı anlayışlı olmak; algılamadan kaynaklanan arzuları alt etmek; algıladığın dünya hakkında gerçekçi bir yargı oluşturmak demektir."
     
     mehmet.yilmaz@milliyet.com.tr
     




 SAYFA BAŞI 





Taha AKYOL
Kürt ve İslam

Çetin ALTAN
"Söylemeye gerek yok, insanlık salak biraz"

Melih AŞIK
Beypazarı’ndan

Fikret BİLA
Hortum işleri

İpek CEM
Internet neden bizi korkutuyor?

Hasan CEMAL
Ecevit'li DSP seçimde ne yapar?

Güneri CIVAOĞLU
Liderin ayakları

Abbas GÜÇLÜ
Hangisi yalan söylüyor? DİE mi, MEB mi?

Hurşit GÜNEŞ
Çırpınırdı kurlar...

Nail GÜRELİ
Geometri, evren, Tanrı

Sami KOHEN
Tepkide ölçü...

Mehmet Y. YILMAZ
‘Hırsız var’ demeden önce düşünmek şart!

Meliha OKUR
TOBB’da denge hesabı

Tuncay ÖZKAN
Yok mudur durduracak bu futbol kepazeliğini

Hasan PULUR
Dedikodu tatlı şeydir...

Meral TAMER
Beyoğlu'nun sinema ile artan büyüsü

Ece TEMELKURAN
Filistin: Muhalefetin ölüm dili

Tamer HEPER
Önümüzdeki günler zor

Güngör URAS
ABD’de paranın yumuşağı da var serti de

M. Ali BİRAND
Hollanda ve Belçika hâlâ direniyor...

© 2002 Milliyet