17 Nisan 2002 Çarşamba


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  
·  SERİ İLAN  

 




Filistin: Muhalefetin ölüm dili

     Sistem, karşı olanların dilini öyle bir boğuyor ki, onların da elinde kendi bedenlerinden başka bir şey kalmıyor belki. Hayattan yana olanların ölümü bir araca dönüştürmesi... Olacak iş değil. Ama oluyor işte...
     
     Pazartesi günkü "Filistin Kaç Para Eder?" yazısı böyle bitiyordu.
     İntihar saldırılarını "onaylayan" değil, ama anlamaya çalışan bir cümleydi bu. Zira, sistemin bütün organlarıyla "muhalefetin içeriksizleştirilmesi" için gayret ettiği; sistemin kendinden başka bir şeyin varlığını yok sayan diliyle kendisine karşı olanları "cüzamlı" ilan ederek "hasta- manyaklara" dönüştürdüğü söyleniyordu yazıda. Böylece aykırı seslerin boğulduğu... İşe bakın ki, aynı gün Le Monde gazetesinde Filistin asıllı aydın Edward Said de "sistemin dili" meselesini açmış. CNN'in intihar saldırılarını yüzlerce kez verdiğini, buna karşın Filistinli aydınların konuşturulmadığını yazıp şöyle devam etmiş:
     "ABD'nin süper güç olduğu bir ortamda, bu süper gücün hikayesini, politikasını ve kültürünü kavrayamıyorsak, hakkında derin bir bilgiye sahip değilsek, siyasi açıdan da sorumlu hareket etmemiz imkansız. Hatta bu gücün diline de hakim değilsek!"
     
Nasıl bir dil bu peki?
     Mesela televizyonlarda bir süre Afganistan yeryüzü cehennemi olarak gösterilir. Bu arada ortalama insanların kafasına burasının temizlenmesi gereken bir pislik olduğu fikri güzelce yerleştirilir. Sonra 11 Eylül olayının hemen ardından, "Ladin'i arıyoruz" diye pata küte Afganistan'daki sivil halka giriştiğinizde, bu ülkenin "iğrenç" olduğuna inanmış beyinler sizden bir kanıt istemez. Hemen ardından bir ABD enerji şirketinin eski bir çalışanını da oraya devlet başkanı yapıp ilkokul piyesi tadında devlet törenleri düzenlersiniz ve kimse "Kardeş siz Ladin'e bakmıştınız galiba. Ne oldu?" diye sormayı unutur. Çünkü artık televizyonlar Ladin'den bahsetmiyordur.
     
     Ya da Filistinli intihar bombacılarını Filistin ile ilgili olup biten tek mesele gibi gösterirseniz bu bombacıların "cennete gitmek için insan öldüren müslümanlar" olduğuna inanır bütün dünya. Cenin'den, Ramallah'tan, Batı Şeria'dan alınan bütün görüntüler uzaktan, genel çekimken İsrail'de yakın çekim acı çeken yüzleri gösterirseniz insanların beyinlerine "İsrailliler acı çekiyor" cümlesi kazınır. CNN'de mesela, Filistinli intihar bombacısının evini dışarıdan gösterip "Kutlamalar evde devam ediyordu" derseniz artık Filistinli herkes "öldürülmesi gereken cüzamlılar" haline gelir. Bu işler bu kadar kaba, bu kadar çizgi film zekasındadır.
     
Lanetlemeden bir dakika
     Elbette intihar bombacıları "onaylanacak bir eylem" yapmış değillerdir, ama böyle derin bir çaresizliği bir kez bile tatmamış insanlar olarak eylemleri "lanetlemeden" önce bir dakika durup düşünmek icap eder.
     Bir dakika dedim de... Barış Girişimi Hareketi'nin başlattığı "Filistin için bir dakika karanlık" eylemi sürüyor. Saat akşam dokuzda ışıklarınızı açıp kapayınca "Biz sistemin yalanını yemedik" demiş oluyorsunuz. Eliniz yorulmaz, konforlu eylem yani. Ha, dünya yerinden mi oynar? Oynamaz. Ama televizyonda bir içecek reklamı var. Çocuklar mahallenin ışıklarını yakıp söndürüyor ve Dünya Kupası'na katılan Türkiyeli futbolcular "Bir ses duydum galiba" diyerek uzak bir ülkeden cama çıkıyorlar. Biliyoruz, "Futbol asla futboldan ibaret değildir". Ama bu ışık kapama işi futbol için yapılıyorsa Filistin için de yapılabilir. Zira hayat da asla futboldan ibaret değildir. Ve Filistin'de bir çocuk "Bir şey duydum galiba" diyebilir. İyi gelebilir.
     
     Düzeltme: Pazartesi günkü yazıda Rumsfeld ve Powell'ın sıfatları niyeyse yanlış yazılmış. Kusura bakmayınız.
     
     ecetem@hotmail.com
     




 SAYFA BAŞI 





Taha AKYOL
Kürt ve İslam

Çetin ALTAN
"Söylemeye gerek yok, insanlık salak biraz"

Melih AŞIK
Beypazarı’ndan

Fikret BİLA
Hortum işleri

İpek CEM
Internet neden bizi korkutuyor?

Hasan CEMAL
Ecevit'li DSP seçimde ne yapar?

Güneri CIVAOĞLU
Liderin ayakları

Abbas GÜÇLÜ
Hangisi yalan söylüyor? DİE mi, MEB mi?

Hurşit GÜNEŞ
Çırpınırdı kurlar...

Nail GÜRELİ
Geometri, evren, Tanrı

Sami KOHEN
Tepkide ölçü...

Mehmet Y. YILMAZ
‘Hırsız var’ demeden önce düşünmek şart!

Meliha OKUR
TOBB’da denge hesabı

Tuncay ÖZKAN
Yok mudur durduracak bu futbol kepazeliğini

Hasan PULUR
Dedikodu tatlı şeydir...

Meral TAMER
Beyoğlu'nun sinema ile artan büyüsü

Ece TEMELKURAN
Filistin: Muhalefetin ölüm dili

Tamer HEPER
Önümüzdeki günler zor

Güngör URAS
ABD’de paranın yumuşağı da var serti de

M. Ali BİRAND
Hollanda ve Belçika hâlâ direniyor...

© 2002 Milliyet