
|


Hem Bruno hem Burhan
Bruno Meier, Türkiye’ye birkaç haftalığına gelmişti ama 16 yıldır burada yaşıyor. Meier’in kartvizitinin bir yüzünde Bruno, diğer yüzünde Burhan yazıyor
TUBA AKYOL
İsviçreli Bruno Meier için Türkiye, tekneyle çıktığı dünya turunun duraklarından biriydi sadece. Ama bu durakta tahmin ettiğinden hayli uzun kaldı Meier. 16 yıldır Türkiye’de yaşayan, bu arada Türk vatandaşlığına geçerek Burhan Mayar adını alan Meier şimdi Port Göcek’in genel müdürlüğünü yapıyor. İş dışındaki hayatında ise yine denize açılıyor, tüple dalıyor, tekne maketi yapıyor, minyatür ağaç yetiştirme sanatıyla ilgileniyor, Harley Davidson’ıyla geziyor ve Gökova’daki evinde artık işe yaramadığı için başı boş bırakılan eşekleri besliyor.
Türkiye’ye ilk ne zaman geldiniz? 1986’da geldim Türkiye’ye. Buradan Kızıldeniz’e geçecektik. Kuşadası’ndan başlayıp Antalya’ya kadar koyları gezdik. Sonbahar bitmek üzereydi. Kızıldeniz’e mi gitsek, kışı Türkiye’de mi geçirsek derken o kış Fethiye’de kaldık. Paraya ihtiyacımız olunca önce Göcek’te bir şirkete girdim, sonra Sunsail’de çalıştım. Kaptanlık, teknik müdürlük derken genel müdürlüğe kadar yükseldim. Şimdi de Port Göcek’te genel müdürüm..
Ve Türk vatandaşı oldunuz. Burhan Mayar ismini nasıl seçtiniz? Burhan adını Bruno’ya benziyor diye seçtim. Soyadımı telefon rehberinden buldum. Bir arkadaşıma Mayar’ın anlamını sordum, "Macar’dan geliyor olmalı" dedi. Çok hoşuma gitti. İsviçre’den geldim, Türkiyeli oluyorum ve soyadım da Macar anlamına geliyor.
Bunca yıl denizden hiç uzak kalmamışsınız. Nereden geliyor sizdeki bu deniz tutkusu? İsviçre’de göl kıyısında büyüdüm. Suyu çocukken de çok seviyordum. İyi yüzerim, tüple dalarım, tekne kullanırım. İsviçre’de deniz biyolojisi okudum. Okul bitince kendime 12,5 metrelik bir katamaran yaptım. Gerisini biliyorsunuz, denize açıldım.
İki yıl boyunca dünya denizlerini kendi yaptığınız katamaran ile mi gezmiştiniz? Evet. Her ihtiyacımızı karşılayan ama hiç lüksü olmayan, tamamen ekolojik bir tekneydi. Benzin ya da mazot kullanmıyorduk. Teknedeki her şey rüzgar, güneş ve su enerjisiyle çalışıyordu. Buzdolabı için su ve rüzgar kullandık mesela. Balık ve eti salamura yaparak sakladık. Yüzde 100 temiz bir katamarandı.
Şimdi tekneniz var mı? Bir gün Marmaris tarafında tüple daldığımda bir batık gördüm. Batığın ölçülerini aldım. Ölçülerden bir plan, plandan da bir maket yapıp bir tersaneye aynısını yaptırdım. Adı Ömer Hayyam’dı. Onu da geçen yaz sattım, o parayla Harley Davidson aldım.
İsmini bilen, çağrılınca gelen eşekler...Köylülerin kaderine terk ettiği eşeklere sahip çıkan Bruno Meier: "Tıpkı köpek gibi bizi takip ediyor, isimlerini biliyor, çağrılınca geliyorlar. Birlikte yürüyüşe çıkıyoruz"
Kedi, köpek, kuş tamam da, eşek beslemek nereden aklınıza geldi? Gökova’da orman içinde, taş bir evim var. Bir gün yolda üç eşek gördüm. Biliyorsunuz artık köylülerin traktörleri var, eşeğe eskisi kadar ihtiyaçları yok. Bu yüzden onları beslemek istemiyor, başı boş bırakıyorlar. Bir gün sonra eşeklerden biri ölmüştü. Diğerlerinin de yaşama şansı düşüktü, zaten biri yaralıydı. İşte o zaman bir pikapla eşek kurtarma operasyonu düzenledik. Aldık eve getirdik. Yaralı olan da bir süre sonra düzeldi. Alba ve Anita bizimle yaşamaya böyle başladılar.
Peki ya üçüncü eşek, Knulp? Knulp, Hermann Hesse’nin bir roman kahramanının adı. Tıpkı o kahraman gibi berduştu bizim eşek de. Onu karım buldu. O erkek, Alba ve Anita ise dişi.
Eşek beslemek, köpek beslemek gibi mi mesela? İsimlerini biliyorlar mı? Evet, isimlerini biliyorlar. Alba ve Anita zaten bize çok alıştılar ve onlar için yaptıklarımızı anlıyorlar. Knulp da yavaş yavaş adını öğrendi. Eşekler çok zeki hayvanlar, hızlı öğreniyorlar. Biz onları bağlamıyoruz. Diledikleri gibi gezip tozup eve dönüyorlar. İsimlerini duyunca da geliyorlar. Tıpkı köpek gibi bir yere gittiğimizde bizi takip ediyorlar. Yürüyüşe çıktığımızda ya da piknik yaptığımızda bizimle birlikte geliyorlar.
Beraber doğa yürüyüşü yapıp pikniğe mi gidiyorsunuz? Evet. Ama piknik yapacağımız zaman nevaleyi onlar taşıyorlar. İki heybe aldım ben, onlara yüklüyoruz yiyecekleri. Bir de her bayram köyümüzde yaşayanlara ufak hediyeler veriyoruz karımla beraber. İşte un, şeker gibi yiyecek şeyleri paket yapıyoruz, yüklüyoruz eşeklerimizin sırtına, kapı kapı dolaşıp hem bayramlaşıyoruz hem de hediye dağıtıyoruz. Alba, Anita ve Knulp işe de yarıyorlar yani.
Port Göcek Genel Müdürü Meier: "Burada denizatı üretebiliriz"
Hayvanları seviyorsunuz, ekolojik tekneleri tercih ediyorsunuz ve Göcek’deki marinanın genel müdürüsünüz. Oysa yat limanları pek çevreci değildir. Port Göcek çevreci bir marina. Bizim ana şirketimiz Enternasyonel Turizm çevreye duyarlı bir şirket. Ben de öyleyim. Denk geldi yani, birbirimizi bulduk.
Port Göcek’in farkı ne? Türkiye’de, hatta Akdeniz’de genel olarak bütün marinalar ve limanlar beton mendirekle kapalı bir alan yaratıyorlar. Beton, su sirkülasyonu tamamen engelliyor. Port Göcek dünyanın üçüncü yüzer dalgakıranlı yat limanı. Yani bizim marinanın altında su sirkülasyonunu devam ediyor. Suda doğal yaşam devam ediyor. Ben Port Göcek’in çevreci projelerde yer almasını da isterim. Mesela burada denizatı üretebiliriz.
Bu arada kıyıda da bir proje yürüyor. Otel falan yapılacak değil mi? Marina, tekneler için otopark demek. Oysa biz burası yaşamak için bir mekan olsun istiyoruz. Teknesini marinada bırakan biri, karada da eğlenebilsin. İki yıl içinde beş yıldızlı bir otel, butikler, kafeler, barlar, plaj, yüzme havuzu, restoranlar, su sporları merkezi ile çok farklı bir atmosfer olacak. Önünden kanal geçen villalar yapılacak. Tekneyi marinada bırakıp karaya ayak basmadan botla eve gidebileceksiniz. Şu anda zaten bar, Swissotel’in butik oteli falan var. Mayıs başında büyük plajı da açıyoruz. Orada da Swissotel’in işleteceği bir restoran-bar var.
Çekek yerindeki koku, toz, gürültü tatil köyü ortamını bozmayacak mı? Genellikle çekek yeri ve marina iç içe olur. Port Göcek’in avantajı çekek yerinin, kıyının uzak bir köşesinde olması. Bu bizim önemli bir avantajımız. Hedefimiz önce Akdeniz’in, sonra dünyanın en iyisi olmak.
PAZAR


"20 yıldır adı geçen çapkınlardanım"
İnternetten gelen Rus gelin
Hem Bruno hem Burhan
İşte Gamze Cosmopolitan
Çok sesli, çok meslekli koro
Şarabın başkenti Bordo
Maçka’daki Viyana
Sessiz filme canlı müzik!
Homo homini pezevenkus
Ortaköy’ün Neşesi
Akıllanmayan ördek mektubu
Harikalar diyarı Ritz
Kudüs, ah Kudüs!
Aşure olduuummm!
Mahsun Kırmızıgül sosyetede, yazar Demir Özlü defilede
Mavinin altındakini bile bile kırmızıyı seçmek
Kilisede cinsel devrim
SAYFA BAŞI

|
|

|