18 Nisan 2002 Perşembe


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  
·  SERİ İLAN  

 




Şarabın başkenti Bordo

Geçen hafta yeryüzünün en güzel şaraplarının üretildiği Bordo’da, beş gün süren bir tadım maratonundaydım. 2001 rekoltesinin ilk şaraplarını tattık, şatoları gezdik, bağlarda dolaştık...

     ŞİŞEDEKİ BALIK / MEHMET YALÇIN

     Havalimanına indiğiniz anda bir şarap diyarına geldiğinizi anlıyorsunuz. Önce sizi plastikten dev şarap şişesi biçiminde reklamlar karşılıyor. Dışarı adım attığınızda ise daha sevimli bir sürpriz var: Binanın hemen önünde, başka yerlerde çimenlik olabilecek yarım dönümlük bir toprak parçasına dikilmiş, gerçek bir bağ karşılıyor insanı... Burası Bordo (Bordeaux), yeryüzünün en büyük ve en eski kaliteli şarap bölgesi...
     Bordo şarapları 19. yüzyılda bu şarapların en iyi müşterileri olan İngilizlerin baskısıyla kalite sınıflandırmasına tâbi tutulmuş. Ve en iyi şarap veren bağlar "Grand Cru" olarak tescil edilmiş. Grand Cru’ler her zaman sıradan şaraplara göre daha yüksek fiyatlara satılmış, krallar, kraliçeler ve asilzadeler tarafından tercih edilmiş.
     İşte bu bağların ve içindeki şatoların sahiplerinin kurdukları Bordo Grand Cru’leri Birliği’nin davetlisi olarak, 2001 şaraplarının tadımı için Bordo’dayım. Bu tadımlar her ilkbaharda yapılıyor ve dünya şarap basınının önde gelen isimleri çağrılıyor. Benim ilk kez katıldığım bu yılki tadımda da 60 civarında gazeteci vardı.
     Fransa’nın güneybatı sahilindeki Bordo kenti okyanusa dökülen Garonne nehrinin iki yakasında kurulu. Nehirle okyanus arasında bir dil gibi uzanan devasa bölge, "sol yaka" adıyla anılan, Medoc. Bu bölgenin ismi, Latincede "Suların arasında" anlamına gelen "medio aquae" deyiminden türemiş. Sahillerdeki çam ormanları okyanustan esen sert rüzgârları kesiyor ve nehirle okyanus arasında ılıman, nemli bir "mikro-klima" oluşturuyor. Bu ortamda üzümler çok iyi olgunlaşıyorlar. Bu bölgenin çakıllı topraklarında beyaz Semillon, Sauvignon ve Muscadelle ile, siyah Cabernet Sauvignon, Cabernet Franc, Merlot, Petit Verdot ve Malbec üzümleri yetişiyor. Sol yaka şarapları, Cabernet Sauvignon’un gücünden dolayı tok, baharlı, uzun yıllar eskitilmeye uygun şaraplar. Burunda özellikle siyah kuşüzümü ve sedir ağacı kokusu hissedilen şaraplar bunlar.
     Bir de "sağ yaka" var. Irmağın sağına düşen, St. Emilion ve Pomerol bölgeleri... Buralarda iklim daha karasal, araziler daha az eğimli, genelde taban arazileri. Ağırlıklı olarak Merlot yetiştiriliyor, Cabernet Franc ve C. Sauvignon onu izliyor. Buraların kırmızı şarapları daha ince, daha kısa ömürlü ve daha meyvemsi. Erik tadı özellikle hissediliyor.
     Bordo’nun dünyanın birçok diğer kaliteli şaraplık bölgelerinden ayrılan tarafı, işte bu iki yakada da yüzyıllar boyunca bağların toprak analizlerinin, güneşi ve rüzgârı alma açılarının, eğimlerinin vb. bağ bağ incelenip onlara göre en iyi sonuç verecek üzüm kombinasyonlarının bulunmuş olması. Bir kere "optimumölar belirlenince, kanunlarla o bölgede üretim belli kurallar içine alınıyor ve bölge etiketleri ancak bu durumda kullanılabiliyor.
     
     2001’ler çok iyi
     Bordo Grand Cru şaraplarının genel bir ortak özellikleri, yıllanmaya uygunlukları. Ne kadar yıllanma potansiyeline sahip olduklarını ise, o yılki rekoltenin koşulları belirliyor. Mesela filanca yıl yaz puslu ve serin geçiyor, üzümler yeterince güneş alıp olgunlaşamıyorlar. Bu durumda şarap biraz ham oluyor. Ya da sonbaharda çok yağmur yağıyor, asmalara su yürüyor, üzümler fazla sulu olduğundan şarabın kıvamı düşük oluyor. Bunlar şarabın ömrünü kısa kılan özellikler. Böyle senelere "kötü sene" deniyor. İyi senelerde ise, yaz boyu gündüzler güneşli, akşamlar serin oluyor. Üzüm bir ısınıyor, bir üşüyor. Sonbaharda yağmur pek yağmıyor. Bu durumda üzümler çok iyi olgunlaşıyor, bu üzümlerden yapılan şaraplar yüksek alkol, asit ve konsantrasyona ulaşıyorlar. Bordo’da o yüzden her yıl farklı, kimi yıllar kötü, kimileri vasat, kimileri iyi, kimileri de olağanüstü...
     İşte bu açılardan 2001 iyi bir yılmış. Üzümler iyi olgunlaşmış, güçlü şaraplar vermişler. Bu yılın diğerlerinden farklı bir özelliği ise, tüm bölgeler için iyi olması. Genelde sol yaka için iyi geçtiğinde sağ yaka için kötü olan, ya da tersi gerçekleşen senelerin aksine, 2001 rekoltesi her bölgede homojen bir iyi sene olmuş.
     Bordo Üniversitesi Şarapbilimi Fakültesi’nin efsanevi profesörü Pascal Ribereau-Gayon’dan sıralarda öğrenciler gibi oturarak dinlediğimiz bu bilgilerden sonra, tadım için Bordo’nun ünlü beyazı, Sauternes’in (Sotern) bölgesine yollandık. 2001 Sauternes’leri gerçekten enfesti. Henüz fıçılardan yeni çekildikleri, filtre edilmedikleri için bulanık sarıydılar ama, zaten kehribar renklerini yıllar sonra alacaklardı. Burunda kayısıdan yasemine, baldan kır çiçeklerine kadar uzanan zengin bir koku paletleri vardı. Tadımın ardından "içim" amacıyla Sauternes’lerin kralı, dünyanın en kıymetli beyaz şarabı olan Château d’Yquem’de ağırlandık. Kaz ciğerli kanepeler eşliğinde, henüz içilebilir kıvama gelmiş 96 Yquem’leri yudumladık. Yquem, şarap değil, adeta bir parfümdü...
     
     Beyazlar çok aromatik
     Beni asıl şoke eden ise, PessacLeognan ve Graves bölgesinin sek beyazları oldu. Sauvignon Blanc ağırlıklı olan, Semillon üzümüyle gövde kazanıp, Muscadelle üzümüyle de hafif bir aroma takviyesi yapılan bu şarapların olağanüstü tropik meyve aromaları, benim için çok şaşırtıcıydı. Yöre şarapçıları bunun, Sauvignon üzümlerinin yeterince olgunlaşabilmesi sayesinde olduğunu söylediler. Yemeklerde, aynı bölge beyazlarının iyi yıl mahsulü daha yaşlılarını içtik. Zaman zaman bizim freeshop’larda gözüken Château Latour-Martillac’ın 94’ü ve Domaine de Chevalier’nin 86’sı, inanılmaz güzellikte beyazlardı. Bunları tadınca, bazı Fransızların "Kırmızının iyisi Bordeaux’dan, beyazın iyisi de Burgonya’dan çıkar" önyargılarının hiç de haklı olmadığını düşündüm.
     Beş gün boyunca o bölge senin, bu bölge benim 2001 örneklerini tadıp durduk. Margaux, Pauillac, St. Estephe, St. Julien, St. Emilion, Pomerol gibi bölgelerin kalburüstü örneklerini karşılaştırdık. Sol yakadaki Medoc bölgesi şatolarının aristokrat ama biraz serin atmosferini de, sağ yakanın köy usulü şaraphanelerinin mütevazı sevimliliğini de yaşadık.
     "St. Emilion’un mücevheri" Château Cheval Blanc’da, şatonun olağanüstü 2001’ini tadarak noktaladığımız bu yorucu maratonun sonunda bende ne mi kaldı? Öncelikle, 2001 rekoltesinin biraz daha dinlendikten sonra gelecek sene piyasaya sürülecek şaraplarının alınıp, yıllar sonra içilmek üzere mahzene kaldırılabileceği... Ama daha derin bir gözlem olarak, şunu söyleyebilirim: Avustralya, Kaliforniya, Güney Afrika gibi "Yeni Dünya" ülkelerinin şarapçılığı ne kadar atak yaparsa yapsın, Bordo şaraplarının zarafetlerine, armonilerine, yıllandıkça damağı bir ipek gibi okşayan kıvamlarına ulaşmaları çok ama çok zor görünüyor... Bordo şarabı efsanesi, boşuna değil...
     



 PAZAR


"20 yıldır adı geçen çapkınlardanım"
İnternetten gelen Rus gelin
Hem Bruno hem Burhan
İşte Gamze Cosmopolitan
Çok sesli, çok meslekli koro
Şarabın başkenti Bordo
Maçka’daki Viyana
Sessiz filme canlı müzik!
Homo homini pezevenkus
Ortaköy’ün Neşesi
Akıllanmayan ördek mektubu
Harikalar diyarı Ritz
Kudüs, ah Kudüs!
Aşure olduuummm!
Mahsun Kırmızıgül sosyetede, yazar Demir Özlü defilede
Mavinin altındakini bile bile kırmızıyı seçmek
Kilisede cinsel devrim


 SAYFA BAŞI 





© 2002 Milliyet