18 Nisan 2002 Perşembe


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  
·  SERİ İLAN  

 




Kudüs, ah Kudüs!

Kudüs inançların şehridir. İnsanlar inançlarının etrafında bugüne kadar çok şiddetli kavgalar vermiştir ve vermektedir

     Yeryüzünün ve Mezopotamya’nın en eski şehirlerinden biri midir? Tartışılıyor. Tartışmaya katkısı olacak kazılardan biri şu anda yapılıyor. Kutsal şehrin altına kanallar açıldıkça, İsrailliler kral (peygamber) Davud ve Hazreti Süleyman’ın Kudüs’ünü giderek keşfettiklerini rapor ediyor. Filistinliler de kutsal şehrimizin altını oyuyorlar diye feryadı basıyorlar. Yeruşalayim: Sulh selamet yeri; ama şehrin üç bin yıllık tarihinde ne sulh var ne de selamet.
     Bugünkü kavga da şehrin tarihinin ve karakterinin Yahudilik vurgulanarak çarpıtılması veya tamamen Araplıkla aynileştirilmesi etrafında dönüyor. Hıristiyan cemaatler de taraf tutmaya başladılar. Rum-Ortodokslar Filistin Araplarını tutuyor; zaten kalabalık bir Ortodoks Arap cemaati de var. Ermeniler ise İsrail’in tarafını istilzam ediyorlar. Kudüs Babillilerin, İranlıların, İskender ordularının ve Selevkosların hütmünde kaldı. Milad sıralarında İbranice artık sadece ibadet ve edebiyatta kullanılıyordu. Tüm Yakındoğu’yu Aramca istila etmişti. Yahudilerin dini olmasa, dilleri de bu benzer dilin karşısında eriyip gidecekti. Hazreti İsa dahi Aramca konuşuyordu. Bugün Süryaniler, İsa’nın konuştuğu dille ibadet etmekten gurur duyarlar. İki bin yıl evvel bölgeye hükmeden Arami halkın tek kalıntısı bugün bu cemaat.
     
     Çatışma olmasa da sürtüşme hep vardı
     Ortadoğu dilleri ve etnik grupları yutuyor çünkü hepsi birbirine benziyor. Ama dinleri pek yutmuyor. Üç semavi din bütün mezhepleri ve ibadet biçimlerine rağmen farklılık duvarını koruyor. Üç dinin insanları Kudüs’te her zaman çatışma içinde olmasa da sürtüşme içinde olmuş. Aslında bugünün Filistinlisiyle Tevrat’ın İbranisi arasında ne kadar kopukluk var bilemeyiz. Müslüman fetihleri Araplaşmayı da birlikte getirmiştir.
     Kudüs, Haçlıları da gördü; şehir boştu, mahzundu, suriçinde kendileri oturuyordu sadece. 100 yıl kaldıkları yerde Doğu’nun ne dinini ne kültürünü almadan gittiler. Batı Avrupalı muhafazakardır. Müslümanlar kadar Doğu’nun Hıristiyanlarına da dikenlerini gösterir.
     Başka bazı şehirler hakkında da bir alay efsane ve menkıbe vardır; ama Kudüs inançların şehridir ve insanlar inancın etrafında pek şiddetli kavgalar vermiştir ve vermektedir. Tevrat’taki fasıllar ve kavgalar gerçek mi demeyin; çoğu bugünkülere ideolojik temel oluyor. İsraililer, Araplardan "İsmail’in kaba saba oğulları" diye bahsediyor; İsmail’in oğullarının da İsrailoğulları için neler dediği malum. Aralarındaki münaferete rağmen; Avrupalı tipi ırkçılığa henüz ulaşmış değiller ve pek tez vakitte olmasa da sulh mukadder. Biz Türkler gibi halden anlayanların da görevi sulhü getirmeye gayret ve aracılık olmalıdır.
     Osmanlı yıkılınca Kudüs’te sınır kavgaları başladı
     Kudüs 1517’de Osmanlı mülküne katıldı; bu vakte dek Mısır Memlüklerin elindeydi. Memlük adı üstünde Kafkasyalı-Türk soydan köle asker ve komutanların devletidir; bunlar yönettikleri Mısır’la mesafeli adamlardı; kuşkusuz Filistin ve Suriye ile de... Bu tabirleri laf ola kullanıyorum. Çünkü Filistin’in tarihi, sınırları ne; bunu münakaşasız çizen tarihi coğrafyacı daha görülmemiştir. Roma devri Antakya ve Suriye’si İslam coğrafyasının Biladüsşamı bütün bu eyaletleri içerirdi. İsrail milliyetçisinin, Eretz İsrail (yani Arz-ı İsrail)’i neresidir? Sorulara verilen cevap hep değişir; 400 sene bölgedeki yetmiş çeşit cemaat ve etnik grubu tutan imparatorluğumuz, birinci büyük harbin girdabında çatırdayıp yıkılınca bu sınırlar vahim kavgaların nedeni oluyordu.
     Osmanlı dönemi, Kudüs’ün bugünkü görünümünün ve yapısının oluştuğu dört asırdır. Kudüs surlarını Kanuni Sultan Süleyman Han yaptırdı; buna binaen cadde de büyük padişahın ismini tanıyan "Hameleh HaŞlome", Mescidül Aksa, Kubbetüs Sahra; şehrin sebil ve mescitleri, mahkeme binası hepsinde bir üslubun, yani Osmanlılığın izleri görülür. Filistin ülkesinin tarihindeki en sakin dört asır. Son Osmanlı asrında üstelik zenginlik ve eğitim seviyesinin yükselmeye başladığı görülüyor.
     Modern kesimde Yafa Caddesi’ndeki eski Osmanlı imparatorluk armalı Kudüs Belediyesi, 1917 aralık ayında biten Türk Osmanlı hakimiyetinin tanığıdır. Bu bina "ölü güveyin evi" diye bilinir. Tam düğün günü ölen bir zengin Arap ailenin oğlu için yapılmış. Uğursuzluğundan kimse kullanmayınca bizim belediyeye kalmış. Yeni Kudüs ve Halil Yolu anlaşılan bize de uğur getirmedi. Burası 1947’ye kadar zengin Arapların konaklarıyla doluydu. Eski Arap malları ne zaman nasıl tazmin edilecek, bu hala bir sorun.
     Araplar 1517’de belki İngiliz desteğiyle gelen bir bağımsızlık bekliyorlardı ama cevap Kudüs’ün öbür sakinleri için yayımlanan
     ve Yahudi yurdunu müjdeleyen "Balfour" bildirgesi oldu. 30 yıllık Britanya mandası; beceriksizlik, ikiyüzlülük ve merhametsizliklerle dolu bir kötü yönetim örneğidir. Tek hayırlı yanı şehrin mimarisini koruyan beyaz taş kullanımı zorunluluğunun konmasıdır. Yahudiler ve Araplar çatıştı. Her zamanki hazırlopçu tavırlarıyla Müfti Hüseyni’nin adamları Almanlara yanaştılar; Yahudiler de İngiltere’yi var güçleriyle desteklediler. Savaşın sonunda İngiltere, Arapların adaletsiz davranma feryatlarını yatıştırmak için, toplama kamplarından çıkan hasta ve aciz çocuklarla dolu bir gemiyi Filistin’e sokmamak gibi malum hödüklüklerinden birini daha yaptı. Çocuklar telef oldu ama öbür taraftan Filistin’e her gece gemiler mülteci boşaltıyordu.
     
     Son olaylardan sonra İsrail Eski Kudüs’e adım atmıyor
     1948’de İsrail Devleti ilan edildi. 1947 savaşı sonucu bugünkü eski Kudüs, doğusundaki topraklar ve Selahaddin Caddesi, Ürdün’ün elindeydi. 1967 Mart ayında surlardan karşıya yani Yeni Kudüs’e baktığımda bir ıssız sınır şeridi iki tarafı ayırıyordu (şimdi çirkin bir otopark ve David şehri denilen güzel apartmanlarla doldurulmuş). Karşısında ünlü King David Oteli ve yeni Kudüs uzanıyordu. Benim ilk gezimden 3 ay sonra, 6 gün savaşıyla bu sınır kalktı. Batı Şeria ve Kudüs ilhak edildi. Eski Kudüs’te hele cumartesileri İsrailli grupları görürdünüz. Son olaylardan dolayı İsrail ruhen ve fizik olarak yerleşemediği Eski Kudüs’e adım atmıyor. Bazı Yahudi yerleşmeleri dışında 1967 sınırları fiilen yürürlükte. Ne Selahaddin Caddesi’nde ne de Ermeni mahallesi dışında eski şehrin sokaklarında İsrailli görünüyor. Ağlama Duvarı’na (Kotel) dahi Ermeni mahallelerinden geçilerek gidiliyor. Gehonim (Cehennem) vadisinin iki tarafındaki halk çoktan fiilen ve ruhen ayrılmış durumda. Birbirlerinin oralardan çekilmesini istiyorlar. Ama ikisi de bir yere gidemez. Dışarıdan kışkırtanlar ve her iki tarafta da uzlaşma taraftarlarını içten sabote edenler var.
     
Sorunu en iyi biz anlayabiliriz
     Sakin tabiatlı Filistinliler tarihte tasavvur edilemeyecek bir konuma geldiler. İntikam komandosu oldular. Fakirlik ve yurtsuzluktan bezginler. İsrailliler ise İsrailli; dışarıda gördüğünüz Yahudilerden farklı, o toprağın insanları... Çatışma tarihteki 100 yıl savaşları gibi sürebilir. Ama uzlaşmanın ve barışın müreffeh iki yurtlu toplumlar yaratacağı açık. Bazılarının istemediği de bu. Filistin’in suları yetersiz ve şimdiden Arap tarafı susuz kaldı ama ne yaparsa yapsın Yahudi tarafı da su içinde değil... İki tarafın da petrolü yok. Ekilecek arazi ise az. Filistin güzel ama paylaşmanın yolu bu olmamalı.
     Yahudiler eski Kudüs’ten hiçbir şey vermeye niyetli değil. Oysa dar Yahudi mahallesi hariç eski şehri kontrol edemiyorlar. Yerleşmelerin pek de sivil halk yaşamayan bazılarını terk etmeye hazırlar ama elde tutmak istediklerini Filistinliler kabul edecek mi? Filistinliler 1,5 milyon göçmenin eski topraklarına yani İsrail’e dönmesini talep ediyor. İsrail hayır diyor çünkü her taraf Rus dolu. Bu Rusların sadece bir kısmı hakiki Yahudi. Filistin ise kurumuş toprakta milyonluk nüfusuyla nasıl geçinecek?
     Güneyimizde gençler ölüyor. Biz yangını nasıl söndürebiliriz? Biz Kudüs’e ne ABD ne İskandinavya ne de Batı Avrupa gibi bakabiliriz. Ne Şarklılar ne de Garplılar bu coğrafyanın insanlarını anlamıyor; sorunu ciddi mütalaa edersek en doğru biz anlayabiliriz.
     



 PAZAR


"20 yıldır adı geçen çapkınlardanım"
İnternetten gelen Rus gelin
Hem Bruno hem Burhan
İşte Gamze Cosmopolitan
Çok sesli, çok meslekli koro
Şarabın başkenti Bordo
Maçka’daki Viyana
Sessiz filme canlı müzik!
Homo homini pezevenkus
Ortaköy’ün Neşesi
Akıllanmayan ördek mektubu
Harikalar diyarı Ritz
Kudüs, ah Kudüs!
Aşure olduuummm!
Mahsun Kırmızıgül sosyetede, yazar Demir Özlü defilede
Mavinin altındakini bile bile kırmızıyı seçmek
Kilisede cinsel devrim


 SAYFA BAŞI 





© 2002 Milliyet