
|



Festivalde intifada
İstanbul Film Festivali’nin Çağımızın Aynası Sinema: İnsan Hakları bölümünde yer alan 17 filmin dördü Filistinliler üzerine. Diğerlerinin ezici çoğunluğu da mülteciler, göçmen ya da kaçak işçiler üstüne.
Einstein yarım yüzyıl önce "Ne hazin bir çağda yaşıyoruz. Bir önyargıyı ortadan kaldırmak atomu parçalamaktan daha zor," dedi. 21. yüzyıla geçtik ama durum hazinden vahime döndü. Einstein’ın bildiği atom bombası şimdikilerin yanında sapanla atılmış taş kalır! Einstein’ın acısını çektiği önyargılar ise pekiştikleri yetmezmiş gibi mitoz bölünme yoluyla çoğaldı! Daha İkinci Dünya Savaşı’nda yapılan Yahudi soykırımının hesabı kapatılmadan, Yahudilerin Filistinlilerle savaşının hesabı tutulmaya başlandı. Zulümden kaçan vatansız mültecilerin dili, artık, Arapça.
İstanbul Film Festivali’nin Çağımızın Aynası Sinema: İnsan Hakları bölümüne bu yıl seçilen filmlerin büyük çoğunluğu mültecilerin sorunlarını konu alıyor. Bu bölümdeki sekizi belgesel, biri kısa metrajlı on yedi filmden dördü İsrail’in işgal ettiği topraklardaki Filistinlilerin yaşamını anlatıyor. Filmlerin her biri, Filistinlilerin yanı sıra Cezayirliler, Afganlılar, eski Yugoslavya ve eski Sovyetler Birliği halklarının ve elbette Türkiye’nin yaşadığı güncel sorunlara insani açıdan yaklaşıyor.
Einstein ve Yahudi soykırımıyla yazıya başladığımıza göre aynı konuda önemli bir belgeselle devam edelim:
Türkiye’nin yakın tarihinde kara bir sayfayı açıyor "Struma". 1941 yılında, savaştan kaçan Romanya ve Rusya Yahudilerini Filistin’e taşıyan Struma adlı Romanya bandıralı gemi, biri dışında tüm yolcularıyla Karadeniz’e gömüldü. İngilizlerin gemiye Filistin’e giriş izni vermemesi ve Türkiye’ye de yolcuların iltica etmesini engellemesi yolunda baskı yaptığı için "Struma" yetmiş gün bekledikten sonra Karadeniz’e açılmak zorunda kaldı. 24 saat sonra 778 çaresiz mülteciye mezar oldu. Simcha Jacobovici tarafından gerçekleştirilen "Struma" adlı belgeselde geminin Karadeniz’deki bir Alman denizaltısı tarafından torpidolandığı iddia ediliyor. Rahmi Koç Sanayi Müzesi’nin de destek verdiği Sturma batığına dalış çalışmalarına ve olayın sağ kalan tek tanığı David Stoilar’ın ifadesine yer veriliyor.
Filistin belgesellerinden kısa metrajlı "Yaşam Mücadelesi"nde Ghada Terawi İntifada’nın ilk günlerini gösterip İsrail askerlerine taş atan çocukların amaçlarını, düşlerini anlatıyor. Mai Masri "Şatila’nın Çocukları" ve "Düşlerin ve Korkuların Sınırları" adlı orta metrajlı belgesellerinde Beyrut’taki mülteci kamplarında büyüyen genç Filistinliler aracılığıyla ülkesizliğin, yoksulluğun ve baskı altında yaşamanın anlamını duyumsatıyor. Mai Masri, ödüllü belgesellerinde mutsuz insan portreleri çizerek duygu sömürüsü yapmak yerine yaşamın her şeye rağmen devam ettiğini göstermeyi tercih etti.
İsrailli yönetmenler Nadav Harel ve Ramon Bloomberg ise Gazze Şeridi’ni tecrit eden "K Bölgesi"nde balığa çıkamayan Filistinli balıkçıları anlatıyor.
Kaçak ya da göçmen işçi sorununa değinen kurmaca filmlerin her biri, ele aldıkları öyküyü sinema dilini çok iyi kullanarak işleyen ve çok önemli ödüller kazanmış yapımlar. Ebulfazl Celili’nin Locarno Jüri Özel Ödüllü filmi, Afganlı kaçak işçi çocuğun İran’da çalışmasını anlatan "Delbaran" başyapıt düzeyinde. Denis Chouinard’ın Kanada’daki Cezayirli göçmen ailenin dramını anlattığı "Katran Kaplı Melek" 2001’de Monteral’de En İyi Kanada filmi seçildi. Dan Wolman’ın İsrailli orta yaşlı kadınla Etiyopyalı kaçak işçi hizmetçisinin ilişkisini irdeleyen "Yabancı Kızkardeş"i 2000 Kudüs Film Festivali’nde En İyi İsrail filmi ödülünü aldı. İsveçli Geir Hansteen Jörgensten’in ülkesinde bir mülteci kampında kalan, Somalili Ali ile İranlı Mesut’un yolculuğunu anlattığı "Yeni Vatan" ile Berlin, Los Angeles ve Sao Paulo festivallerinde ödüller kazandı. Cezayirli Yamina Benguigui, Marakeş’te Büyük Ödül’e, Toronto’de FIPRESCI Ödülü’ne değer görülen "İnşallah Pazara"da Fransa’da göçmen işçi olarak çalışan kocalarının yanına gelen Cezayirli kadınların uyum sorununa ve ırkçılığa değiniyor. Bir başka Cezayir filmi 1920’li yıllarda bir erkeğin üçüncü karısını alışını anlatan "Kadınların Bekleyişi" Naguel Belouad imzasını taşıyor.
Macar sinemasının ustalarından Peter Gothar "Pasaportöta Ukrayna’dan Macaristan’a gelen bir genç kızın serüvenini eşsiz kara mizahıyla aktarıyor.
İranlı usta Abbas Kiarostami, BM için aileleri AIDS’ten ölen Afrikalı çocukları "ABC Afrika"da anlattı. Genç meslektaşı Ali Şah - Hatemi ise "Barış Zamanı Şarapnelleröde mayın tarlasından hurda toplayarak geçinenlerin öyküsüyle bizi dehşete düşürüyor!
Aynı etkiyi yaratan bir başka film de bizden: Ümit Elçi "Su Damlasına Sığdırılan Yaşamöda F tipi cezaevlerini protesto amacıyla hâlâ süren ölüm oruçlarını ve 19 Aralık 2001’deki jandarma operasyonunu belgesel haline getirdi.
Engin Ayça ise yılan hikayesine dönen Bergama’da siyanürlü altın arama işlemine karşı çıkan köylü kadınların öyküsünü "Ölüler Altın Takmaz" çarpıcı başlığı altında anlatıyor. Önce Eurogold iken sonra Normandy adını alan şirketin yargı kararlarını çiğneyen hükümet tarafından korunup kollanmasına taze taze tanık olduğumuz bugünlerde Ayça’nın belgeseli ibretle izlenmeli.
KÜLTÜR & SANAT


Festivalde intifada
Çok dinlenenler
Haberiniz olsun
Çok izlenenler
Çok okunanlar
Bak, gör, hisset!
İzmir ışık saçıyor
"Kadın yazarlar aşka uzak duruyor"
Polonyalı altı ressam
Tiyatro sahnesinde gerilim
Geleceği parlak
Moda tasarımı
Siparişle Rus gelin
"Onu bir şarkıya sattım"
Doğa sanatın üstadıdır
Dansın Türkçesi
Seherde bir bülbül
Gençlik, aşk ve dans
Önce ne vardı?
Habip Aydoğdu Avusturya’da
Yönetmenler kameranın önünde
"Mikado’nun Çöpleri" Hacettepe’de
Yo Yo Ma’nın müzikal sentezi
Zıp zıp yediler
Zoraki şovmen polisler
Her sinemaseverin başucunda durmalı!
Çağını aşan bir entelektüel!
Teknoloji ile sanat oyunları
Adana’da uluslararası şenlik
Andre Gide ile kısa bir tur
Müzik dünyasından kısa kısa...
Haftanın albümleri
Bu filmler kaçmaz!
Küs kız
Yar bize bir nebze duende, medet!
Kültürüne sahip çıkan Ege
Yeni yayınlar
SAYFA BAŞI

|
|

|