18 Nisan 2002 Perşembe


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  
·  SERİ İLAN  

 





"Kadın yazarlar aşka uzak duruyor"

Mehmet Y. Yılmaz’ın denemelerini topladığı "Kırmızıyı Seçtim Aşk Mavinin Altındaydı" isimli kitabı on gün içinde iki baskı yaptı, üçüncü baskıya hazırlanıyor.

     FİLİZ AYGÜNDÜZ

     Birkaç yıl önce Radikal’deki köşenizde, yazıldığı gün bile sonuna kadar okunmadığını düşündüğünüz köşe yazılarının kitaplaştırılmasını uygun bulmadığınızı söylemiştiniz...
     Hâlâ temel fikrim değişmiş değil. Ama arta kalan zamanlarda yazdığımız yazılar, köşe yazısı formatında olsalar bile klasik gazete köşe yazısı tanımının dışındalar. Benim kitabımdaki yazılar o sınıfa giriyorlar. Onlar benim sadece 25 yıllık meslek hayatımın ya da 6 yıllık gazete köşe yazarlığımın bir sonucu değil. Onlar bir anlamda benim 45 yıllık bütün hayatım...
     
     O zaman kitaplaştırılacak köşe yazıları var, kitaplaştırılamayacak köşe yazıları...
     Evet öyle. Bu kitaptaki 141 yazıyı 2000 küsur yazının içinden Hasan Bülent Kahraman seçti. O 141 yazı ‘deneme’ sınıfına sokulabilir. Deneme bir edebi tür olduğu için elbette kitaplaştırılabilir. Ama diğer yazılar için fikrim değişmedi.
     
     Bu sizin ilk kitabınız. Ne hissettiniz elinize alınca?
     İsmimi 25 senedir basılı olarak görüyorum. Ama bir kitabın üstünde görmek şaşırtıcı tabii... Daha önce hiç yaşamadığım, heyecanlı, değişik bir duygu. Hoşuma gitmediğini söyleyemem. Ama doğrusu, kitabı elime alana kadar bunun nasıl bir şey olduğu konusunda hiçbir fikrim yoktu.
     
     Ertuğrul Özkök, kitabınızla ilgili yazısında evli bir gazetecinin aşk üzerine yazdığı yazıların samimiyetini tartıştı. Siz ne kadar samimiydiniz?
     Tümüyle samimiydim. Ben burada kendimi evli bir gazeteci olarak tanımlamıyorum. Ben her şeyden önce gazeteciyim. Ve bir gazeteci olmanın ötesinde bu yazıları yazarken kendimi bir gazeteci gibi de görmedim zaten. Bu yazıların birçoğu o gün içinde bulunduğum günlük ruh durumundan da bağımsız. Ayşe Arman’ın "Bu yazılar yaşanmış mı yaşanmamış mı?", "Kadınlara yağcılık mı?" gibi soruları vardı. Kitabımı okuduktan sonra bu tür sorular sormanın mümkün olmayacağını düşünüyorum. Yazılarımda her şey çok net ve açık.
     
     Özkök’ün yazısında bu tür yazıların muhattabı kimdir sorusu da vardı...
     Bunlar aşk mektubu değil. Dolayısıyla doğrudan bir muhattabının olması gerekmez. Ama bunlar yaşanmadan mı yazıldı? Hayır öyle değil. Yaşanarak yazıldı. Bu benim hayatım çünkü.
     
     Kitabın adı "Kırmızıyı Seçtim Aşk Mavinin Altındaydı"... Şans, tercih, aşk?
     "Kırmızıyı Seçtim Aşk Mavinin Altındaymış" olsaydı bu cümle, bir şans durumunu belirlerdi. Yani iki seçenek vardı ben birini seçtim, hay Allah aşk öbürünün altındaymış olurdu. Ama "Kırmızıyı Seçtim Aşk Mavinin Altındaydı" cümlesi bilinçli bir seçimi ifade ediyor. Öte yandan kitabın içindeki bütün yazılar aşkın esasen bir seçim meselesi olduğunu anlatıyor.
     
     Yazarların metaforlarıyla konuşuyorsunuz. Ne diyeceğiz biz şimdi size: Gazeteci - yazar, gazeteci, yazar?
     Mesleğim gazetecilik ama yazar olmaya da çalışıyorum.
     
     Meral Tamer köşesinde sizin aşk yazılarınızın artık çok meşhur ve herkesin dilinde olduğunu söyledi. Bu nasıl oldu?
     Nasıl aşk uzmanı oldum, nasıl böyle bir tür aşk doktoruna dönüştüm ben de bilmiyorum. Çünkü böyle bir niyetim yoktu. Aşk yazılarının unutulmaz yazarı olmak gibi bir çabam da olmadı hiç. Ben kendimi böyle tanımlamıyorum ama halk öyle görüyorsa yapacak bir şey yok, şikayetçi değilim.
     
     Yakın zamanda yapılan bu tanımlamaların yine de bir gerekçesi olmalı... Sözgelimi artık daha fazla mı aşk yazısı yazıyorsunuz?
     Daha fazla yazıyor olmamdan ziyade son yıllarda bu tür yazı yazan çok fazla yazar yok. Haşmet Babaoğlu yazıyor, Ahmet Altan, Can Dündar, arada bir Ertuğrul Özkök cesaretle yazamadığını yazıyor, bir de ben...
     
     Verdiğiniz isimlerin hepsi erkek... Politikacıların, yöneticilerin çoğu gibi... Kadınların bazıları bundan şikayetçi. Aşk yazılarındaki erkek egemenliği?
     Kadınların bundan neden rahatsız olduğunu ve erkekler aşka da sahip çıkıyorlar diye niye üzüldüklerini anlayabilmiş değilim. Zaten aşk varsa bunun bir de erkek tarafı olmalı. Eğer lezbiyenlerarası bir aşktan söz etmiyorsak...
     Toplumumuzda yüz birim aşkı ele alırsak bunun elli birimini erkekler yaşıyor, elli birimini de kadınlar...
     
     Yaşamak başka... Onlar yazmak anlamındaki hakimiyetten rahatsızlar.
     Bu eleştiriyi kadın yazarlara yöneltmeleri gerekiyor. Kadın yazarlar kendilerinde erkek rolünü o kadar benimsiyorlar ki, erkek gibi davranmak, düşünmek, erkek gibi politikayla ilgilenmek...
     
     Bu durumda onların yapmadığını biz yapıyoruz mu diyorsunuz?
     Hayır. Biz normal olanı yapıyoruz. Onlar aşktan özel olarak uzak duruyorlar. Bence kadınların rahatsız olduğu egemenlikte sorumlu olan kadın yazarlar. Toplumun maço yapısından kaynaklanan kadını küçük görme eğilimi var. Belki de kadınlar zihinlerinin gerisinde, aşk meşk gibi hafif konuları yazarsam, toplumun o düşüncelerine prim vermiş olurum diye düşünüyorlar. Onun için hep ciddi konularda yazmaya, daha çok şey bildiklerini göstermeye çalışıyorlar. Erkek toplumunda yaşadığımız için erkek yazarların böyle bir kompleksi yok. Ne düşünüyor, hissediyorsak onu yazıyoruz. Özetle sorun erkeklerin aşkı yazıyor olması değil, kadınların yazmaması.
     
     Sizin aşk yazılarınızda alışılmışın dışında bir üslûp var. Daha çok kuramsal, duygu biraz geri planda.
     Dediğim gibi bunlar aşk mektubu değil. Bu yüzden yoğun duygunun o yazıların içinde bulunmaması normal. Ama öte yandan bu yazıları yazarken kendi içimde kopan fırtınalardan da etkilendim.
     
     Yazılarınızda kadınların ayağını yerden kesecek duygusal, süslü betimlemeler yok. Öyle çok yakışıklı olmadığınızı da söylüyorsunuz. Ama birçok kadın yazılarınızı beğeniyor.
     Evet maalesef kendimi çok yakışıklı bulmuyorum. Richard Gere gibi olmak için neler yapmazdım. Yine de kadınlar yazılarımı beğeniyorlar çünkü o yazıların gerçek olduğunu hissediyorlar. Kadınlar da hislerinde yanılmazlar hiçbir zaman. Ben o yazıları kadınlara mesaj göndermek, onlara yaranmak, gönüllerini çelmek için yazmıyorum.
     
     Yazılarınız bilimsel olduğu kadar iyimser de...
     Genellikle iyimser bakarım her şeye...
     
     Yıllar önce bir roman yazdığınızın haberini vermiştiniz. Aşk romanı mı bu?
     Hayır, aşk romanı denemez. Kentli bir insanın kent yaşamından bir kesit.
     
     Bu kitaptan sonra o romana biraz daha yaklaştınız mı?
     Romana yaklaşamıyorum. Çünkü geçimimi sağlamak için yaptığım iş o kadar çok vaktimi alıyor ki, romanı bir ete kemiğe büründürecek zamanı bulamıyorum. Bütün işi yazmak üzerine olan Murathan Mungan dahi romanını tamamlamak için Milliyet Kültür Sanat’taki yazılarına ara veriyor. Benim öyle bir lüksüm yok. Ama ümit ediyorum olacak yakın zamanda.
     
     Kırmızıyı Seçtim Aşk Mavinin Altındaydı
     Mehmet Y. Yılmaz
     İnkılâp Yayınları
     364 s.
     Fiyatı: 8.500.000 TL.
     
     
     
     
     



 KÜLTÜR & SANAT


Festivalde intifada
Çok dinlenenler
Haberiniz olsun
Çok izlenenler
Çok okunanlar
Bak, gör, hisset!
İzmir ışık saçıyor
"Kadın yazarlar aşka uzak duruyor"
Polonyalı altı ressam
Tiyatro sahnesinde gerilim
Geleceği parlak
Moda tasarımı
Siparişle Rus gelin
"Onu bir şarkıya sattım"
Doğa sanatın üstadıdır
Dansın Türkçesi
Seherde bir bülbül
Gençlik, aşk ve dans
Önce ne vardı?
Habip Aydoğdu Avusturya’da
Yönetmenler kameranın önünde
"Mikado’nun Çöpleri" Hacettepe’de
Yo Yo Ma’nın müzikal sentezi
Zıp zıp yediler
Zoraki şovmen polisler
Her sinemaseverin başucunda durmalı!
Çağını aşan bir entelektüel!
Teknoloji ile sanat oyunları
Adana’da uluslararası şenlik
Andre Gide ile kısa bir tur
Müzik dünyasından kısa kısa...
Haftanın albümleri
Bu filmler kaçmaz!
Küs kız
Yar bize bir nebze duende, medet!
Kültürüne sahip çıkan Ege
Yeni yayınlar


 SAYFA BAŞI 





© 2002 Milliyet