
|


Toplumdan bakmak...
LAİKLİK, İslam ve Kürt konuları...
Boğaziçi Üniversitesi'nden akademisyenler Ali Çarkoğlu ile Kemal Kirişçi'nin dış politika hakkında yaptığı kamuoyu araştırmasında bu konularda da önemli veriler var.
Şöyle özetleyebilirim:
Kürt kimliğine sahip çıkanlar bir yandan radikalleşiyor... Mesela birçok konuda genel çoğunluğa göre hayli farklı düşünüyorlar. Bu, 'kategorik ayrışma' gibi çok kaygı verici bir sürecin işaretidir.
Mesela dış tehdit algılaması, HADEP tabanında ve Kürtçe bilenlerde ülke ortalamasına göre çok farklı... İdama en karşı olanlar ve Kürtçe yayını en çok isteyenler de yine HADEP tabanı ve Kürtçe bilenler.
Milli semboller konusunda da benzer bir farklılaşma var.
Öbür taraftan ılımlılaşma süreci yaşanıyor... Kürt kimliğini benimseyenler aynı zamanda Türkiye bütününe daha fazla entegre oluyorlar. Mesela Kıbrıs'a ilişkin soru vesilesiyle anlaşılıyor ki, etnik kimliklere göre federatif yapılanmaya en çok karşı çıkıp etnik ayırım gözetmeden birlikte ve karma yaşamayı savunanlar Kürtler arasında çok yüksek oranlara ulaşıyor.
* * *
TÜRKİYE'DE insanlar "öncelikli kimlik" algılamasında üç ana başlık altında gözüküyor:
Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı: % 34
Müslüman: % 30
Türk: % 27
Kürt: % 3
Halbuki Kürtçe bildiğini söyleyenlerin oranı yüzde 13'tü...
TESEV'de görüştüğüm Dr. Ali Çarkoğlu, Kürtçe bildiğini söyleyenlerin büyük çoğunluğunun kimlik algılamasında "Müslüman" nitelemesine öncelik verdiğini belirtti.
Demek ki, İslam, kesinlikle etnik farkları yumuşatan, kaynaştıran, toplumsal entegrasyona çok olumlu katkıda bulunan bir faktör... PKK'nın İslamı 'feodal' diye aşağılaması bundandır.
Bu bağı gevşetmeli mi? Kendini etnik olarak farklı hisseden bir insan, bir de dindar olarak da mı farklı hissedip arayı açsın?!
Peki ama bu İslam bağı 'laik' vatandaşlık kimliğiyle nasıl bağdaşır?
Din ve laiklik meselesi işte bu noktada toplumsal entegrasyon ve milli bütünlüğümüz bakımından çok önemli... Devlet, maalesef bu meselelere sadece kendi ideolojisi açısından bakmış, sosyal bilimlere itibar etmemiştir.
* * *
İSLAM'IN radikalleşmesi de kamusal alandan devlet eliyle kovulması (mesela türban yasağı) da toplumsal entegrasyona aynı ölçüde zarar verir.
Burada hem resmi, hem İslami ideologların gözetmesi gereken bir husus, kentleşme sürecinde İslam anlayışının daha liberal, çoğulcu ve 'dünyalı' hale gelmekte olmasıdır. TESEV'in araştırması bunu gösteriyor.
Din, laiklik, etnik kimlik gibi konular aşırı ve yanlış genellemelere, duygusal nitelemelere, gerçek dışı yüceltme ve gerçek dışı yermelere çok müsaittir.
Dini olsun, laik olsun radikalizmi besleyen de bu tür aşırı ve yanlış genellemelerle, gerçek dışı yüceltme ve yermelerdir.
Karmaşık gerçeği sezebilmenin yolu, sosyal bilim verileriyle düşünmek, paranoyaya kapılmamaktır.
Doğru politikalar izleyebilirsek, kentleşme, ticarileşme, dışa açılma gibi dinamiklerin kimlik algılamalarını yumuşatıp sosyal ilişkileri yoğunlaştırması hem milli bütünlüğümüz için, hem liberal demokrasi için Türkiye'nin muhteşem bir şansıdır.
t.akyol@milliyet.com.tr
SAYFA BAŞI

|
|

|