18 Nisan 2002 Perşembe


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  
·  SERİ İLAN  

 




Köyde Antigone

     Köy Enstitülerinin kuruluşunun 62’nci yıldönümüydü dün... Anadolu’nun aydınlanması için yakılan ama kısa süre sonra telaşla söndürülen meşalenin ışığında anılar canlandı. M. Asaf Aktan, "Canlandırıcı Eğitim Yolunda" adlı kitapta Savaştepe Köy Enstitüsü’ndeki bir anısını şöyle aktarır:
     "İsmet Paşa Savaştepe’ye gelmişti. Kendisini tuğla ocağına götürüyorduk. Yolda giderken tepeden, şimdi anımsıyorum, Pamukçu’dan Hatice Kolukısa o gün galiba kümes nöbetindeydi, onu çağırdı; geldi. "Ne var torbanda?" dedi.
     O da, "Torbamba peynirim, ekmeğim var, köftem var" dedi.
     "Başka neyin var, göster bakayım!" dedi.
     Torbadan bir de Sophokles’in Antigone kitabı çıktı.
     Antigone’u görür görmez İsmet Paşa’nın gözleri yaşardı. Yanındaki Genelkurmay Başkanı Abdurrahman (Nafiz Gürman) Paşa’ya, "Paşam görüyor musunuz, bu klasikler daha yeni çıktı. Ankara’da bile okunmuyor. Benim çocuklarım okuyor. Köylümüz, şehirlimiz, erimiz, generalimiz ne zaman kitabı da kumanyasına ekleyecek duruma gelirse o gün Türkiye gerçekten kurtulmuş olur" dedi..
     ***
     Ne yazık ki Türkiye kitabı kumanyaya ekleyemedi. Hâlâ teröristlerin evinde ve üzerinde ele geçirilen silahlardan biri olarak sergileniyor kitap.
     
     Şöhreti kötü insanların sevgileri, nefretlerinden daha tehlikelidir.
     
Soykırım dersi
     Bir kez soykırım dedi, hayatı değişti... Sayın Ecevit her gün ya düzeltme ya açıklama yapıyor. Kâh Musevi lobilerinden kâh İsrail’den özür diliyor. Ancak karşı tarafın öfkesi ve tepkisi bir türlü dinmiyor. Acaba buradan kendimize bir ders çıkartıyor muyuz?
     Günaşırı bir ülke parlamentosu bizi soykırımla suçlar. Soykırım anıtı diker. Soykırım filmi çeker. Soykırım haftası düzenler. 1915’te olup bitmiş olaylar için bugünün kuşaklarını suçlar. Ve Türkiye’den hiç ses çıkmaz.
     Soykırımın tepkiyi gerektiren ağır bir suçlama olduğunu nihayet anlayabiliyor muyuz?
     
Uzun evlilik
     Hostes uçak yolcuları arasında yer alan bir çiftin 50’inci evlilik yıldönümlerini kutlamakta olduğunu öğreniyor. Onlara birer dilim pasta ikram ediyor. O arada adama dönüp soruyor:
     - Nasıl geçti 50 yıl?
     - 5 dakika gibi, diyor yaşlı adam. Su altındaki 5 dakika gibi...
     
İrlanda’dan
     İrlanda’da bir gazetenin küçük ilan sayfasından:
     "Komple Encyclopedia Britannica seti... 45 cilt.... Mükemmel durumda... 1000 sterlin ya da daha iyi bir teklifle satılık. Artık gerekmiyor. Çünkü geçen hafta sonu evlendim, aslan karım her şeyi biliyor."
     
Yağma Hasan
     Biz, sayıyı 550 olarak biliyorduk, meğerse 22 bin kişi imişler! TBMM’nin sağlık işlerinden sorumlu İdare Amiri Mehmet Elkatmış dün düzenlediği basın toplantısında açıkladı rakamı... Tam 22 bin kişi milletvekillerine tanınan "kıyak sağlık hizmetleri"nden aynen yararlanıyormuş. Kimi halen milletvekili, kimi eski milletvekili, kimi Meclis’te çalışan personel ve de onların bakmakla yükümlü oldukları kişiler bunlar. Dolayısıyla çıkan yıllık fatura da müthiş; 17 trilyon lira... Yani kişi başına neredeyse bir milyar lira. Arkadaşımız Fahrettin Fidan, Elkatmış’a soruyor:
     - Milletvekillerini biliyoruz...Peki, Meclis personeli ve yakınları da tedavilerini Bayındır, International gibi istedikleri lüks hastanelerde yaptırabiliyorlar mı?
     - Evet. Bu açıdan milletvekili ile herhangi bir personelimiz arasında hiçbir fark yoktur.
     - Meclis’in sağlık merkezi ve bir sürü de doktoru var. Onlar ne iş yapıyor?
     - Orası da ful çalışıyor. Örneğin 2001’de tam 113 bin poliklinik hizmeti vermiş.
     - O zaman 17 trilyonluk sağlık faturasını nasıl izah edersiniz?
     - Bu faturanın tümünü milletvekillerine bağlamak yanlış. Örneğin geçen gün bir bayan personelimiz 5.5 milyar liralık fatura getirdi, tekrar incelenmesi için geri gönderdim. Bazen hastaneler yüksek fatura çıkarıyor. Örneğin en fazla 4 - 5 tahlil yapılması gereken birine 10 - 15 tahlil yapılmış gibi gösteriyorlar...
     -Adam, parasını nasıl olsa devlet ödeyecek diye faturayı kontrol etmiyor. Fatura bedelinin, örneğin yüzde 10’unu hasta öder gibi bir uygulama başlatsanız... Ya da fatura şişiren hastaneleri boykot etseniz...
     - Bunların hepsini düşünüyoruz. Ama özel hastanelerin hemen hepsi fatura şişiriyor. Bunu yapanlarla anlaşmamızı iptal etmeye kalksak gidecek hastane bulamayız...
     
     m.asik@milliyet.com.tr
     




 SAYFA BAŞI 





Taha AKYOL
Toplumdan bakmak...

Çetin ALTAN
Leylek leylek havada, yumurtası tavada...

Melih AŞIK
Köyde Antigone

Fikret BİLA
Malzemeler kesildi ameliyatlar durdu!

Hasan CEMAL
Baykal'lı CHP'nin iktidar şansı...

Yılmaz ÇETİNER
Enflasyonun düşmesi iyi haber mi, kötü haber mi?

Güneri CIVAOĞLU
"Su, toprak" ve "çamur"

Can DÜNDAR
Bir eğitim mucizesi

Hurşit GÜNEŞ
Endekslerin önemi

Sami KOHEN
Süper güç - süz...

Tuncay ÖZKAN
Spor ekonomisi

Hasan PULUR
Biz, bize benzeriz...

Derya SAZAK
Fikret Ünlü'nün isyanı

Meral TAMER
Krizle değişen tüketim alışkanlığımız

Güngör URAS
Hewlett - Packard ile Compaq birleşiyor

Serpil YILMAZ
Kıvrıkoğlu operasyonu derinleşiyor

M. Ali BİRAND
AB toplantısında komik duruma düştük...

© 2002 Milliyet