
|


Enflasyonun düşmesi iyi haber mi, kötü haber mi?
Nazım Hikmet'in şu nostalji dolu şiirinde söylediği gibi "İniyor kayık, çıkıyor kayık" kelimelerinin ahengiyle yaklaşık 30 yıldır "iniyor enflasyon, çıkıyor enflasyon" diye diye çalkalanıp duruyoruz!
Enflasyon ile varlıklarını binlerce kat artıran, şimdi "artık yetti, düşsün şu enflasyon" diyorlar! Ama enflasyonu alaşağı etme çabaları içinde en büyük yükü sade vatandaş çekiyor.
Bakın, şu da bir başka gerçeği Türkiye'nin.
"- Bankalarda, ufak bir tasarruf hesabından gelen 300 - 500 milyon lirayla aylığını bir araya getiriyor. Mümkün olduğu kadar rahat yaşıyorduk. Oğlumuza, kızımıza ceket, pantolon, etek, bluz eşimle kendimize yılda bir kez de olsa alışveriş yapabiliyorduk. Ama şimdi, hem tasarruflarımız yok oldu, bu yol kapandı. Hem maaşlarımız artmıyor ama pahalılık müthiş, enflasyon söyledikleri gibi, 40 - 50 - 60 filan değil, yüzde 90, yüzde 100!"
Bu şikayetleri ekonomistler de biliyor, kabul ediyor ama "rantiyeleri koruyor" diye damgalanmaktan çekiniyor! Ayda 300 - 500 milyon veya 2 - 3 milyar faiz geliri olan vatandaş ülkesine kötülük mü yapıyordu? Varlığı ortadaydı vergisini veriyor, o halde?
Ancak bu sisteme büyük sanayi kuruluşları da girip, işletme sermayelerini, kazançlarını gecelik repolara bağlayınca, bir istismar konusu çıktı ortaya! Yine sonunda sade vatandaş kazığı yedi!
Dokunmayın enflasyon yükselsin yahu! Kırklareli'den SSK emeklisi okuyucum Ahmet Zorlu gönderdiği faks ile bir başka ekonomik gerçeği şöyle yansıtıyor:
"- Benim ve benim gibi SSK emeklilerinin bir isteği var. Bize tercüman olabilir misiniz? Gazetelerin ekonomi sayfalarında 'enflasyon düşüyor, enflasyon bu yıl yüzde 35'in altında hedefleniyor' gibi haberleri sık sık okuyoruz. Bu enflasyonun düşmesi bizim için iyi haber mi, kötü haber mi? Bu TÜFE rakamlarını verenlerin sokaktan haberleri yok herhalde? Bizim lüks tüketimle alakamız yok. Bizi elektrik, su, ekme ilgilendiriyor. Çünkü sadece yaşamayı istiyoruz. Isınmayı, giyinmeyi hiç düşünmüyoruz. Bunlar bizim için hayal oldu. Şu enflasyona dokunmayın, yükselsin. Maaşlarımız enflasyon rakamları yüksek olduğu zaman zam görüyor. 5 milyon liranın altındaki maaş zamlarını banka zaten vermiyor. Bizimle resmen dalga geçiliyor."
Görüyorsunuz ya durum böyle. Üç beş yıl önce geçim sıkıntısından bahsedilirdi ama vatandaş bugünkü gibi sık boğaz edilmezdi. Akaryakıta, Tekel'e yapılan zamlarda yine de bir insaf ölçüsü vardı! Herkes alışverişini karınca kaderince yapar, piyasa canlı olurdu.
Evet, şimdi serbest piyasa ekonomisi filan ama birtakım ana maddelerde, fahiş fiyat artışlarına çare bulamıyorlar.
Dolar 2 milyon olacak diye bir yıl önce zam yaptılar tüm mallara, şimdi 1 milyon 300 bine düştü yine de zam üstüne zam bindiriyorlar. Ayıp, insaf yahu!
SAYFA BAŞI

|
|

|