
|



Moda tasarımı
Türkiye’nin genç tasarımcılarından Evrim Timur, yeni koleksiyonunu Almanya’nın ardından 23 - 25 Nisan’da Romanya’da da tanıtacak.
Daha küçük bir çocukken kesmeye biçmeye meraklıymış. "Annem o zamanlar kendine Gaultier’den bir elbise almıştı. Beğenmemiş, kesip biçerek yeni bir şey yapmaya uğraşmıştım," diyor Evrim Timur. Eh böyle bir çocuğun ileriki zamanlarda modayla ilgilenmemesi zor tabii. Gerçi "annesinin gönlünü yapmak için" Boğaziçi Üniversitesi Psikoloji bölümünü bitirmiş ama "hiçbir şey hatırlamıyor". Şimdi Türkiye’nin genç kuşak "trend setter dizaynırölarından biri. Nedir trend setter dizayner? Timur açıklıyor: "İleride giyeceklerimizi çerçeveye alıyoruz. Bu tarz sokağa inip kabul gördüğünde trend oluyor. Bizlere de trend setter dizaynır deniyor". Ya da "ne moda olacak"ı yaratan insan.
1967 İstanbul doğumlu, evli ve biri 12 biri 2.5 yaşında iki erkek çocuk annesi Evrim Timur. Ankara’da yaşıyor. Bu kadar değil elbet. Kafayı modaya takan bir çocuk için bayağı iyi bir yerde. Şimdiye kadar onlarca tanıtıma ve defileye kendi yarattığı "Evrim Timur Koleksiyonu" ile katılmış. Pret a Porter Paris, Salon Paris Sur Mode, CPD Düsseldorf, Berlin Moda Haftası gibi. Paris’te koleksiyonu önemli modacıların mağazalarında satılıyor, tasarımları 12 ülkeden talep görüyor. 5 - 6 Nisan’da Almanya’da da yeni kreasyonunu tanıttı. 23 - 25 Nisan’da da Hakan Yıldırım ve Arzu Kaprol ile Romanya Moda Haftası’na katılıp tasarımlarını sergileyecekler.
Türkiye’de çok iyi tanınmasa da Fransa’daki 60 dizaynır’ın oluşturduğu "Atmosfer grubu"nda, Evrim Timur. Sonra İTKİB’in seçtiği 7 dizaynırdan biri. Hatta TRİSAD’ın "endüstrinin önünü açacak işler yapması ve bundan sonraki atılımlarında onları temsil etmesi için" seçilen iki dizaynırdan biri de yine o.
Dekorasyon alanında da danışmanlık veren Timur nasıl trend yarattıkları sorusunu "Varolandan değil, varolmayandan yola çıkıyorsunuz," diyor ve devamını getiriyor. "Sokağı dinliyorsunuz, sokak neden yorulduysa ondan uzak duruyorsunuz. Dünyayı görsel algılıyoruz. Yaşadıklarımızı görüntülerle kodluyoruz. Dünyada ve sanatta olan olaylar bizi de çok etkiler. 11 Eylül’den sonra herkes siyah ve kahverengi çalıştı mesela o karamsarlıktan".
Yaratılan trendler Paris, Milano, Tokyo, New York, Madrid ve San Paulo gibi trendin oturduğu şehirlerde kabul görüyor ve ardından da hazır giyim firmaları bu trendi alıp sokağa indiriyorlar. "Trend setter dizaynırlar ayrı yerlerde yaşarlar ama nasıl oluyorsa birbirimize çok yakın öneriler getiriyoruz," diyor Timur. Mesela tanıtımını aralıkta yaptığı 2002 - 2003 Kış Kreasyonu’nda balerin tütüleri kullanmış ve bir ay sonra Jean Paul Gaultier de aynı öneriyi getirmiş. "Benim için çok gurur vericiydi," diyor. Şimdi 2003 yazını hazırlıyor ve mayısın ikinci yarısında tanıtımını yapacak. Daha önce neler tasarladı da bize neler giydirdi derseniz, işte yanıtı: 1999’da tek başına önerdiği dantel patchwork 2000’de Avrupa’da, 2001’de Türkiye’de giyildi. Terörün yoğun olduğu dönemde birçok dizaynırla birlikte önerdiği eskimiş görüntü, pis dikişi de şimdi kullanıyoruz. Zaten Timur’a göre moda tasarımı yaparken giyilebilir olması önemli. Bir de modanın moda olabilmesi için sokakta olması gerekiyor. İyi ama o zaman o tütüler ne oluyor? "İnsanların alışması biraz zaman alıyor. İlk görüldüğünde tepki doğuyor ama sonra vazgeçilmez oluyor. Büstiyer gibi... Sokak önce direndi ama şimdi herkes giyiyor".
2003’teki kılık kıyafetimiz hakkında bilgi de verelim. Özellikle kahverengi ve siyah revaçta. Ama kırmızı ve mavi tonları da bol miktarda olacak. Mini etek, bol pantolanlar, büzgülü ve yarasa kollar geri geliyor. Ve hatta basenden bağlanan elbiseler. Yani Timur’un tanımıyla 1960 ve 1920’lerin bir tür karışımı. Daha romantik ve daha kadın bir görüntü. Hazırlanın.
KÜLTÜR & SANAT


Festivalde intifada
Çok dinlenenler
Haberiniz olsun
Çok izlenenler
Çok okunanlar
Bak, gör, hisset!
İzmir ışık saçıyor
"Kadın yazarlar aşka uzak duruyor"
Polonyalı altı ressam
Tiyatro sahnesinde gerilim
Geleceği parlak
Moda tasarımı
Siparişle Rus gelin
"Onu bir şarkıya sattım"
Doğa sanatın üstadıdır
Dansın Türkçesi
Seherde bir bülbül
Gençlik, aşk ve dans
Önce ne vardı?
Habip Aydoğdu Avusturya’da
Yönetmenler kameranın önünde
"Mikado’nun Çöpleri" Hacettepe’de
Yo Yo Ma’nın müzikal sentezi
Zıp zıp yediler
Zoraki şovmen polisler
Her sinemaseverin başucunda durmalı!
Çağını aşan bir entelektüel!
Teknoloji ile sanat oyunları
Adana’da uluslararası şenlik
Andre Gide ile kısa bir tur
Müzik dünyasından kısa kısa...
Haftanın albümleri
Bu filmler kaçmaz!
Küs kız
Yar bize bir nebze duende, medet!
Kültürüne sahip çıkan Ege
Yeni yayınlar
SAYFA BAŞI

|
|

|