
|


‘Takı ile giysi uymasa da olur’
Zeynep Erol’un harem kadınlarından esinlenerek tasarladığı takılar 2-17 Mayıs tarihleri arasında Topkapı Sarayı’nda sergilenecek
TUBA AKYOL
Takı tasarlamaya nasıl başladınız? Takı tasarlamaya 12 sene önce başladım. Ondan önce 6 sene Almanca öğretmenliği yaptım. 14 sene kadar da bir bale geçmişim var. Öğretmenlik yaptığım dönem de çok güzeldi ama baleyi bırakmak zorunda kalınca, kendimi ifade edeceğim yeni bir alan aradım. İnsanın sanatçı vasfı bir şekilde ortaya çıkıyor herhalde. Ben de takı tasarlamaya başladım.
Tasarımcı Defne Koz da baleyi bıraktıktan sonra tasarıma yönelmiş. Onun baleyi bırakma nedeni sahne arkasındaki çirkin rekabetti. Siz neden baleyi bıraktınız? Tatsız olaylar yaşandı. Kadro dışı kaldım ve baleyi tamamen bırakmaya karar verdim. Hakikaten çirkin bir rekabet vardı balede. Defne Koz’un da bale geçmişi olduğunu bilmiyordum. Şöyle söyleyebilirim: Bale insanın kendini çok iyi ifade edebildiği bir alan. Tasarım da öyle. Ama bale bir ekip işi, tasarımda ise tamamen kendinizle baş başasınız. İstediğinizi yapabilir, istediğiniz kadar zaman harcayabilirsiniz; üretim sürecine kimse karışmaz.
"Kafes İçinde Yolculuk 2002öde günümüze uyarlanmış Osmanlı dönemi takıları sergileniyor. Çıkış noktanız da harem kadınları. Konsepti nasıl belirlediniz? Ben harem kadınları ile günümüz kadınının ortak duygularına yoğunlaştım. Harem kendi içinde kapalı bir topluluk. Müthiş bir rekabet, güç savaşı var orada. Ve bu kadınlar entelektüel birikime sahipler, öyle yetiştiriliyorlar. Bir yandan da veliaht doğurmaları, iyi bir eş, sevgili, metres, anne olmaları ve kadınlıklarını, yani zarafeti, güzelliği, erotizmi korumaları gerekiyor. Bu çok zor bir denge. Bugün kadınlar iş hayatına da girdiler. Ve aynı şekilde hayatlarında bir denge arayışı içindeler.
Kendi ihtiyaçlarınızdan mı yola çıkıyorsunuz takı tasarlarken? Evet. Takı tasarlarken benim hayatımın o döneminde ne yaşadığım, nelerden etkilendiğim çok önemli. İnsanın hayatta bazı problemleri olur ya... Ben onları takıya taşıyorum ve takı bittiğinde sanki o problem de bir sonuca ulaşmış gibi hissediyorum. Bu benim için bir tür tedavi...
Üretmek için depresif olmak şart mı? Bence hayır. Hayatımız inişlerle ve çıkışlarla dolu. Sadece kendinizi inişlerde ifade ederseniz insanlara da olumsuz bir etki verirsiniz. Bence olumlu yaklaşım da verilmeli. İçimdeki coşku da tasarladığım takılara yansıyor. Coşku, kullanılan taşların rengiyle ortaya çıkıyor.
Son yıllarda doğallık, içsel enerji falan "trend" oldu. Siz de bu tür taşlar kullanıyor musunuz? Şu maden buna iyi gelir gibi bir yaklaşımım yok. Her tür malzemeyi kullanıyorum. Gümüşü, altını seviyorum. Ancak kristalin takı olarak insana iyi geldiğini biliyorum. Taşların bir enerjisi olduğuna inanıyorum. Takmadan önce taşın nötralize edilmesi gerektiğini düşünüyorum.
Taş nasıl nötralize edilir? Bir ritüeli var. Ben Hindistan’da öğrenmiştim. Orada parmaklar da önemli. Orta parmağına yakut takacaksın ve bunu bir pazar günü yapacaksın diyorlar mesela. Gidip o taşı alıyorsunuz, yanınızda kimse yokken dua ederek taşı bir bardak kaynamamış sütün içine atıyorsunuz. Orada beş dakika kaldıktan sonra beş dakika da suya yatırıyorsunuz. Sonra bir tütsü alıp tapınağa gidiyorsunuz. Yine dua edip, tütsüyü yakıp, o taşı parmağınıza takıyorsunuz. Ben kendi takım için yapmıştım. Müthiş olumlu enerji veren bir şey.
"Erkeğe takı takmak yakışmıyor"
Sizce Türkiye’de takı seçimi en iyi kadın kim? Ben takıyı hakikaten çok cesur, marjinal; giyimi ile de cesur ve marjinal insanlara yakıştırıyorum. Türkiye’de cesur takılar takan insanlar pek yok. Sanat dünyası mesela genellikle mücevher takar. Belki sahne kıyafetlerine onun yakıştığını düşünüyorlar. Dünyada Vivienne Westwood var, takılarını çok beğendiğim. Hem tasarımları, hem de onları kendi üzerinde kullanma biçimini çok hoş.
Takı takmadan dışarı çıktığınız oluyor mu? Takı takmadığımda kendimi eksik hissederim. Takının insan bedenine, özellikle kadına ait bir şey olduğunu düşünüyorum.
Erkekler için takı tasarlamak ister misiniz? Erkeğe yakıştırmıyorum takıyı. Totemler, maskeler olabilir. Takı boyutuna indirip bunları kullanmayı isterim. İlkel silahlardan yola çıkarak takı yapılabilir. Ama zarif takılar bence kadına ait.
Sizin evde bir yığın takınız vardır. Her gün onlar arasından giysinizle uyumlu bir seçim yapmak zor olmuyor mu? Uyum şart değil bence. O kıyafetimin tarzı şu, onunla bunu takabilirim diye düşünmüyorum. Ruh halime uygun olanı takmam önemli. Dikkat çekmek istiyorsanız gösterişli, büyük takılar takarsınız. O gün için o seçim uygundur. Aman kimse beni görmesin diyorsanız daha sade bir şey seçersiniz. Bence takı vücudun bir parçası.
CUMARTESİ


‘Dizinin seti türbeye döndü’
İlk ziyarette aşk
‘Takı ile giysi uymasa da olur’
Sibirya güzeli
Avrupa’yı oynatan Bodrumlu öğretmen
Kayıp kuşağın son kaybı
Haftanın Buluşma Noktaları
Ne var, ne yok?
Hayatımın "Gönülçelenler"i
Bina yansın, dekor kalsın
SAYFA BAŞI

|
|

|