29 Nisan 2002 Pazartesi


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  
·  SERİ İLAN  

 




Bina yansın, dekor kalsın

     Tavandaki spotların içinde / Elektrik akımının yüzünden / Bir bilseniz başımıza ne geldi / Alev alan regülatör yüzünden
     Dumanları gören komşular geldi / 110’dan itfaiyeci amcalar geldi / Su sıkıp evimizi çok ıslattılar
     
     ***
     
     Ben o akşam eve arabasına şakkadanak park yeri bulmuş beceriksiz bir kadın şoförün aşırı/abartılı neşesi ile gitmiştim. Masayı hazırladık, oturduk yemek yiyeceğiz, elektrik gitti. Moralimizi bozmadık, bilakis hoşumuza bile gitti mum ışığında yemek.
     Elektrikler gelince (Gidince nereye gider, gelince nereden gelir bu elektrik denen nane?) ben kumandayı kaptım, yayıldım işte ev hali, oturuyorum. PAT dedi bir şey patladı, mecburen fırladık...
     Sigorta atmış, ev karanlık, fakat nasıl oluyor da oluyor, kartonpiyerin içine gömülü spotlardan birinden turuncu bir ışık eve yayılıyor. Fiziğe aykırı bir durum. Biz öyle şaşkın şaşkın, herhalde elektrik kaçağı var, ayy bu saatte de nereden elektrikçi bulacağız diyerek ve gözlerimizi turuncu spota dikerek dikiliyoruz.
     Önce ben fark ettim. Şöyle dikkatle tekrar baktım ve "Bu spot yanıyor! Alev alev yanıyor, yani yangın gibi yanıyor" manasızlığında bağırdım. Korku filmi tadında koşuşturmaya başladık. Bu esnada tavandaki 10 spotun ve sigorta kutusunun kenarlarından da dumanlar sızıyor, yarı aralık dış kapıdan içeri sızan otomatın ışığı ile dumanlar birleşince, az sonra sisler arasından Kenan Doğulu bizim evde sahneye çıkacakmış gibi enteresan bir görüntü oluşuyordu.
     Ben her normal insanın yapması gerektiği gibi itfaiyeyi aramak üzere telefona koştum. Fakat sevgilim... Ah sevgilim... Bu ülkede kaç kişi, başka hiçbir şeyden değil, salt cehaletten ölüyor biliyor musunuz? Çok kişi! Ve sevgilim de pervasızlığı ile mevta olabilirdi. Sakın siz onun gibi olmayın, e mi?
     Ben itfaiyeye adres veriyorum, onlar tarif istiyor; tarif ediyorum, onlar telefon numarası istiyor; "Evden aramayın ama, malum evimiz yanıyor, biz de herhalde dışarı çıkarız" bile demeden bu kez numarayı veriyorum ki bir baktım sevgilim spotu sökmüş, elini daldırmış yanmakta olan deliğin içine, eşeliyor. Salak demek istemiyorum, sevdiğim bir insan neticede ama memleketin itfaiyesi var, elektrikçisi var ve bizim evimizde de canımız pahasına kurtarmamız icap eden nadide antikalar yok yani. Bırak yansın, senden kıymetli mi tadında ama elbette azıcık sinirli bir kadın formunda, yani en cırtlak sesimle bu kez ona şarlıyorum.
     Komşular dumana aymışlar; kedisini, kuşunu kapan apartmanın önüne çıkmış. Sevgilimin eşelediği yerden düşen yangın zerrelerinin sıçradığı, hâlâ taksitleri ödenmekte olan yemek masasına ve deri sandalyelere üzülmeyi ileriki bir tarihe (O gün artık bugündür! Ağlamak istiyorum sevgili okuyucu) erteleyerek aşağı inip, itfaiyeyi beklemeye başladım.
     Çabuk geldiler. Ben hemen bir itfaiyeci kaptım, bizim daireye çıkardım. Adam tavana bakıyor, biz adama. "Kartonpiyeri kırmamıza izin verir misiniz?" dedi. Yok vermeyiz, apartman yansın ama bizim kartonpiyerimiz katiyen incinmesin isteriz.
     Bu kartonpiyer aman da nasıl değerli bir şeymiş. Kapının önünde yangının söndürülmesini bekleyen bir komşu "Ev sahibine haber vermeden kartonpiyeri kırdırmayın" dedi. Tabii, itfaiyeden önce ev sahibini aramalıydım ben zaten. Ayol evi dekore etmek için çağırmadım ya ben itfaiyeyi. Tavan ile kartonpiyer arasında bir yangın vuku buluyor, o bakımdan yani.
     Ev sahibimiz anlayışlı bir insan; ertesi sabah bir elektrikçi gönderdi, pek yakında (hadi ama...) kartonpiyerci göndereceğini söyledi. Ben sevgilime elektrikten çıkan yangınlara suyla müdahale edilmemesi gerektiğini, ne yapacağını bilmeyenlerin mümkünse bir şey yapmamalarının daha hayırlı olduğunu, itfaiye teşkilatlarının falan bu yüzden kurulduğunu anlattım.
     Bir de şu var: Ne o öyle entel gibi spot falan, ampulün suyu mu çıktı kardeşim? n
     
     tubakyol@yahoo.com
     



 CUMARTESİ


‘Dizinin seti türbeye döndü’
İlk ziyarette aşk
‘Takı ile giysi uymasa da olur’
Sibirya güzeli
Avrupa’yı oynatan Bodrumlu öğretmen
Kayıp kuşağın son kaybı
Haftanın Buluşma Noktaları
Ne var, ne yok?
Hayatımın "Gönülçelenler"i
Bina yansın, dekor kalsın


 SAYFA BAŞI 





© 2002 Milliyet