
|


Gerekçe noksan
Haber, belli bir konuda çelişkili görüşleri yansıtıyorsa, dengenin gözetimi çok önemli. Eksik kalan bir unsur, geçiştirilen bir görüş, tepkiye yol açıyor.
Dinsel ve kamusal tartışmaların yansıtıldığı haberlerde tarafların görüşleri belli bir denge içinde yansımayınca kaşlar çatılıyor. Bunun bir örneği, 14 Nisan tarihli Milliyet’te yer aldı. 23. sayfada, İslamda Estetik Ameliyat Yasak başlıklı haberde, Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu’nun açıklamasına yer veriliyordu.
Ama haberde bir gariplik göze çarptı. İlk cümlede "Diyanet İşleri Başkanlığı.. estetik ameliyatı yaptırmanın İslam dinine göre yasak olduğunu açıkladı" denirken, ikinci cümlede "Psikolog Mehmet Demir estetiğin sağlık açısından gerekli olduğunu savundu" ifadesi yer alıyordu.
Şimdi, haberi aynı nedenle eleştiren sekiz okurdan biri olan Baykul Özdem’in yazdıklarına göz atalım:
"Haberde bu cümle dışında psikolog Demir’den bir daha bahsedilmiyor. Böyle bir savunmayı yapan bir kişi, görüşünün nedenlerini açıklamalıydı. Bana göre haberin bir ayağı boşta kalmış."
Yorum: Çok doğru. Konya mahreçli haberde, Demir’in açıklamalarının devamı varmış. Ama sayfaya alınırken özensizce kesilmiş. İkinci cümledeki tezi de havada asılı kalmış. Bu cümle çıksaydı, sadece bir Diyanet açıklamasını içeren bir haber olarak okurda sorun yaratmayacaktı. Ama bu haliyle ister istemez "acaba bu tezin gerekçesi nedir?" sorusu gündeme gelmiş oluyor. Ve cevapsız kalıyor.
Gazeteyi hazırlarken, kimi haberlerde fotoğrafları destek malzemesi olarak kullanıyoruz. Örneğin, kötü beslenme ile ilgili bir haberde yağlı besinlerin resmi bir "illüstrasyon" olarak yer alıyor. Çok sık başvurulan bir yöntem. Kimi zaman bu kullanım tarzı, okurlarda soru işaretleri doğurabiliyor. Muş’tan arayan okurumuz Zehra Tuncer Bardakçı, 7 Nisan tarihli Milliyet’in taşra baskısında yer alan Sarkıntılık İçin Tanığa Gerek Yok manşetiyle bağlantılı olarak kullanılan fotoğrafa tepki gösteriyor. (Fotoğrafta, arkası dönük bir doktor, yanında ayakta duran arkası dönük bir hemşireye elle sarkıntılık ederken görülüyor.) Haber, işyerinde sarkıntılık gerekçesiyle açılan bir davanın içtihat oluşturabilecek nitelikteki sonucuyla ilgiliydi. "Bu fotoğrafı evvelce gene görmüştüm. Benim için tanıdık" diyor Bardakçı ve ekliyor: "Bu doktorluğu, hemşireliği karalayıcı nitelikte değil mi? Bana öyle geliyor.." Yorum: Haklı bir soru, ama yanıtım olumsuz. Dikkatli bakınca fotoğrafın bir "mizansen" olduğu anlaşılıyor. Eğer doktor ve hemşirenin yüzleri kameraya dönük olsaydı, eleştiriyi anlardım. Öyle bir fotoğraf hem doktorla hemşire, hem de çalıştıkları sağlık kuruluşu adına karalayıcı, yanıltıcı olurdu. Ama burada yüzler görünmüyor. Haberde anılan bir "durum" tasvir ediliyor.
Mustafa Karatay, 22 Nisan tarihli gazetede, Jandarma Da Çevreci Oldu başlıklı haberde yer alan fotoğrafı "tuhaf" bulmuş. (Fotoğrafta, çalılıklar içinde otomatik silahlarının namlularını kameraya doğrultmuş, kar maskeli iki elit jandarma askeri görülüyor.) Haber, Jandarma Komutanlığı bünyesinde "Çevre Koruma Birimleri" oluşturulması yönünde alınan kararı duyurmakta. Buna göre çeşitli illerde görev alacak bu birimler, çevre ve gürültü kirliliği konusunda denetim yapacaklar. "İçeriğe uygun düşmemiş" diye yazıyor Karatay. Açıklıyor: "Resme bakınca sanıyorsunuz ki çevreyi kirletenlere karşı silahlı, bombalı özel operasyon yapılacak ve tesisler yerle bir edilecek. Daha uygun bir resim yok muydu?" Yorum: Birimler henüz kurulmamış. Kurulduğu vakit yine haberleştirilecek ve görüntülenecek. Peki bu fotoğraf bu eleştiriyi hak edecek kadar "ürkütücü" mü? Okurumuza katılmıyorum. Çalılıklar içinde ateşe hazır vaziyette bekleyen iki asker görüntüsü, "doğal dengenin korunması" açısından, "koruma pozu" olarak da algılanabilir.
Emin Gürol, birkaç dil hatasına dikkat çekmiş. "14 Nisan tarihli pazar ekinde Sayın İlber Ortaylı’nın ‘Kudüs, Ah Kudüs’ başlıklı yazısında ‘Ermeniler ise İsrail’in tarafını istilzam ediyorlar’ cümlesine işaret etme gereği duydum. Bu kelime, ‘istilzam’ (gerektirme, gerekme) değil, herhalde ‘iltizam’ (taraf tutma) olmak gerekirdi." İltizam, "kendisi için lüzumlu sayma" anlamına geliyor. Ama tespit yerinde. İltizam, doğru kelime. "10 Nisan tarihli gazetede" diye sürdüren Gürol, "DSP’li Vekil Düştü başlıklı haberde ‘genel kurulda görülmez kaza’ denilmiş. Burada da -maalesef son zamanlarda bazı yazarlarda rastlanan - ‘görünmez’ ve ‘görülmez’ kelimelerinin farklılığı gözden kaçırılıyor." Katılıyorum. Gürol’dan bir not daha: "20 Nisan tarihli gazetede Sayın Fikret Bila, ‘SSK ve Malzeme Alımları’ başlıklı yazısının bir yerinde "..ölümcül bir aciliyet olmadıkça, ameliyat yapmadıklarını... kaydediyorlar" yazmış. ‘Aciliyet’ diye bir kelime olmadığına işaret etmek isterim."
Bir okurumuz soruyor: "16 Nisan tarihli gazetenin 2. sayfasında En Baba Rocker’lar İçin Söylediler başlıklı haberde bir tarih hatası mı var? Metnin sonunda ‘..1969 yılında müzik dünyasına adım atan Aerosmith, 23 yıllık kariyerlerinde birçok müzisyene de ilham kaynağı oldu’ cümlesinde hangi bilgi doğru? Grup 69’da kurulduysa 33 yıllık kariyerden söz edilebilir..." Her ikisinde de hata var. Grup 1970’de kuruldu. Dolayısıyla 32 yıllık bir geçmişe sahip.
SAYFA BAŞI

|
|


Herkes düşünce ve ifade özgürlüğü hakkına sahiptir; bu hak serbestçe düşünme, hangi yoldan ve nereden olursa olsun bilgi ve görüş alma, araştırma ve yayma özgürlüğünü içerir.
İnsan Hakları Evrensel bildirgesi
Madde 19 |

| Okur Temsilcisi,
Milliyet gazetesinin içeriği (haber, yorum, fotoğraf, başlık, spot, sayfa düzeni, baskı, kağıt vs.) ile ilgili olarak okurlardan gelen şikayetleri ele alır; bunları basın etiği (doğruluk, denge, tarafsızlık, adil yaklaşım...) ve temel kalite ölçütleri açısından inceleyerek görüşlerini okurlarla paylaşır.
Görüşleri kendisine aittir.
Okur Temsilcisi, Milliyet'in gazete ve internet içeriği ile ilgili tüm şikayetlerinizi bekliyor.
Tel: (90) 212 505 68 40
fax: (90) 212 505 68 09
posta: Yavuz Baydar, Milliyet, Doğan Medya Center, Mahmutbey, 34554 Istanbul |
|