29 Nisan 2002 Pazartesi


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  
·  SERİ İLAN  

 




Aperitifi unuttuk

"Aperitif" yemek öncesi içilen iştah açıcı içki demek. Vermutlar, şeriler, votka veya cinle hazırlanan hafif kokteyller gibi... Ne yazık ki bu içkiler artık neredeyse unutuldu. Midemizi hazırlamadan, doğrudan yemek şarabına geçiyoruz

     ŞİŞEDEKİ BALIK / MEHMET YALÇIN

     Yolu İtalya’ya düşenler, akşamüzeri saatlerinde insanların ne yaptıklarına baktıklarında hayli şaşıracaklardır. Saat 18.00’de işten çıkanların çoğu hemen barları doldururlar. Barın tezgâhına yanlayan, barmenden tiryakisi olduğu aperitifi ister, bu hafif alkollü rengarenk içkiden bir-iki kadeh yudumladıktan sonra ya evine yemeğe gider, ya da buluştuğu arkadaşıyla bir restorana... Fransa’da ise barlar o kadar popüler değildir ama orada da insana restoranlarda aperitif içirirler. Çoğu yerde rezervasyonunuz da olsa direkt masaya geçemezsiniz. Şef garson sizi önce bara buyur eder, orada beyaz şarapla kuşüzümü likörü karışımı pembe bir aperitif olan "kir" ya da beyaz şarap yerine şampanyayla hazırlanan "kir royal" ikram ederler. Siz hoşbeş ederken masanız hazırlanır, bu arada havaya girersiniz. Çoğu kez bu ikram hesaba da dahildir üstelik!
     Latincede "açmak" anlamına gelen "apero" kelimesinden türetilen aperitif, yemek öncesi iştah açan içkilerin genel adı. Aperitifler -dry martini gibi istisnai sert kokteylleri saymazsak- genelde düşük alkollü, rahat içimli, mideyi az sonra yenecek yemeklere ve içilecek daha kuvvetli içkilere hazırlayan içkiler. Yanlarında da biraz çerez ya da yeşil zeytin gibi hafif yiyeceklerle, hem yemek öncesi barda biraz oyalanmanızı sağlıyorlar hem de yavaş yavaş iştahınızı açıyorlar. Türkiye ise bir süredir bu hoş geleneği neredeyse unuttu! Barlar eskisi gibi değil, sönük; at kuyruğu saçlı genç şovmenlerin havaya şişe fırlatıp döndürmeleri marifet -ve barmenlik sayılıyor, ne doğru dürüst aperitif servisi yapılıyor, ne de insanlar aperitif içmek istiyor. Bira, şarap ve viski üreticileri bar ve lokantalara sponsorluk yaparak kendi içkilerini müşterilere dayattığı için, genellikle karışımla yapılan aperitifler bilinçli olarak unutturuluyor. Manhattan ya da Negroni hazırlamakla kim uğraşacak? Verirsin müşterinin eline şişesiyle birayı, tamam...
     
     Campari bile unutuluyor
     Oysa Türkiye’nin batı tarzı eğlence kültürüyle tanıştığı 60’lı yıllarda özellikle vermut içmek çok modaymış. İthal içkiler pek gelemediğinden, el altında fazla yerli çeşit de bulunmadığından barmenlere çok iş düşermiş. Cin, nane likörü, vermut, kanyak gibi sınırlı birkaç içki ile varyasyonlar yaratıp dururlarmış. Şimdi ise hemen her kokteyli yapabilecek malzeme var, uğraşan yok. Uğraşı gerektirmeyen Campari-soda gibi basit karışımlar hazırlamaya bile, müşteri ısrarla istemezse tenezzül edilmiyor! İnsanlar lokantalarda hemen masaya oturtuluyor, lokantaların bazılarında bulunan barlar birer süs köşesi gibi duruyor, zaten antre kültürü olmayan Türkler lokantalarda bifteklerini söyleyip damak buran sert kırmızı şaraplarla paldır küldür geceyi başlatıyorlar.
     Bence artık aperitifi yeniden hatırlamanın zamanıdır. Hem ağız tadımızın daha iyi olması, hem de akşamımızın daha iyi geçmesi için... Bunun için de basit bir deneme yapabilirsiniz. Bir akşam, dışarıda iyi bir restorana yemeğe çıktığınızda, önce -varsa- barda bir soluklanın. Bar yoksa da, masanızda mönüyü hemen burnunuza dayayan garsona "Dur yahu, bir kadeh bir aperitif içelim" deyin. İspanyolların fındık ve kuru üzüm çeşnili şerilerinden birer kadeh ısmarlayın. Yanına da biraz badem, biraz yeşil zeytin söyleyin. Birkaç yudum şeri, birkaç ısırık zeytin ve badem... Kadehin sonunda, uzun süredir unuttuğunuz bir rahatlamayı hissedeceğinize bahse girebilirim. Zira zaten yoğun geçen bir iş gününün sonrası, ağır yemekler, içkiler (ve belki tartışma konularıyla) ikinci bir boğuşmaya başlamadan önce, aperitif yudumlamak omuz masajı yaptırmak gibidir. Deneyin, göreceksiniz... Ve lokantacıların insanlardan böyle bir servisi esirgeyerek ne kadar büyük bir kötülük yaptıklarını da fark edeceksiniz...
     
     



 PAZAR


Macera devam edecek mi?
"Miyop kadın gizemli olur"
Bilgisayar oyunu 40 yaşında
Laptop’lu kebapçı
Bavulda kitabevi
Hayatının kurtarışı
Carlo’nun yemekleri sanatla buluşuyor
Brando’dan oyunculuk dersleri
Aperitifi unuttuk
Müttefik faşizm
Otomobil manzaralı kafe
Yıllar sonra...
Sefirlerin sırları bu resimde mi gizli?
Tadı kaçan tatil
İtalyan stili ufak trajedi
Mehmet Ağar da popüler konsorsiyuma katıldı
"Pir Sultan Ölür Ölür Dirilir"


 SAYFA BAŞI 





© 2002 Milliyet