
|


Yıllar sonra...
Otobüsten inince yaşlı çift ne yapacak diye baktım. Evet, onlar da bizim gibi Le Pen’e karşı yürüyüş için oraya gelmişlerdi
Yaşlılar, bindikleri araçların gidiş yönünde oturmayı yeğlerler. Şoföre arkalarını dönmeyi sevmezler. Belki pencerelerden ters akan manzaraya odaklanmakta zorlanır yorgun gözleri, belki gelecek duraklara değil de, geçmiş duraklara bakmak başka bir şeyi, geride bıraktıkları her şeyi anımsatır onlara bilinçsizce. Her neyse, sevmez eski topraklar herkes giderken kıyamete, tersine binmek alamete.
İşte böyle bir ortak ölçüde bile, farklıydılar!
39 numaralı otobüs kuzeye gidiyordu, onlar en arkada, yan yana oturmuş, güneye gelir gibiydiler.
Önce kirpiklerini gördüm kadının. Hayatımda gördüğüm en uzun kirpiklerdi. Uzun, düz ve sık. Gözlerdeki yaşam pırıltısının üstüne, birer tiyatro perdesi gibi açılıp kapanan kirpikler. Babamın kirpiklerini anımsadım. Onun da böyle kirpikleri vardı ve saçları ak bir aslan yelesine benzediğinde, kaşları bile ağardığında, kumral kirpiklerini hayranlıkla seyreder, kadınlarda görmediğim gür güzelliğine hayret ederdim.
Ufacık tefecik bir kadındı. Onun da saçları bembeyaz kesilmiş ama kuşkusuz ömrü boyunca övülen kirpiklerini tek tek rimellemeyi ihmal etmemişti. Belli ki çok güzel bir kadındı, çok eskiden... Yanındaki yorgun devin yakışıklı olduğunca güzel. Evet, yorgundu kocası. Ama devdi ve yakından bakınca, otuz yıl öncesini hayal etmek zor değildi. Kuşkusuz, ya odunculuk yapmıştı ya madencilik, ya da ne bileyim işte, korkunç gücünü korkunç güç isteyen bir işte tüketmişti. Şimdi o elleri, nereye koyacağını bilemediği nasırlı ellerini, ödünç alınmış ve geri verilmeyi bekleyen birer kürek gibi, dizlerinin üstünde tutuyordu.
Kadının elleri ise, yıkanmış, durulanmış, ütülenmiş; daha doğrusu yıkamak, durulamak ve ütülemekten yıpranmış, alıştıkları yere, göbek üstüne devşirilmişlerdi birbiri üstüne.
Bir zamanlar ikisinin de ağır işçi olduklarını anlamamak olanaksızdı.
Onlar tüm ömür boyu dişleriyle, tırnaklarıyla çalışmışlardı.
Kuşkusuz zengin olamamışlardı.
Ama çok az insanın eriştiği bir zenginlikleri vardı: Aşkları.
Nereden anladın, diyeceksiniz. Çünkü konuşmuyorlardı. Ama kadın, arada bir pencereden çektiği kirpiklerini kaldırıp, öyle bir bakıyordu ki adama, görmemek, duymamak olanaksızdı. Adam ki belliydi, epeyce kadın koşturmuştu peşinden ve hatta bazen durup beklemişti de bazısını, ama hâlâ onun yanında olup böyle baktırabildiğine göre kendisine, aşk karşılıklıydı. Zaten, horoz ölmüştü ama, gözü çöplükte sayılırdı. Önüne bakıyor gibiydi ama... Otobüs motobüs; sürünüp geçen, oturup kalkan dişi yolcuların bacakları da evelallah kaçırılmıyordu gözden. Benimkiler de...
Nasıl tanışmışlardı kim bilir? Küçük insanların, öyle deniyordu işçi mişçi sınıfına Fransızcada, gittiği akordeon balolarında mı? Yoksa bir meyhanede Paris şarkıları söylerken mi? "Mavi Tango" muydu acaba aşklarının simgesi, "Monmartre Tepesi" mi yoksa?
Küçük kadının, küçücük bir kız sesiyle konuştuğunu duydum birden:
"Pietri..."
Kulak kesildim. Demek en azından adam, Slav asıllıydı. Rus muydu acaba?
Pietri, kadına döndü.
Kadın Polonyaca konuşmaya başladı. Biliyorum, Polonyalı arkadaşlarım var çünkü. Çok kısa bir tümce söyledi. Üzgün gibiydi. Başını salladı adam. Cık cık eder gibi, esefle. Sustular yine.
Bir süre sonra durdu otobüs. İndik. Hemen hepimiz aynı yöne yürümeye başladık. Uzaktan, adamla kadın ne yapacaklar diye bakıyordum. Evet, evet... Onlar da aşırı sağa karşı protesto mitingine katılmaya gelmişlerdi. Onlar da yürüyeceklerdi, tüm göçmenler gibi, Fransız gençleriyle, Le Pen’e karşı.
Artık nereden geldiklerini, kim olduklarını biliyordum. Polonya’dan, Hitler’den kaçmış ya da kaçırılmışlardı. Fransa’ya sığındıklarında henüz çocuktular.
Kadının erkeğe söylediği tümceyi de duyar gibiydim:
"Pietri... Bir daha hiç olmayacak sanmıştık değil mi?" diyordu.
O kadar.
Yazara e-mail
PAZAR


Macera devam edecek mi?
"Miyop kadın gizemli olur"
Bilgisayar oyunu 40 yaşında
Laptop’lu kebapçı
Bavulda kitabevi
Hayatının kurtarışı
Carlo’nun yemekleri sanatla buluşuyor
Brando’dan oyunculuk dersleri
Aperitifi unuttuk
Müttefik faşizm
Otomobil manzaralı kafe
Yıllar sonra...
Sefirlerin sırları bu resimde mi gizli?
Tadı kaçan tatil
İtalyan stili ufak trajedi
Mehmet Ağar da popüler konsorsiyuma katıldı
"Pir Sultan Ölür Ölür Dirilir"
SAYFA BAŞI

|
|

|