
|

"Komiklik yapan bir komik değilim!"
Altıncı Afife Tiyatro Ödülleri kapsamında Türk tiyatrosuna katkılarından dolayı Muhsin Ertuğrul Özel Ödülü verilen Ferhan Şensoy, yeni teatral arayışlar içerisinde.
ILGIN SÖNMEZ
Ortada bariz bir Ferhan Şensoy ekolü var. Ortaoyunu geleneğinden beslenen, absürd tiyatrodan yararlanan, humor anlayışınızın ağır bastığı, politik tavrınızın öne çıktığı sentez bir ekol bu.
Tabii. Anlattığınız türden bir sentez Ortaoyuncular. Deve kuşu gibi kafasını kuma gömmeden, dünya tiyatrosunda neler oluyoru da takip eden bir yapıya sahip. Bu sentez içinde kendi seyircisiyle bir yere gitmek durumunda olan bir tiyatroyuz. Beyoğlu’nda Türklere tiyatro yapıyorsanız Paris’teki tiyatroyla aşık atmanıza gerek yoktur. Eğer Paris ile aşık atacaksanız bu tiyatroyu Beyoğlu’nda Türklere yapmanız gerekmez. Ortaoyuncular, repertuvar tiyatrosu yapan ama zaman zaman seyircisine ‘nedir lan bu’ dedirten oyunlar da sahneleyen bir tiyatro.
Ferhan Şensoy’dan yeni bir ekol daha çıkar mı?
Dünya tiyatrosu beş bin yıldır krizler geçiriyor. Krizler sonrası tiyatronun canlanışı doğacak yeni ekollerle olur. Örneğin Brecht. Döneminde yenilikçi bir anlayış getirmiş. Şimdi de böyle birşeyler olacak. Tam olarak çözmüş değilim ama kafamın içinde biçimsel bir şeyler var.
Belki de en mühim özelliğiniz sürekli reddedilen ve küçümsenen bir değere dönüşen geleneksel tiyatromuza sahip çıkmanız...
Biçim olarak ortaoyununu Hasan Efendi’nin fesi, Dümbüllü’nün kavuğuyla düşünmemek gerekiyor. Böylesi, mehter takımı gibi müzeliktir. Gelenekseli ve gülmeceyi olduğu gibi korumaya çalışmak saçmadır. Orada alınan bir form vardır. Biz bu forma en yakın duran tiyatroyuz. Rasim Öztekin ile bizim oynadığımız şeyin içinde tuluat da vardır, doğaçlama da... Dram yoktur ortaoyununda. Oysa Japon tiyatrosunda bile Kabuki var, No var! Bir Türk için ortaoyunu, bir akşam ya da ramazan eğlencesi.
Siz Türk tiyatrosunun komiklerinden biri misiniz?
Evet ama benim misyonum farklı. Komiklik yapan bir komik değilim. Metnim çok komik. Düşünerek koyduğum şey çok komik. Ben o durumun içinde doğal bir oyunculuk sergiliyorum. Gösterişli oyunculuk sergilemiyorum. Sirk komiğini beceremem mesela. Hiç bir komik ilk yıllarda çok komik değildir. Debelenerek bulur.
Cinsel espriler ve argo gelenekte de var mı?
Elbette var. Karagöz’de, Ortaoyununda... Hatta kimi Karagöz’ler pornografik. Yalnız orada bir ölçü sözkonusu. Bıçak sırtıdır ve biz de ustalardan onu öğrenmişizdir. Söylediğinizde izleyici gülüyorsa müstehcen değildir, salon buz kesiyorsa müstehcendir. Ayrıca bu oyuncusuna göre de değişir. Bu da Münir Abi’den öğrendiğim bir şey: "Küfür sana yakışıyor. Bana yakışmaz" demişti.
Sizdeki kavuk ne zaman el değiştirecek?
Kırk yılda bir el değiştirir. Yüz küsur yılda dört kişiye geçmiş sadece. Devredeceğiniz kişiyi bilfiil çalışırken aramıyorsunuz. Üstelik ille de birine vermek zorunda değilsiniz. Kavuk devri sırasında anlatılan şeyler vardır. Biri de bu işte. Ölüm halinde kavuk ortada kalmasın diye bir vekil tayin edersiniz. Örneğin Münir Özkul’un vekili Erol Günaydın’mış. Ben de kavuğun içine bir vasiyet yazdım. Kavuğu birine devredemeden ölürsem Ortaoyuncular’da o gün oynayan oyuncu kadrosu jüri görevi yapacak ve birine verecekler. Belki de ben bir kadına veririm.
Oyuncu size geldiğinde, nasıl bir yola doğru iteklersiniz?
Biz kendimize oyuncu yetiştirdiğimiz ve usta çırak ilişkisi kurduğumuz için benim tiyatroma yarar mı, yaramaz mı, benim üslûbumla nasıl bir ilişki kurar acaba diye bakıyorum. Yani ben buraya oyuncu alırken senden tiyatrocu olur, senden olmaz türünde bir seçme yapmıyorum. Yanıma çırak alıyorum. Konservatuvar değilim. Diploma vermiyorum, rol veriyorum.
Tiyatro sanatına yaşam boyu katkılarınızdan ötürü bu yıl size verilen Muhsin Ertuğrul Özel Ödülü ne ifade ediyor sizin için?
Türk tiyatrosunun şu an içinde bulunduğu, yarınından emin olmayan konumunda, bence herkese ödül ve madalya verilmeli. Türkiye’de hâlâ tiyatro yapanlar kahramanlardır. Ödül, başka hiçbir şeyden nasibini alamayan tiyatroculara bir tesellidir. İki sezondur tiyatrolar büyük krizler geçirdi. Tiyatro, artık izleyicinin aklına gelse bile bütçesinden para ayıramayacağı bir lüks. Çok ucuz olması mümkün değil çünkü ampulü bile dolar endeksli alıyoruz. Ödüller artık ‘yapmayasımız’ın geldiği bir ortamda tekrar ‘yapasımızı’ getiren bir şey olarak güzel bir katkı.
KÜLTÜR & SANAT


Sansürlü festival
Çok dinlenenler
Haberiniz olsun
Çok izlenenler
Çok okunanlar
Kuklalardan al haberi
Bağımsız kadınlar remix!
Herkesi yenen "Türk"
"Komiklik yapan bir komik değilim!"
Anadolu yollarında bir ‘dede’
Türk sinemasında şiddet
"Sömürenin cinsiyeti yok!"
Gerçeklik nerede başlıyor, hayal nerede?
Eski ama yepyeni...
Akdamar Kilisesi’nin çığlıkları
Keçileri kutsayan ressam
Irkçılık ve aşk
Mühim olan insanlık
Canavar A.Ş.
Porno yönetmeninin dramı
Üniversitede kütüphane komedyası
Tuvalde isyan
Sarayda aşk
Şiir bitti, fotoğraf sürüyor
Ağlaya ağlaya anlatıyor
Türünün tek örneği
Uçurtmayı 35 yıldır uçuruyor!
Bilgiye, İsfahan’a yolculuk
Siyasi kurullarda yeşil tehlike
Yaşamak şakaya gelmez
Haftanın albümleri
Geçen haftanın izleri...
Yeni yayınlar
SAYFA BAŞI

|
|

|