
|

Ağlaya ağlaya anlatıyor
Yeni albümü "ar+ı" ile birlikte havası, hali, tavrı, saçı, başı değişen Emrah her yerde boy göstermeye başladı. "Ağlaya ağlaya anlatamadım," diyor ama yanılıyor. Yıllardır aynı hikâye, niye anlamamış olalım ki?
NAİM DİLMENER
Emrah, epeydir "küçük" değil. 1971 doğumlu şarkıcı, o dönemini 12 Eylül’lü ağır arabesk günler eşliğinde geçirdi. Tam çizme sesleri her yanı sarmışken Diyarbakır’da keşfedilmişti Emrah, daha 10 - 11 yaşlarında. 13 yaşındayken Istanbul’un yolunu tuttu, o gün bugündür de hep aramızda. Memleket değişti, biz değiştik, o değişti. 90’lı yıllar ile birlikte isminin önündeki "küçük" sıfatını kaldırmıştı zaten. Pop müzikteki patlama ile birlikte de, hem kendisine, hem de müziğine çeki düzen verdi. Bu piyasada kalıcı olabilmek için, "Diyarbakır Şad Akar" defterini (en azından görünüşte) kapatmak gerektiğini çok çabuk görmüştü. "Ergenliğe geçti - geçecek" sesine hayran olan kitlenin, bir noktadan sonra peşini bırakacağını, kendisine bu türde başka isimler bulacağını biliyordu. Bir çocuk sesi "Cemo - Dilo" diye haykırır, feryat ederken, yürekleri kanayıp kulaklarını tıkayacak yerde, gece - gündüz bu şarkıların peşinde koşan bu tuhaf kalabalığın asıl takıntısı isimler değil bu seslerdi ve Emrah da (elden ne gelir) artık büyümüştü.
90’lı yıllarımız ile birlikte patlayan pop müziğin en önemli sonuçlarından biri de, piyasada mevcut ve her zaman birbirinden kesin çizgilerle ayrılan müzik türlerini birbirine yaklaştırması oldu. Zaman içinde Türk Müziği, halk müziği, arabesk, fantezi ve diğer alt gruplar arasındaki farklar törpülendi, bu farklı türler birbirinin içinden geçip "pop" halini almaya başladı. "Pop" dediğimiz şey de, "öyle saf öyle temiz" kalıp diğer türlerin kendisine iltihak etmesini beklemedi elbette. O da (zaten hep merakı vardı ya) diğer taraflara doğru meyletti, aralarına sızdı. Bu, her şeyi daha da kolaylaştırdı. Artık, içine herkesi, her türlü eğilimi atabileceğimiz çok geniş bir pop çuvalımız vardı. Bütün dünya; Cheb Mami, Khaled, Natacha Atlas, Tarkan, Rachid Taha, Ricky Martin, Shakira ve benzerleri ile coşmaya başlamışken, biz de buralarda Mahsun Kırmızıgül, Özcan Deniz, Alişan, Ceylan, Muazzez Ersoy ve Emrah ile ilgilenmeye başlamıştık. En çok da Emrah ile... Çünkü Emrah, bu müzik türleri arasındaki farkları dümdüz etme konusunun en faal isimlerinden biriydi. O şarkılarını hep eski usul (deliler gibi koşup, nefes nefese kalan biri gibi) söylemeyi tercih etse bile, şarkılarını başka türlü seçiyor, seçtiği bu şarkıların altına değme pop şarkılarda görülmeyen sesleri - ritmleri yerleştiriyordu.
Emrah’ın "ar+ı" adını verdiği son albümü de böyle. Bir gitarist ordusu eşliğinde yapmış albümü. Başta piyasanın en önemli isimlerinden İsmail Soyberk ve Erdem Sökmen olmak üzere, dev bir müzisyen kadrosu; (80’lerde olduğu gibi) basit bir düzenleme ile önünüze sürülse dönüp bakmayacağınız kadar sıradan şarkıları dinlenebilir, kulak verilebilir bir hale sokmuşlar. Albüm, günümüzün yıldız isimlerinden Altan Çetin’in, hem ismi hem kendisi sevimsiz olan "Tırlamışım" adlı şarkısı ile açılıyor, Emrah ile Feyyaz Kuruş’un şarkıları ile devam ediyor ve Şebnem Ferah’ın "Yağmurlar"ı ile son buluyor. Arada, Ercan Turgut’un sesinden çok sevdiğimiz (Tahir Dökme’nin) "Neredesin Sen"i de var. Radyo D’nin yapımcılarından Hakan Eren’in önerisi ile albüme alınmış bu şarkı albümün de en parlak noktası. Böylece son günlerin iki moda eğilimi (eskilerden bir şarkıyı yeniden yapmak ve rock ya da pop parçayı alıp kendi ağız tadına uydurarak baştan yaratmak) de albüme dahil edilmiş oluyor.
ar+ı
Emrah
Universal
Neşe Müzik
KÜLTÜR & SANAT


Sansürlü festival
Çok dinlenenler
Haberiniz olsun
Çok izlenenler
Çok okunanlar
Kuklalardan al haberi
Bağımsız kadınlar remix!
Herkesi yenen "Türk"
"Komiklik yapan bir komik değilim!"
Anadolu yollarında bir ‘dede’
Türk sinemasında şiddet
"Sömürenin cinsiyeti yok!"
Gerçeklik nerede başlıyor, hayal nerede?
Eski ama yepyeni...
Akdamar Kilisesi’nin çığlıkları
Keçileri kutsayan ressam
Irkçılık ve aşk
Mühim olan insanlık
Canavar A.Ş.
Porno yönetmeninin dramı
Üniversitede kütüphane komedyası
Tuvalde isyan
Sarayda aşk
Şiir bitti, fotoğraf sürüyor
Ağlaya ağlaya anlatıyor
Türünün tek örneği
Uçurtmayı 35 yıldır uçuruyor!
Bilgiye, İsfahan’a yolculuk
Siyasi kurullarda yeşil tehlike
Yaşamak şakaya gelmez
Haftanın albümleri
Geçen haftanın izleri...
Yeni yayınlar
SAYFA BAŞI

|
|

|