29 Nisan 2002 Pazartesi


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  
·  SERİ İLAN  

 


BELGELER

AB- KATILIM ORTAKLIĞI BELGESİ
KOPENHAG KRİTERLERİ



Sohbet Odası

Halkı dinlemeden işe başlamayız...

Türkiye’deki siyasetçilerin halktan kopuk olduğunu söyleyen Bayar, "Halkı dinlemeyi siyasetin gündemine getireceğiz. Sokağa çıkmak yeter" diyor...
     Derya Sazak

     Siz Washington’daydınız, üçüncü bir kriz dalgası bekleniyor mu?
     Bir defa hiçbir şekilde ekonomik kriz beklememek lazım. Böyle bir beklentiyle yaşamak, deprem beklemek gibi bir şey. İstanbul’da deprem bekleniyor ama hayat sürüyor.
     
     Negatif siyaset yapmaktan yana değilsiniz?
     Genç bir insan olarak karamsarlığı kabul etmiyorum. Ama gerçekçi olmalıyız.
     
     Üniversite eğitimiz de yanılmıyorsam ekonomiyle ilgili..
     Evet, New York’ta ekonomi ve uluslararası finans okudum, sonra geldim hariciyeci oldum. Krize dayalı siyasetin Türkiye’yi bir girdaba sürüklemesinden korkarım. Topluma güven verebilmek için bu insanları ne beklediğini ve başlarına ne geldiğini çok iyi anlatabilmek lazım.
     
     İşsizler hızla çoğalıyor
     Doğruları söylemek lazım.
     Doğruları görmek lazım. Benim izlediğim siyasetçi halktan uzaklaşmış. Sahipsizlik var. İşte Adapazarı’nın hali, devlet burada yok.
     
     Siz ne yapacaksınız?
     Vatandaşla birlikte halk odaklı bir siyaset modeli düşünüyorum. Ekonomiye bakarken de öyle düşünüyorum. Türkiye’de ekonomi politikası, ekonomi üst bürokrasisinin kendi içindeki bir egzersizi haline geldi. Tamam, Ankara’da kararlar alınıyor, parlamento kanunlar çıkarıyor ama buradaki insanlar, bunların kendi hayatlari için ne anlama geldiğini bilmiyorlar. Semeresini nasıl görecekler. Vatandaşın geçim derdine olumlu olarak ne zaman yansıyacak? Türkiye bir işsizlik felaketi yaşıyor. Her sene 1.5 milyon genç insana nasıl iş bulacaksınız?
     
Mucize dönemi bitti
     Siz bunlara somut çözüm projeleri üretecek misiniz? Yoksa ‘Demirelvari’ düşün peşime mi diyeceksiniz?
     Biz dinlemeyi siyasetin gündemine getireceğiz. Sokağa çıkmak yetiyor.
     
     Sanırım, sorun da orada. Ülkeyi yönetenlerde sokağa çıkacak hal kaldı mı?
     Biz halkı dinleyerek işe başlamak istiyoruz. Türkiye’de değil sadece dünyada da artık mucize adamlar ve reçeteler dönemi bitti. Aklın bilimin ve yaşadığınız ülkenin gerçeklerinin ortaya çıkardığı çözümler var. Bu çözümler ne kadar makulse kabul görüyor. Makul çoğunluk, makul çözümleri kabul ediyor.
     
Derviş’in işi çok teknik
     Kemal Derviş de geldiğinde daha halka yakındı Gaziantep’e gitmesi olay olmuştu, şimdi daha çok İstanbul’da işadamlarıyla ve Washington’dan mesajlar veriyor. Sizi de ilerde halktan koparan bir çevre nasılsa oluşacaktır.
     O teknik bir işle uğraşıyor, sokakta olamamasının sebepleri olabilir, ama siyasetçinin görevi halka yakın durmaktır. Bunu halk goygoyculuğu anlamında söylemiyorum. Siyaset yaptığınız sürece halkla birlikte olacaksınız. Türkiye’de bugün bir tarım faciası yaşanıyor. Halkın yüzde 45’inin hala tarımdan gelir sağladığı bir ülkede bu soruna ne gibi çözümler getireceğiz? Bunlar sadece bir partinin sadece danışmanlarıyla, birkaç bürokratla konuşacağı şeyler değil. Yukarıdan sunulan hiçbir çözüm kolaylıkla kabul edilmez. Edilseydi IMF reçeteleri o zaman hemen benimsenir, çözüm bulunurdu.
     
Hep doğruları söyleyeceğiz
     IMF dışında bir çözüm yolu var mı? Kafanızda bir model var mı? Sizi neyle tanımlayacağız?
     Akılcılıkla... Makullüğün tanımı budur. Ve gerçekçilik... Halka doğruları çekinmeden söyleyeceğiz. Modern siyasetin gereklerinden biri neyi nasıl yapacağınızı anlatabilmektir. Popülizmden kaçınmak gerekiyor. IMF ile ilgili klişelerden kaçınmak gerekiyor. Türkiye IMF ile 17 program denemiş. Önemli olan hangi şartlarda müzakere masasına oturacağınız. Türkiye Şubat 2001 krizinde IMF’ye gitmek zorunda kaldı. O noktada siyasi iktidarın hem temsil sorunu vardı, hem de tepki vardı. Geçmişe bakarsanız, Türkiye merkez sağ yönetimler altında müzakere kabiliyeti açısından daha avantajlı şartlarda gitmiştir. Körü körüne bir IMF karşıtlığı ya da müdafası gerçekçilikten uzak olur. Türkiye’nin bugün üretime girmeyen iktisadi kaynağını yeniden nasıl organize ederiz sorusuna cevap araması gerekir. IMF’nin önüne kendinizi tüketmiş olarak gitmemelisiniz. Türkiye’nin kendi müteşebbisiyle yeniden barışması gerekiyor. Müteşebbisiniz kaybetmişsiniz, çünkü vergiyi bir tasallut aracı olarak görüyorsunuz. Nereden gelirse gelsin de para gelsin zihniyetiyle bugün Türkiye’de vergi salınıyor. Geçen gün bir büyük işadamı söylüyordu, ülkenin yatırım yapılamaz hale gelmesinin nedenlerine bakmak gerekiyor. Şeffaflık, temiz toplum ve iyi yönetim. Bizim ilkelerimiz bunlar olacak.
     
Demirel’den izin almış değilim...
     Kamuoyu sizi Süleyman Bey’in danışmanı olarak tanıyor ve Türkiye’ye dönüşünüzde de etkisi olduğunu düşünüyor. Ne dersiniz?
     Sayın Demirel’e saygım sonsuz. Yanında yetişmiş olmam devlet tecrübesi açısından bana büyük imkan sağlamıştır. Kendisi babamın çok yakın siyaset arkadaşıydı. Sayın Demirel bugün siyasette değil. Ben siyasetteyim. Genç bir kadronun siyasete gelmesi için adım attım. Demirel adı beni rahatsız etmez. Kendisinden bir icazet ya da izin almadım. Kendisi de söylüyor, şu anda siyaset üstüdür.
     
     Siz girdikten sonra Demirel için artık aktif siyaset bitti denilebilir mi?
     Onun adına herhalde ben değil, kimse konuşamaz!
     
Türk halkının önüne hedef koymak lazım
     Türkiye’ye ne vaat edeceksiniz?
     Toplumda kiminle konuşursanız değişim ve ileriye gitme arzusunu görüyorsunuz. Türkiye’nin önüne hedefler ve hayaller koymak gerekir. Bunlardan bir tanesi AB üyeliğidir. Bu işte lig atlama meselesidir. Türkiye’nin yeniden yapılanması gerekiyor. Öncelikle bir kamu reformuna ihtiyacımız var. Büyük hedef, birinci lige çıkmak. Türkiye’nin tıkandığı nokta ‘sistem’dir. Anayasası, seçim sistemi ve kamu yönetimi başta olmak üzere sistem değişikliğine gidilmelidir. Uzun vadeli siyasi istikrarı sağlayacak seçim yasası düzenlenmelidir. Bugün iki turluyu tartışıyoruz, Fransa’daki şartlar farklı, orada yarı başkanlık var ama Türkiye de iki turlu gibi makul çoğunluğu her zaman sağlayabilecek sistemi düşünmelidir. İleriye dönük hedefleri koyduğunuzda toplumu mobilize etme şansınız çıkıyor. Toplumla birlikte bir reform programı hazırlayabilirsiniz.
     
Biz seçimi bekliyoruz...
     DYP ve ANAP’la ilişkileriniz ne olacak?
     Kimseyle kavgamız, meselemiz yok.
     
     Meclis’ten transfer yapacak mısınız?
     Transfer kelimesine siyasette hiç sıcak bakmıyorum. Ben daha genel başkan olmadım, kongre süreci var önümüzde, orada alacağımız yetkiyle partiyi yeniden yapılandıracağız. Yeni program, kadro ve söylemler koyacağız. Bunlar olmadan partimize teveccühü hemen beklememek lazım. Biz seçimi istiyoruz. İktidara adayız.
     



 SİYASET


Sohbet Odası
‘Af’ta tartışma
Ankara'da bunlar konuşuluyor
‘Değerlerim aynı üslubun değişti’


 SAYFA BAŞI 




© 2002 Milliyet