
|

Polonya güneşi
"Kafka’nın unutulmuş rakibi" olarak anılan Bruno Schulz’un, Adam Mickiewicz Edebiyat Müzesi’nde bulunan çizimleri Paris, Cenova ve Londra’dan sonra, "Siyah Güneş" adıyla şimdi de Türkiye’de.
SEMA ULUDAĞ
Polonya edebiyatının en önemli isimlerinden biri Bruno Schulz, değeri ölümünden sonra anlaşılan yazarlar arasında. 42 yaşına kadar edebiyat çevrelerinde pek boy göstermeyen ancak öykülerinden oluşan "Tarçın Dükkânları" ve "Kum Saati Burcundaki Sanatoryum" ile "Kafka’nın unutulmuş rakibi" olarak değerlendirilen Schulz, yazarlık alanında olduğu kadar çizimleriyle de ön plana çıkan bir sanatçı.
Bruno Schulz’un, Adam Mickiewicz Edebiyat Müzesi’nde bulunan eserleri Paris, Cenova ve Londra başta olmak üzere dünyanın pek çok şehrini dolaştıktan sonra sanatseverlerle buluşmak üzere Türkiye’ye getirildi. Dr. Lukasz Kossowski’nin küratörlüğünü yaptığı ve Yapı Kredi Kazım Taşkent Sanat Galerisi’nde, "Siyah Güneş" adıyla sergilenmeye başlayan 72 eserin birini yağlıboya tablo, diğerlerini ise karakelem çalışmalar, grafikler ve desenler oluşturuyor.
Stanislaw Ignacy Witkiewicz’e yazdığı bir mektupta Schulz, "Çevrenin ilgisini uyandıran eciş bücüş karamalarımla bütün o kağıtları ve de gazete kenarlarını keşfettiğimde, henüz konuşamıyordum bile," diyerek çizerlik serüvenini anlatıyor. Sanat eleştirmenlerine göre Schulz, Yahudiler ve Ukranyalılar’dan oluşan, zengin kültürel birikime sahip topraklarda yaşamını sürdürmesine, Drohobycz kasabasının gündelik ilişkilerinden çok etkilenmiş olmasına rağmen, bunu eserlerine harfi harfine yansıtmayan bir sanatçı. Günlük can sıkıntısına karşı bir tepki olarak hayal gücünü kullanan ve desenlerini rüya ile hayal arasında bir yerlere yerleştirerek gerçeği mitleştiren Schulz’un 1920 yılında yaptığı yağlıboya tablosu "Karşılaşma", serginin en önemli eserleri arasında bulunurken mitleştirmenin, zengin bir kültürden beslendiğinin sembolü olarak değerlendiriliyor. Sanatçının günümüze kadar gelen tek yağlıboya tablosu olma özelliği de taşıyan "Karşılaşma", Drohobycz’un ara sokaklarından birinde genç bir Musevi ile iki hayat kadınının karşılaşmasını anlatıyor.
Birbirinin zıttı iki dünyanın ironik biçimde yan yana gelmesi Bruno Schulz’un hemen hemen tüm eserlerinde kullandığı tema olarak çıkıyor karşımıza.
Kağıt üzerine çizilmiş karakalem çalışmaların yoğunluklu olduğu sergide sanatçının desenlerine baktığımızda babasından, at arabalarından, her ikisini de gördüğü dünya savaşlarından ama en çok da kadınlardan etkilendiğini anlıyoruz. Karşı cinse olan düşkünlüğüyle bilinen, hatta tutkuyla bağlandığı ve desenlerine sık sık model olarak seçtiği Jozefina Szelinska adlı Katolik kadınla evlenebilmek için Musevi İlahiyat Cemaati’nden ayrılarak "dinsiz" statüsü alan sanatçı, iki cins arasındaki ilişkiyi sadomazoşist bir anlayışla yansıtıyor eserlerine. Kadın - erkek ilişkilerinin manifestosu olarak görülen "Putpereslik Kitabesi" için çizdiği illüstrasyonlarda, kadın dişiliğinin her yerde oluşuna karşı duyduğu hayranlığı vurgularken bir yandan da erkeklerin acizliğini gözler önüne seriyor adeta.
1942 yılında kendisi gibi binlerce Yahudi’nin kaderini paylaşan, Naziler tarafından kafasından vurularak öldürülen Schulz, gerek yarattığı gerekse yarım bırakmak zorunda kaldığı eserleriyle 20. yy.’ın en önemli isimlerinden biri olarak değerlendiriliyor. Yaşadığı dönemde anlaşılamasa bile zamanın ve mekânın ötesine geçmeyi başaran Bruno Schulz, "Siyah Güneşöteki eserleriyle ülkemiz sanatseverleri tarafından keşfedilmeyi bekliyor.
Yapı Kredi Kazım Taşkent Sanat Galerisi
(0212) 252 47 00
Bitiş tarihi: 18 Mayıs 2002
KÜLTÜR & SANAT


Truvalı ozanın 2. Ege çıkartması
Çok dinlenenler
Haberiniz olsun
Çok izlenenler
Çok okunanlar
İlk cam okulu
Dansın büyüsüne davet
Cinsiyet savaşına taktikler
Internet kahramanı Avni Lifij
"Canımın istediği şarkıları söylüyorum"
Kim kral kim soytarı?
"E hadi, yeter artık!"
Süsleme tasarımına farklı bakış
"Kendi masallarımı yazıyorum!"
Dalida ile duran zaman
Kendini sokan film
Moskova’da bir Amerikalı
Kamuoyu deyip geçmeyeceksin!
Maksi mini tadında Sabri Berkeller
Polonya güneşi
Cesur bir Wagner daha!
İntikamın romanı
Ankara’da plastik fuar
Yaşanmışlığın resimleri
Yalnızlık zor zenaat
‘Sinemacının enstrümanı vicdanı’
"İtiraf" Cannes’a gidiyor!
Jüriler, festivalde sansürü tartıştı
Enis Batur vizyonundan meseleler
Müzik dünyasından kısa kısa...
Haftanın albümleri
Kısa mesaj kaygısı
Buluşmak mı bulaşmak mı?
Mudanyalı çocuklar ve Mark Dubois
Yeni yayınlar
SAYFA BAŞI

|
|

|