02 Mayıs 2002 Perşembe


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  
·  SERİ İLAN  

 



‘Sinemacının enstrümanı vicdanı’

Otar Ioseliani, pazar günü Yaşam Boyu Başarı Ödülü’nü almak için Türkiye’de olacak.

     Gürcistan sinemasının günümüzdeki en önemli temsilcisi Otar Ioseliani, İstanbul Film Festivali’nin Yaşam Boyu Başarı Ödülü’nü almak üzere Türkiye’ye geliyor. "Pazartesi Sabahı" adlı filmiyle Şubat ayında Berlin Film Festivali’nde En İyi Yönetmen Gümüş Ayı ve FIPRESCI ödüllerini kazanan Ioseliani, Festival’in gediklilerinden. Özellikle "Kelebek Avı" ve "Haydutlar" adlı filmleriyle İstanbullu sinemaseverlerin belleklerinde yer etti. 28 Nisan Pazar günü 13.30 - 19.00 seanslarında Emek Sineması’nda gösterilecek olan "Pazartesi Sabahı" da aynı derecede etkili olacak. Film, rutinden bunalan bir Fransız işçinin günübirlik Venedik kaçamağı sırasında bir meslektaşıyla karşılaşıp mutluluğun anlamını kavramasını anlatıyor.
     1934 yılında Tiflis’te doğan Ioseliani, çocukluğunda müzikle yoğruldu. Piyano çalmayı öğrendi. Sinema öğrenimini Moskova Film Akademisi - VGİK’te gördü. Eğitimin sanat tarihi ve matematik dallarına da yaydı. Resme ve müziğe merakı filmlerine de yansıdı. Ioseliani, Gürcistan’ın Sovyetler Birliği içinde yer edinmiş sinema geleneğinin bir parçası haline gelmekte gecikmedi. Elbette, Gürcü mizahını ve eleştirel tavrını koruyarak.
     Ioseliani’nin dikkat çektiği film 1966 Cannes Film Festivali’ne seçilen, Sovyet bürokrasisini yeren "Giorgobitsve" oldu. Ardından gerçekleştirdiği "Ikho Sasvi Mglaobeli" (1973) ve "Pastorali" (1976) adlı filmleri sansüre takıldı. Bunun üzerine Ioseliani, seksenli yıllarda, Tiflis’te yaşamayı sürdürmesine rağmen Fransa’da çalışmaya başladı. 1984 yapımı "Les favoris de la lune" ile uluslararası üne kavuştu. "La chasse aux papillion / Kelebek Avı" ve "Adieu plancherles vaches" gibi filmleri tüm dünya festivallerinde takdir toplayıp pek çok ülkede gösterime girdi.
     Gişe hasılatları ve para ödülleri temelinde sinema değerlendirmeyi aptalca bulan Ioseliani, karamsarlığa kayan katı gerçekçi tavrıyla tanınıyor. Giovanni Spagnoletti ile yaptığı bir söyleşideki "Sinemacıların çalabileceği tek enstrüman vardır o da vicdandır, taşıması gereken sorumluluk da izleyiciyle ciddi biçimde konuşmasıdır," sözü onu tanımlamaya yeter de artar.
     
     
     



 KÜLTÜR & SANAT


Truvalı ozanın 2. Ege çıkartması
Çok dinlenenler
Haberiniz olsun
Çok izlenenler
Çok okunanlar
İlk cam okulu
Dansın büyüsüne davet
Cinsiyet savaşına taktikler
Internet kahramanı Avni Lifij
"Canımın istediği şarkıları söylüyorum"
Kim kral kim soytarı?
"E hadi, yeter artık!"
Süsleme tasarımına farklı bakış
"Kendi masallarımı yazıyorum!"
Dalida ile duran zaman
Kendini sokan film
Moskova’da bir Amerikalı
Kamuoyu deyip geçmeyeceksin!
Maksi mini tadında Sabri Berkeller
Polonya güneşi
Cesur bir Wagner daha!
İntikamın romanı
Ankara’da plastik fuar
Yaşanmışlığın resimleri
Yalnızlık zor zenaat
‘Sinemacının enstrümanı vicdanı’
"İtiraf" Cannes’a gidiyor!
Jüriler, festivalde sansürü tartıştı
Enis Batur vizyonundan meseleler
Müzik dünyasından kısa kısa...
Haftanın albümleri
Kısa mesaj kaygısı
Buluşmak mı bulaşmak mı?
Mudanyalı çocuklar ve Mark Dubois
Yeni yayınlar


 SAYFA BAŞI 





© 2002 Milliyet