02 Mayıs 2002 Perşembe


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  
·  SERİ İLAN  

 





Anadilinin "yazı" boyutundan kopuk olunca...

     İstanbul'un II. Mehmet tarafından fethi ile, Gutenberg'in matbaayı keşfi, hemen hemen aynı tarihlere rastlar.
     Şimdi yaşlısı - genci ile, 68 milyonluk Türkiye'de bir anket yapıp sorsak:
     - 550 yıl önce matbaayı icat etmiş olmayı mı yeğlerdiniz, yoksa İstanbul'u almış olmayı mı, diye...
     Siz de biliyorsunuz ki, çok büyük bir çoğunluğun yanıtı aynı olacaktır:
     - İstanbul'u almış olmayı...
     * * *
     Kılıç gücünün, beyin gücüne yeğlenmiş olmasının ilk eleştirisi, Gazi tarafından İzmir İktisat Kongresi'nde yapılmıştı.
     Nedense sonradan Gazi'nin, Osmanlı tarihine karşı orada yaptığı eleştiri, bir daha hiç gündeme getirilmedi.
     Ve "şanlı tarih" nakaratına dayalı bir "hamaset edebiyatı"; "tarih"in, siyasal egemenliğin bir propaganda aracı olarak kullanılmasına dönük, "resmi tarih" senaryolarına, - zıttı ihanet sayılan - bir maya oluşturdu.
     Oysa Osmanlı'nın ilk imzaladığı antlaşma olan 1606 tarihindeki Zitvatorok Antlaşması'ndan, 1923'teki Lozan Antlaşması'na kadar; imzalanmış ne kadar savaş sonrası antlaşması varsa, hepsi de özünde bir yenilgi belgesiydi. Zafer belgesi olan bir tek siyasal antlaşma yoktu Osmanlı tarihinde...
     Hem tarih bilincinden, hem de - eksisi, artısıyla - kendi tarihinin analitik bir değerlendirmesini yapma olanağından, yoksun yetiştirildi Cumhuriyet kuşakları da...
     * * *
     İlk gazete 16. yüzyılda Anvers'te çıktı. İlk romanlar da, aynı yüzyılda yazılmaya başlandı; Cervantes'in Don Kişot'u, Rabelais'nin Gargartua'sı vs.; ilk ütopik sosyalist yapıtlar da, aynı yüzyılın beyinsel bahçeleri içindedir; Campanella'nın Güneş Sitesi, Thomas Moore'un Ütopya'sı...
     Osmanlı'da ise ne matbaa vardı, ne nesir edebiyatı, ne yazar, ne gazete, ne gazeteci...
     Bugün de yılda adam başına düşen ortalama kitap alma harcaması 2 dolardır; bu birim Avrupa Birliği'nde 500 dolardır.
     Japonya'da 2 kişiye bir gazete düşer, Türkiye'de 20 kişiye bir gazete... O nedenle de, çağdaş ölçülere göre 35 milyon olması gereken toplam gazete tirajı, sadece 3 milyon 600 bindir bizde.
     Hazin değil mi?
     * * *
     Çağdaş dünyalarda bir tiyatro yazarının ne kazandığı da hiç merak edilmemiştir Türkiye'de.
     Fransa'da, bir tiyatro piyesinin telifiyle bir ev alınabilir. Gerek ABD'nin, gerek Avrupa'nın yazarları, tahmin edemeyeceğiniz kadar zengin insanlardır.
     Türkiye'ye gelince...
     Siyasal egemenler ve mesleksiz yığınlar; tiyatro edebiyatının, ortak hipnozlardan arınmaya dönük, beyinsel bir kuşkuculuğun pınarlarını oluşturduğundan habersizdirler.
     Çeyrek yüzyıl önce militarist koşullanmaları, minicik bir mizah fiskesinin gülücüğüyle süslemeye çalıştığım "Islıkçı" piyesine, ikinci gece, kimler geldi de ön sıraya oturdu biliyor musunuz?
     Üniformalarıyla dört orgeneral...
     İstanbul'daki "Levantenler"le de ilgili, hümanist bir piyes olan "Telefon kimin için çalıyor?" piyesinin ikinci gecesinde de aynı şey oldu...
     Üniformalı dört orgeneral, gelip ön sıraya yan yana oturdu...
     Benim kuşağımın militerleri; bir tiyatro yazarı ne kazanır, tiyatro sanatçıları, dekoratörler, ışıkçılar ne kazanır; hiç mi hiç bilmiyorlar, merak da etmiyorlardı. Sadece "hamaset edebiyatı"na uygun olmasını istiyorlardı tiyatro yapıtlarının.
     Bugünkü militerler, sanırım ki, sivil bir izleyici olarak gelmeyi yeğlerler piyeslere; piyesler azıcık anti - militarist ve azıcık hümanist olsa bile...
     * * *
     Bütün bu bağnazlıkların sonucunda bir de Türkiye'nin gelmiş olduğu yere bakalım:
     1- "Yaşam kalitesi" açısından, devletler arası sıralamanın 86. basamağında. Yunanistan'ın bile 57 basamak altında...
     2- 1 yaşına kadar bebek ölümlerinde ise ilk sırada. Her 10 dakikada bir bebek ölmede...
     3- Ulusal gelir dağılımındaki adaletsizlik açısından da, dünyanın en geri 5 ülkesinden biri; Tanzanya'nın dahi altında...
     Lütfen söyler misiniz, 2002 yılında böyle bir tablonun ortaya çıkmasında; 55 yıllık yazı hayatı boyunca 304 ağır ceza mahkemesinden geçmiş olan bendenizin, suçu ne kadar?
     Bir toplum kendi anadilinin "yazı" boyutundan kopuk olduğunda; her dönem için, hem çağının, hem de beyinsel bahçelerin dışında kalır.
     
     c.altan@prizma.net.tr
     




 SAYFA BAŞI 





Taha AKYOL
Cemaatçi hukuk

Çetin ALTAN
Anadilinin "yazı" boyutundan kopuk olunca...

Melih AŞIK
TRT’nin halleri!

Fikret BİLA
Kara çarşaf ve Meclis

Hasan CEMAL
Ankara'da askerin, İstanbul'da işadamının dünyası...

Yılmaz ÇETİNER
SSK üvey evlat E. Sandığı has evlat!..

Güneri CIVAOĞLU
Bayar: Gelenekten geleceğe...

Can DÜNDAR
Katilim, katilin, katil...

Hurşit GÜNEŞ
Devalüasyon ihracattan çok, bilanço etkisi bıraktı

Sami KOHEN
Generalin "oy sandığı" zaferi...

Mehmet Y. YILMAZ
‘Yeni koşullar yeni kurallar ister’

Meliha OKUR
‘Aracı kurumlar’

Tuncay ÖZKAN
Eski bakan Ziya Aktaş enerjide bilinmeyenleri anlattı

Hasan PULUR
Hakikisi dururken taklidini kim alır?

Derya SAZAK
1 Mayıs mesajı

Meral TAMER
Annesi de, oğlu da ameliyat oldu

Güngör URAS
WC’ler temizlenecek sonuç IMF’ye bildirilecek

M. Ali BİRAND
Siyasetin yüzleri ve rengi değişiyor

© 2002 Milliyet