04 Mayıs 2002 Cumartesi


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  
·  SERİ İLAN  

 





"Avucun birinde 200 milyar dolarlık dış borç, ötekinde de sadece üçün biri var be..."

     Sakıp Sabancı'nın kendine özgü bir hitabet coşkusuyla; Türkiye'deki yönetim kadrolarının, sürekli alınan dış borçları, har vurup harman savurduklarını ortaya koyan sözleri, büyük yankılar yarattı.
     Şayet Sakıp Bey, bu sözleri 35 yıl önce söylemiş olsaydı; hem "Devleti küçük düşürdüğü", hem de "yönetilen sınıfı, yöneten sınıfa karşı kışkırttığı" suçlamalarıyla Sağmalcılar Cezaevi'nde, bizler gibi garip bir çilekeşliğe başlayacaktı.
     Sakıp Sabancı'ya en hışımlı tepki; üst düzey bir kalem sahipliğine - Tanzimat'tan başlayan bir gelenek uzantısında - politikacılığı da ekleyen, Yılmaz Karakoyunlu'dan geldi. Hemen bir açıklama yaparak, Sakıp Sabancı'ya:
     - Öteki avuçtaki üçün biri içinde, siz de varsınız, demeye getirdi.
     * * *
     Türkiye'de de, usul usul evrenselleşmeye başlayan üretim sektörü öncülerinin; oligarşik yapısını bir türlü değiştiremeyen bizdeki "ulus - devlet" modeline, yani "statüko"ya karşı çıkmaya başlamaları, 80 yıllık Cumhuriyet döneminde ilk kez olmakta...
     Hele bir de, önceki akşam TV'deki "Haber Türk" kanalında Em. Büyükelçi Şükrü Elekdağ ile Bülent Eczacıbaşı'nın, karşılıklı yaptıkları açıklamalarla, özellikle ekonomik açıdan "statüko"yu nasıl mızrakladıklarını izleseydiniz...
     Onlar da aynı konuşmaları, 35 yıl önce yapmış olsalardı; Sakıp Sabancı ile birlikte kelepçelenerek, Sağmalcılar Cezaevi'nde bizim koğuşa tıkılacaklardı.
     * * *
     Şükrü Elekdağ, Bülent Eczacıbaşı ile sürdürdüğü, sorularla yanıtlardan oluşan çarpıcı programda; 220 milyar doları bulan dış borçların, bir de 120 milyar doları aşkın faizlerinin ödendiğinden söz ediyordu.
     Ve ayrıca 15 yıllık bir süre, Gabar Dağları operasyonlarında harcanmış olan yüzlerce milyar dolara değiniyordu.
     Çok tepeden bir bakışla; 21. yüzyılın estirmeye başladığı saydamlaşma rüzgarlarına uyumlu bir biçimde; Türkiye'de de, bir saydamlaşma özleminin, hafiften hafiften kanat çırpmaya özendiği sezilmede...
     Bizdeki oligarşik "ulus - devlet" yapısının; "siyasetçi - bürokrat - mafya" ortaklığıyla, zaman zaman bir iç talana kadar varan, ekonomik çapaçulluğundan yakınanların başında; neden acaba öncelikle TÜSİAD'ın iri şöhretleri, bayrak açmaya kalkıyor?
     Çünkü artık modern teknolojilere dayalı evrensel üretim ve ekonominin, yerel vurgun ve kapkaçlara göz yumma ve hatta ondan pay koparma dönemi sona eriyor.
     * * *
     Peki ama neden sona eriyordu?
     Çünkü efendim, işçi sınıfının yavaş yavaş tarihe gömüldüğü ve kol gücünün yerini modern teknolojilerin aldığı bir ekonomide, üretim hızla artıyordu.
     Hızla artan üretimin evrensel boyutta emilebilmesi için, - Türkiye'deki 57 milyon yoksul da dahil - Dünya'daki 5 milyar yoksul insanın, zenginleştirilmesi gerekiyordu.
     Ve yeryüzündeki 5 milyar insanın yoksulluk nedeni; temelde, kendilerini yöneten egemen siyasetçilerden kaynaklanıyordu. 200 aşkın devlet, yılda 500 milyar dolarlık silah alıyor ve ülkelerin içinde, çeteleşerek, binbir sinsi talan yaratıyordu. Bu nedenle de, gerekli yatırımlar yapılamıyor, insanlar yoksulluğu aşamıyor ve modern teknolojilerin durmadan artan üretimi, kendine yeterli alıcı bulamıyordu.
     21. yüzyılda "ulus - devlet" modelinin aşılması ve ülkelerdeki egemen siyasetçi kapkaçlarının sona ermesi, "şart - ı ekber" oluyordu.
     * * *
     Sevgili Yılmaz Karakoyunlu'nun, TÜSİAD sözcülerine karşı duyduğu tepkileri de, sanırım yumuşatma olanağı var...
     Türkiye'yi biraz daha saydamlaştırabilirsek, Karakoyunlu - Sabancı polemiğine benzer söz düelloları da, mayna olur sanırım.
     Örneğin:
     1- Son 70 yılda Hazine arazilerinin ne kadarı kimler tarafından paylaşıldı ve bu alanda siyasetçilerle nasıl bir ortaklık kuruldu?
     2- Son 70 yılda devlet bankalarından alınıp da, geri dönmemiş kredilerin hem toplamı, hem de dökümü...
     3- Son 70 yılda kaç milyar dolarlık silah alındığı ve bunların ortalama miadının ne kadarda dolduğu...
     * * *
     Yukarıdaki 3 maddede özetlemeye çalıştığımız alanlardaki bir saydamlaşma bile, hem TÜSİAD'cıları, hem iktidar sözcülerini, hem medyayı; tartışma üstü yeni bir sentezde buluşturacak ve Türkiye'yi de, 21. yüzyılın özelliğini oluşturacak olan "globalleşme" sürecine biraz daha hazırlayacaktır.
     Çünkü nasıl olsa "ulus - devlet" modelinin "statükocu"larına karşı, globalleşme döneminin "değişimciler"i ağır basacaktır sonunda...
     Onun için mevcut durumlardan hoşnut olmayanlar da, enseyi karartmamalı...
     
     c.altan@prizma.net.tr
     




 SAYFA BAŞI 





Taha AKYOL
Avrupa ve Türkiye

Çetin ALTAN
"Avucun birinde 200 milyar dolarlık dış borç, ötekinde de sadece üçün biri var be..."

Melih AŞIK
Desimal saat...

Fikret BİLA
Cem'in adım önerisi

İpek CEM
BM ruhunu kaybetti

Hasan CEMAL
Solun kendi oyununa gelmesi!

Güneri CIVAOĞLU
Türkiye'ye Pakistan rolü

Can DÜNDAR
İnsanlık ağacında bir dal

Abbas GÜÇLÜ
İSTEK okulları ve Dalan

Sami KOHEN
Kim korkar Le Pen'den?..

Mehmet Y. YILMAZ
Atalarımızın kafası çok mu karışıktı?

Meliha OKUR
‘Liste tamam, taban bekliyor’

Hasan PULUR
Açık istihbarat raporu...

Derya SAZAK
Boğazlarda tanker felaketi

Meral TAMER
Kafes içinde yolculuk

Metin TOKER
TV'nin gözden kaçan asıl tehlikesi

Güngör URAS
WC’leri de yabancılar alacak

M. Ali BİRAND
Fatih Terim akıllıdır karizmasını bozdurmaz

© 2002 Milliyet