
|



Fatih Terim akıllıdır karizmasını bozdurmaz
Şu sıralarda en çok konuşulan konuların başında, Fatih Terim’in GS’nin teknik direktörlüğüne getirilip getirilmeyeceği sorunu geliyor.
Tahminler yapılıyor, aracılar ortaya çıkıyor, yorumlar yayınlanıyor.
Terim akıllı bir stratejisttir. Yarattığı efsaneyi yıkmadan GS’nin teknik direktörlüğüne soyunmadan, yani kendini güvenceye alacak bir formül bulursa bu işe girir. Sportif A.Ş.’nin hisselerini almak gibi...
Terim’in efsanesi, zaman içinde kendini de aştı. Ümit takımından yetiştirdiği starlarını devreye sokmuş, Hagi ve Popescu gibi iki büyük ismi bulmuş ve takımı UEFA şampiyonluğuna taşımıştı.
Bugün aynı görevi (teknik direktörlük) aldığı taktirde ne olacak?
En basit bir yenilgi veya beraberlikte hemen tartışmalar başlayacak. Terim’in karizması, yarattığı efsane yıpranacak. Kolları sıvayıp işe el koymanın, tüm sorumluluğu üstüne almanın hiç gereği yok.
Öte yandan bir de Lucescu’nun kurduğu ve şampiyonluğa taşıdığı yeni bir takım var. Acaba Terim, GS A.Ş.’nin büyük hissedarı olursa, Lucescu teknik direktörlükte kalır mı? Terim, teknik direktöre karışmadan edebilir mi? Bütün bu düzen GS’de yeni kargaşalara mı yol açar? Doğrusu ben kaygılıyım.
GS yönetiminin bir an önce Terim sorununu çözmesi ve işi fazla uzatmamasında büyük yarar var.
30 yıllık derneğe 33 yaşında genç başkan Halkla İlişkiler Derneği seçimi 30 Nisan 2002 tarihinde Maslak Venue’de yapıldı.
Seçime Ömer Kayalıoğlu ve Berna Kürekçi iki liste halinde katıldı. 33 yaşındaki CNN TÜRK Pazarlama ve Halkla İlişkiler Müdürü Berna Kürekçi, 30 yıllık geçmişi olan Halka İlişkiler Derneği başkanlığına şeçildi.
Genç Başkan, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nın bütün dünyada kutlanması için var gücüyle çalışacağını söylüyor. Kürekçi’yi tebrik ediyor ve yeni görevinde başarılar diliyorum.
Aferin, Özhan Canaydın’a... CNN TÜRK’teki MANŞET programında konuşan Özhan Canaydın, Türkiye’de özellikle de spor dünyasında az görülen bir kişilik sergiledi.
"Şampiyon olmak nasıl bir his?" sorusuna yanıt verirken "Biz daha 6-7 haftalık bir yönetimiz. Bu şampiyonluk, Faruk Süren, Mehmet Cansunların sayesinde gerçekleşti." diyerek herkesi şaşırttı.
Aslında son derece doğru bir saptama yaptı, ancak bizler bu tip yaklaşıma alışmadığımız için hayret ettik. Bizim alıştığımız ve beklediğimiz, Özhan’ın bir enkaz devraldığını söylemesi, klübü birkaç haftada rahatlattığını ve yeni yönetim sayesinde GS’nin şampiyon olduğunu açıklamasıydı.
Bu sözler hoşumuza
gitmeyecek ve gerçekliğine de inanmayacak ve "Herkes gibi konuştu." diyecektik.
Oysa tam aksine doğal karşılamamız gerekirdi.
Özhan, Galatasaraylıların farkını ortaya koydu. Bir klübün şampiyon olmasının arkasında, eski yönetimlerin, profesyonel ekiplerin, futbolcuların, yani herkesin rol aldığını unutmamak gerekiyor. Özhan, kimseleri suçlamadan, başka klüplere çamur atmadan
gerçek bir centilmen gibi davranarak şampiyonluğa sahip çıktı. Umarım, herkese iyi bir örnek olmuştur.
Ecevit’in ‘soykırım’ ve ‘af’ gafları Başbakan Bülent Ecevit düşünmeden bir laf etti, hâlâ yankıları sürüyor. Hem kendine, hem de Türkiye’nin dış ilişkilerine zarar verdi. Bir türlü işin içinden çıkamıyor.
İsraillilerin, Filistirlilere karşı yürüttüğü askeri harekâtı "soykırım" olarak niteleyince kıyamet koptu.
Başbakan çok nadir olmasına rağmen, bu defa işi ciddiye almamasının, kullandığı kelimeyi yeterince tartışmamasının faturasını ödüyor.
Defalarca özür diledi.
Olmadı. Mektuplar yazdı, yanlış anlaşıldığını, başka bir şey söylemek istediğini söyledi.
Yetmedi. Bu kelimenin yankıları hâlâ sürüyor. Türikye’ye pahalıya mal oluyor.
Ecevitlerin diğer gafı da "af" konusunda ortaya çıktı ve hâlâ sürüyor. Kimselerin anlayamadığı, Ecevit’in son bölüm af paketini "içine sindiremediğini" çıklamasıydı.
Ecevitler birçok şeyi içlerine sindiremeden yapar oldular, MHP Grup Başkan Vekili Mehmet Şandır’ın
"Bu ne pişkinlik Sayın Ecevit?
İçinize sinmiyorsa neden imzaladınız? Neden bize imza attırdınız?" şeklindeki tepkisini haklı bulmamak işten değil...
mbirand@attglobal.net
SAYFA BAŞI

|
|

|