
|



Ayrıcalık değil mi GS'li olmak?..
Tuhaf bir gerilim ve heyecan... Rüyasında bile kendini çalım atarken gören Hasan Şaş'ın kafa golüyle 1 - 0 önde gidiyoruz ama tam bir işkence...
Kader maçı!
Kocaeli'nden alınacak üç puan şampiyonluğu garantileyecek. Bir gol yersek her şey berbat olabilir. Fener hala ensemizde! İşi son maça bırakmak riskli.
İçim içimi yiyor.
Tam bu sırada, Fatih Terim'in nedense Remzi takma adıyla çağırdığı Arif bir de penaltı kaçırıyor.
Olacak şey mi?
Dakikalar geçmek bilmiyor.
Gözümün önünde sürekli olarak Fenerbahçe'nin Ankara'daki o Gençlerbirliği maçı. Daha doğrusu, maçın bitimine yirmi saniye kala yedikleri ve beni televizyon karşısında zevkten havalara fırlatan o hiç beklenmedik beraberlik golü...
Ya biz de yersek?
Ya bizim de başımıza gelirse? Aman Allah'ım, o da ne? Kocaelisporlu Ahmet otuz metreden öyle bir füze sallıyor ki bizim kaleye. Top tam doksana giderken bir an gözlerimi yumuyorum.
Mondragon yine şahane!
Uçuyor, yumrukla çıkarıyor.
Hemen arkasından Arif'in al da at dercesine verdiği pasla gelen Radu'nun golü...
Galatasaray şampiyon!
Üçüncü yıldızı takıyor hepimizin göğsüne. Kocaeli Stadyumu Galatasaraylılar için bayram yerine dönüyor.
* * *
Bu heyecanı geçen hafta pazar günü Kocaeli Stadyumu'nda yaşadım.
Dün de Ali Sami Yen'deydim.
Cim Bom'un şampiyonluğunu kutlamak için... Galatasaraylı futbolcuları, Teknik Direktör Lucescu'yu ve yönetimi kutlamak için... Bize yaşattıkları heyecan ve gururla ilgili olarak futbolculara teşekkür etmek için...
Fenerli dostlar alınmasın.
Ama Galatasaraylı olmak galiba bir ayrıcalık. Çünkü Galatasaray büyük bir takım. Avrupa'nın en iyi takımlarından biri. Gerçek bir dünya markası. Bugün dünyanın hangi ucuna giderseniz gidin, karşınıza çıkabiliyor.
Galatasaray 'ilk'lerin takımı.
Avrupa'da UEFA Kupası'nı, Süper Kupa'yı alan ilk ve tek Türk takımı. On yıllık Şampiyonlar Ligi'ne yedi kez katılan ve çeyrek finale çıkabilen tek Türk takımı. Türkiye'de en çok şampiyon olan ve bu yılki 15. şampiyonluğuyla üçüncü yıldızı hak eden ilk takım. Dünya sıralamasında ilk 10'da birinci sıraya çıkabilen ilk ve tek Türk futbol takımı...
Liste daha uzatılabilir.
Ama gerekmiyor. Çünkü Cim Bom'un başarılarını artık bilmeyen yok.
* * *
Fakat şurası bir gerçek:
Bütün bu başarılar aynı zamanda bizim çıtamızı yükseltti. Beklentilerimiz farklılaştı. Galatasaray'dan daha büyük başarılara imza atmasını istiyoruz.
Evet, bu yılki şampiyonluk bir başarıdır. Onca yıldız futbolcusunun gitmiş olmasına rağmen, mali güçlükler ve yönetim çalkantılarına rağmen üçüncü yıldızı kazananları alkışlamak lazım.
Lucescu başarılı!
Bardağın dolu olan kısmı daha büyük yer tutuyor. Mondragon'uyla, Emre ve kaptan Bülent'iyle, kemik Ergün'üyle, Hasan Şaş ve golcü Arif'iyle iyi bir çekirdek kurdu ve iyi iş yaptı Lucescu.
Eksileri elbette var. O Barcelona ve Roma beraberlikleri hala yüreğimi yakıyor. Galatasaray bu yıl da rahatça çeyrek finale kalabilirdi Şampiyonlar Ligi'nde...
Dedim ya, Galatasaray'ın özellikle Fatih Terim zamanındaki başarıları bizim beklenti çıtamızı ister istemez yükseltti. Artık kolay tatmin olamıyoruz.
Evet, üçüncü yıldızı taktık.
Ama iyi futbol oynadık mı?
Galatasaray bir zamanlar çok daha sık keyifle seyredilir, rakiplerini genellikle eze eze yenerdi. Hem Avrupa'da hem Türkiye'de böyle çok maç seyrettik. Ama bu yıl ben helal olsun dedirtecek futbola hasret kaldım. "Takım dört dörtlüktü!" diyebildiğim çok az maç anımsıyorum.
* * *
Bu yıl ne olacak?
Boylu poslu, sıkı bir golcü... Bir Hagi... Orta sahaya bir yıldız... Yani üç dört takviye yapabilecek miyiz?
Fatih Terim gelecek mi?
Galatasaray tribünlerinden çirkin tezahüratı silebilecek miyiz? Tribünlerde de Cim Bom farkını belli edip futbol seyircisinde genel kalitenin iyileşmesine yol açacak mıyız?
Yapabiliriz.
Çünkü Galatasaray farklı bir camia. Bu açıdan dikkatimi çeken bir örneği belirtmek istiyorum.
Başkan Özhan Canaydın, Cim Bom üçüncü yıldızı taktıktan hemen sonra verdiği ilk demeçte, kendinden önceki iki başkanı, Faruk Süren'le Mehmet Cansun'u da içtenlikle kutlayarak bir yerde Galatasaray camiasının farklılığını ortaya koymuş oldu.
Dilerim, bu seviye yeni dönemde Ali Sami Yen'in tribünlerine de yansır ve sportmenliğin gereği için yönetim sistemli bir çaba içine girer.
Cim Bom'un şampiyonluğunda emeği geçenleri bir kez daha kutlarken, spor yazarı meslektaşlarıma da bu pazar sabahı, "İnşallah çizmeyi aşmamışımdır!" diye sesleniyorum.
h.cemal@milliyet.com.tr
SAYFA BAŞI

|
|

|