
|



Kariyer, metal tepside sunulan kuru fasulye mi?
Geçen pazar bu köşeden Milliyet okurlarına şu zor soruyu, hafta sonu hediyesi olarak göndermiştim:
Bir araştırmaya göre başarının yüzde 12'si teknik donanım ve bilgi, yüzde 88'i tutku ve arzuymuş. Kariyerlerine yıllar önce yelken açıp, büyük masalar, koca sıfatlar ve bol sıfırlı maaşlarla oturanlar mı daha şanslı, yoksa yıllarca rüzgarda oradan oraya savrulup sonunda hayatta ne yapmak istediklerini bulabilenler mi?
Hediyeye teşekkür Hani anlamlı bir hediye gönderdiğinizde, teşekkür de özel olur ya... E-postama gelen çok sayıda teşekkürden 3'ünü, sizleri bir pazar günü daha zora sokup kendinizi sorgulamanız dileğiyle aktarıyorum:
* Orçun Kepez, Y. Mimar (İTÜ), Bina Bilgisi Anabilim Dalı doktora öğrencisi:
"Pazar günü öğleye yakın bir vakitte hediyenizi aldım, teşekkür ederim.
Ben kendi adıma sizin de tanımladığınız ve uyguladığınız gibi oradan oraya uçmayı seçtim. Siz mimarlıktan gazeteciliğe geçiş yapmışsınız. Ben de mimarlığın yanı sıra bir süre medyada serbest gazeteci olarak çalıştım. Çok keyifli biliyorum.
Türkiye'deki olağanüstü kötü güncel mimari ortama rağmen, bu mesleğe gönül veren bir mimar olarak hala mesleğimi yapmaya çalışıyorum.
Kariyer denilen şey, çoğu zaman metal tepside sunulan kuru fasulye pilavdan öte değil. Hayaller ise çok güzel, ulaşılmak istenen yerler hayallerimizde hiç uzak değil, hava hep ılık, insanlar hep seçkin. Buna karşılık yolumuzu biz çizemediğimiz sürece, cebimize bir yere gidemeyecek kadar para, aklımıza bir sürü mevkii hayali koyup, boynumuza görünmeyen tasmalar takıyorlar.
Arayış cesaret ister Akarsuyun denizle birleştiği yerden dönen bir balık var mı bilmiyorum, ama mutluluğu arama cesaretini göstermek yerine, sunulanla yetinmeye alışan insanlarla örülü her tarafımız. Öylesine işlerini yapan, mesai başlamadan 5 dakika önce gelip mesai bitince kurulu adımlarla evine giden, maaşına zam görmezse itiraz etmeyen, buyurgan tavırlara boyun eğen ve bu tutumuna da sorumlu olduğu ailesini mazeret gösteren kişiler, çoğu zaman sadece yaşayacak kadar para kazandıkları için acaba gerçekten mutlular mı?
Bu e-postanın amacı, başta da söylediğim gibi teşekkür. Bir pazar sabahı ansızın gelen hediye için. Bir sürü yazı okurum gazetelerde. Aralarında insana, bireye eğilenler çok azdır. Bir çoğu memleket kurtarır, ama memleketi oluşturan bireyleri düşünmeden!
Eğer o hediyede gizli soruyu her zaman kendimize sorabilirsek ve kendimizle yüzleşmeyi göze alabilirsek, asıl o zaman verimli bir yaşantıya ulaşabiliriz diye düşünüyorum.
Mutluymuş gibi görünerek aslında mutsuz yaşayan bazı insanlar için yazınız umarım kendini sorgulama sürecini başlatır."
Bir zor soru daha * Birgül Demirtaş - Coşkun, Berlin Hür Üniversitesi, Siyaset Bilimi Bölümü doktora öğrencisi: "Pazar günkü yazınızı çok beğendim. Gerçekten zor bir soru? Ben ikinci yolu tercih etmiş bir insan olarak, acaba yanlış mı yaptım diye düşünür dururum hep.
Bir zor soru da benden: Hali vakti yerinde bir anne - babanın çocuğu olarak doğup, kolejlerde, özel üniversitelerde okuyup kariyer edinenler mi daha şanslı; yoksa hayatının başlangıcından itibaren belli zorluklari tek başına göğüslemek zorunda kalıp, tırnaklarıyla kazıyıp bir yere gelenler mi?"
* Viyana'dan e - posta gönderen Neslihan: "Hediyeniz beni çok etkiledi, zira ben de uzun yıllar ne istediğimi bilmeden sağa sola yalpaladım. Şimdi ise ara sıra yazılarım çıkınca çok seviniyorum. Kalbimin beni götürmek istediği yere gideceğim."
mtamer@milliyet.com.tr
SAYFA BAŞI

|
|

|