05 Mayıs 2002 Pazar


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  
·  SERİ İLAN  

 





Fransızlar Bugün Le Pen'i Haklıyorlar Ama...

     Fransa'da bugün seçim sandıkları kapandığında Fransızların ve bütün Avrupalıların, hatta dünyada hemen herkesin beklediği bir sonuç gerçekleşmiş olacaktır. Birinci turda bir havai fişeği oluşturan Le Pen Fransız cumhurbaşkanlığı seçimlerinde bugüne kadarki en ağır silleyi yiyerek - rahmetli Özal'ın deyimiyle - "kıç üstü oturmuş" bulunacaktır. Aslına bakılırsa bunun için tüm Fransızların seferber olmasına lüzum bile kalmamıştı. Fransız Milli Futbol Takımı'nın Cezayirli kaptanı Zidane ve beyaz/renkli arkadaşları ültimatomu çektiklerinden beri Le Pen küme düşmüştü. Fransa'ya dünya şampiyonluğu dahil, inanılmaz zaferler kazandırmış ve kazandırmakta olan Zidane ile arkadaşları "Le Pen Cumhurbaşkanı seçilirse biz Tokyo/Seul'de oynamayız" diye kaşlarını çatar çatmaz, sonuç belli olmuştu.
     Düşünmek lazımdır ki, Fransız Milli Takımı'nın çok büyük çoğunluğu Le Pen'in savaş ilan ettiği "renkli Fransız" oyunculardan oluşmaktadır. Dünya şampiyonluğunu aldıklarında "saf beyazların" sayısı sadece beş idi. Bu sefer Tokyo/Seul Şampiyonası'nda renkliler çıkarılırsa geriye yalnız üç beyaz Fransız kalacaktır.
     Bu, Chirac dahil/Le Pen hariç hiçbir Fransızı rahatsız etmemektedir. Takım, Fransa Milli Takımı'dır.
     "Le Pen"
olayı Türkiye'de de çok yankı uyandırmış ve paralellikler kurulmasına yol açmıştır, ama bizdeki durum ile oradaki durum arasında ciddi hiçbir benzerlik yoktur.
     Belki demagoji hariç... Fransa'da her işi alevlendiren, ırkçılıktır. Fransa'ya gelip Fransız hayatına karışmış - Türkler dahil - milyonlarca göçmene karşı hislerdir. Tabii onların sebep olduğu sorunlardır... Le Pen'in demagojisi, Fransızlara "bütün dertler"inin kaynağını bunun oluşturduğu balonunu yutturmaktır.
     Fransızlar şimdi bu balonun delinmesiyle gerçek sorunlarını karşılarında bulmuşlardır. Chirac'ın bugün alacağı oylar ona güvenenlerin değil, gölgede kalmış gerçek sebeplerin sayısını gösterecektir.
     
Bundan dolayı, o kadar çok olacaktır.
     
"Cehennemin Üç Süvarisi"
     Bugünkü toplumlarda birçok zorluğun gündelik yaşamı etkilediği muhakkaktır. Ama bunun ilacı ne aşırı sol, ne aşırı sağdır. Hatta tam aksi. Mesela sağda muhafazakarlık, ırkçılık, dincilik bu eğilime açık cehennemin üç süvarisi" sayılabilir. Le Pen Fransa'da aşırı muhafazakarlığı ırkçılık ile besleme yolunu tutmuştur. Her derdin sebebini "beyaz olmayan Fransızlar"da göstermiştir. Orada tek başına din artık ve çoktandır bir kışkırtma olarak pek kullanılmamaktadır. Buna karşılık Türkiye'de aşırı muhafazakarlık, en ziyade din unsuru kullanılarak tahrik edilmektedir. Türk toplumunu tehdit eden en büyük tehlikeler arasında bundan dolayıdır ki irtica daima birinci yeri işgal etmektedir. Le Pen Fransızları ırkçılığa sarılarak dertlerinden kurtulabileceklerine inandırmaya çalışmaktadır. Bizde, ne ırkçılık vardır, ne "renkli Türkler". Aşırı sağ, bundan dolayı irticayı kendine her fırsatta bayrak yapmaktadır. Bundan dolayıdır ki iki durum arasında - Fransa'daki ve Türkiye'deki - benzerlik azdır, çare de...
     "Kurnaz Fransız milleti" seçimlerin ilk turuna katılmamakla yarayı deşmiştir. Aslında Jospin'e gidecek oylar sandık başına gitmeyince, ötekiler ise sandığa koşunca görüntü gerçeğin tersine dönüşmüştür. 2. turda, bundan dehşete düşenler, Chirac lehine aksi yönde bir abartmalı sonuç ortaya çıkartmışlardır.
     Ama herhalde Fransızlar derslerini almışlardır. Türkler nasıl alacaklardır?
     
Türkiye'de belki doğru yol, ilk seçime hiç katılmamaktır. Basın ve televizyondan oluşan medyanın gelip geçici ve çarpıtıcı aynasına bakmazsanız, zaten, şu anda oy verecek bir kimse veya oluşum gerçekte var mı ki? Sandıklar seçmensiz kalınca, dersi "bütün siyaset hayatı" alacaktır.
     Hiç olmazsa bir sonraki seçimlerde bir sağlam kazık dikeriz ve atımızı ona bağlarız.
     Bugün ne atta, ne kazıkta iş var.
     




 SAYFA BAŞI 





Çetin ALTAN
Köyceğiz'deki pastoral senfoninin sonu...

Melih AŞIK
Fransız neşesi...

Fikret BİLA
Durmuş: Soyuyorlar

Hasan CEMAL
Ayrıcalık değil mi GS'li olmak?..

Güneri CIVAOĞLU
Aşk öyküsü

Can DÜNDAR
Kır çiçekleriyle...

Abbas GÜÇLÜ
Medya ve çocuk

Mehmet Y. YILMAZ
Gözlerimle kucakladım İstanbul’u... Bir gece vakti...

Hasan PULUR
Kıssadan hisse...

Derya SAZAK
Ecevit'in sağlığı

Meral TAMER
Kariyer, metal tepside sunulan kuru fasulye mi?

Ece TEMELKURAN
Toz gezegeni ABD’ye saldırdı!

Metin TOKER
Fransızlar Bugün Le Pen'i Haklıyorlar Ama...

Osman ULAGAY
Derviş Türkiye’yi dünyayla ve ekonomiyle buluşturabilir mi?

Güngör URAS
Erguvan mevsimi geçiyor

Serpil YILMAZ
Bu kez mehtap küsmedi

© 2002 Milliyet