
|


Deniz inşaatçılığa soyundu...
Sanat, sosyete ve iş dünyası ‘White Line’da buluştu, Cook-Out, Reina, Hazzopulo Restaurant & Şarapevi, Çapamarka’da brunch ‘Neslihan Kozanoğlu’ndan yemek okulu, Sezen uçtu...
Ayağımın tozuyla soluk almadan İstanbul gece yaşamına daldım. Londra’dan bir arkadaşımın verdiği siparişi almak için ilk durağım Beyoğlu oldu. Bu arada yaklaşık bir yıldır gitmediğim İstiklal Caddesi’ndeki Şarabi’ye şöyle bir uğradım, malumunuz benim şarapla pek ilgim yoktur ama Şarabi’yi beğenir, yılda bir kez de olsa giderim. Üç yıldır ücretsiz olarak düzenlenen ‘Şarabi Tadım Günleri’ yarından, yani pazartesi gününden itibaren başlıyor. Necla Bayraktar sohbetimiz sırasında, ilk Şarabi Tadım Günü’nde Enologo (şarap uzmanı) Burak Demirel’in; Agora Genç kırmızısı, yıllanmış Narince sek, Türkiye’de üretilen tek doğal köpüklü şarap olan Altın Köpük gibi markaları tattıracağını söyledi. Şarapseverlerin bilgisine. Şarabi’nin telefonu: (0212) 244 46 09. Şarabi ile başladık ya, uzun süredir davet aldığım halde gidip inceleyemediğim Hazzopulo Restaurant&Şarapevi’ne de şöyle bir uğrayalım dedim. Yanımda bana kardeş kadar yakın olan sevgili Cenk Eren, Polo 13’ün başarılı işletmecisi Ali Sayar ve İzmir’den gelen konuğumuz Ce&Ce, Outside ve SeaSide’ın genç patronu sevgili Metin Köroğlu vardı. Aslında amaç biraz da Metin’e Beyoğlu’nu gezdirmekti. Hazzopulo, Beyoğlu’ndaki en eski ve yapıldığı günden itibaren tüm özelliklerini koruyan Hacopulo Pasajı’nın içinde yer alıyor. Metin merak edip sordu, üst katlarda hâlâ oturanlar varmış. Namık Kemal’in İbret Gazetesi 13 numarada, Ahmet Mithat Efendi’nin matbaasında basılmış. Cumhuriyet’in ilk yıllarına kadar Anania Restaurant olarak hizmet veren Hazzopulo Restaurant&Şarapevi’ni bizimkiler acayip tuttu. Özellikle de dekorasyonunu. Nazan Kuloğlu buranın basın ve halkla ilişkilerini yürütüyormuş, sağolsun erken saat olmasına rağmen ilgilendi. Buranın özelliklerinden biri hemen her yörenin peynirinin mönüde yer alması. Akşamları fasıl ve Grek müzik var. Biz ayaküstü karnımızı doyurduk. Buranın spesiyal yemeği olan ‘Hazzopulo Kebap’ ve kavurmasından yedik, meze almadık. Fiyatlar hayli ekonomik. Ali ödedi ve çok komik olduğunu söyledi. Bence ailenizle, sevgilinizle ya da grubunuzla gidip eğleneceğiniz bir yer. Telefon numarası: (0212) 245 55 23. Çıkışta yine Metin için şöyle bir Nupera’ya uğradık. Menderes Utku çalıyordu, yine imaj değiştirmiş. Ardından da Karafaki’ye ayak üstü takıldık. Vace’nin ‘Dadı bornozu’ ve ‘Tarkan peruğu’ ile yaptığı şovu izledik. Ben daha sonra özlem gidermek için can dostum İzzet Çapa’nın artık ‘in’ olan Çapamarka’sına geçtim. Valla, hafta arası olmasına rağmen maşallah herkes oradaydı.
Bir köşede sırdaşım İsmail Akkaya, yanında kız kardeşi Tansel ile emekli manken ve TV oyuncusu Sanem Kayra (henüz 37 yaşında ve tabii genç, güzel) eğleniyorlardı. Onlarla biraz sohbet ettim. İsmail’den hafta sonu İstanbul dedikodularını aldım. Bir başka köşede ise Selmin Çapa, Emre Ergani, Ersoy Çetin, Recep Yazıcı, Nükhet Alben-Ahmet Çapa, Simla Türker, Ali Karacan, Sibel Kutman, Atıl Kutoğlu, Dilek Hanif, Şefik Öztek, Nuri Yönver, Birol, Sitare Ergenekon vardı. Şefik saçlarını kısacık kestirmiş. İspanya’dan yeni dönmüş, üç günlük seyahat ona yaramış. Dilek Hanif ve Atıl Kutoğlu bildiğiniz üzere iki ünlü modacı, tüm konukların gözleri o gece bu iki modacının kıyafetleri üzerine odaklanmıştı. Uzun bir süredir Bodrum’da yazlık Havana ile ilgili çalışmalar yapan Emre Ergani’nin yüzü, Bodrum’a şimdiden hakim olan yaz güneşiyle bronzlaşmış. Çapamarka’da eğlenenler arasında bulunan Şarkıcı Birol’un ise bazı maddi sıkıntıları varmış. Evinin kirasını ödemekte bile zorlanıyormuş ama ne kadar doğru bilemem, dedikodu da olabilir.
Fakat albümüne gereken promosyon yapılmadığı için çocukcağız zor durumda kaldı, o bir gerçek. Kısacası Çapamarka hayli eğlenceliydi. Bugün brunch günü bilginize... Bendeniz hava güzel olursa, en azından evde kahvaltı telaşı olmasın diye, hem de Boğaz’a karşı haftanın stresini atmak üzere soluğu Çapamarka’da alacağım bilesiniz. Zaten can dostum İzzet Çapa’nın eli ayağı olan kraliçe Rose Kar ve Tolga Sezgin’e de sözüm var. Telefon numarası: (0212) 231 03 56.
Cook-Out, Armada’da Hıdrellez, Reina’da şöhretler geçidi POSTA Gazetesi’nin haber editörlerinden sevgili arkadaşım Meral Ergül uzun süreden beri bana Kozyatağı’nda Cook-Out’dan söz ediyordu. Defalarca Anadolu Yakası’na gittiysem de Meral’in önerdiği Cook-Out’u hep unuttum. Sonunda Meral giderek benim yerime incelemelerde bulunmuş. Ballandıra ballandıra anlattı. Sahipleri Ayşen ve Mahmut Esen çifti. Ayşen Hanım inşaat, Mahmut Bey ise makine mühendisi. Şimdi, "Ne alaka?" diyeceksiniz. Esen çifti iş hayatları boyunca tam 26 ülke gezmiş. Bu ülkelerde edindikleri tecrübeleri, damak tatlarını da hobi anlamında böylesine keyifli bir işe, yani Cook-Out’a aktarmış. Masanıza gelen ekmek, her türlü hamur işi, tatlı, başlangıçlar, ilginç yemek çeşitleri; kısacası tüm mönü kendi üretimleri. Cook-Out açılalı henüz iki yıl olmuş. Esen çifti İngilizce, Almanca, Fransızca, Rusca ve Farsça konuşup, dünya ülkelerini gezdiklerinden genelde müşterileri yabancı ağırlıklı. Ama Nükhet Duru, Mustafa Uğurlu gibi medyatik isimler de var. Şef Tufan Dileç işinin ehli. Zaten 40-50 kişilik çok sıcak bir yer. Pazar günleri tatil, diğer günler ise saat 11.00-24.00 arası açık. Spesiyalleri arasında ıspanak, mantar ve tavuklu canelloni, krema, mantar, ıspanak garnili T-bone Steak, piliç külbastı, tatar mantısı var. Ne yazık ki alkol yok. Tatlılar bir harika; kavun içi dondurma, ev yapımı Tiramisu, ballı fırın sütlaç... Bence Cook-Out kaçmaz, bilesiniz. Telefon numarası: (0216) 380 59 00. Efendim, bu gece Armada civarındaki sokaklarda binbir çeşit sürpriz, seyyar arabalarda bahar yiyecekleriyle hazırlanan ‘Hıdrellez 2002’ şenliği var. Dönerci, köfteci, kokoreçci, balık-ekmekçi, midye dolmacı, midye-pilavcı, nohutlu pilavcı, börekçi, baklavacı, helvacı, lokmacı, dondurmacı, kuru yemişci, kısacası yok yok. Mahalle orkestrasından süper bir konser de sizleri bekliyor. Daha fazla bilgi için (0212) 638 13 70’i arayabilirsiniz. Londra gezisi benim için minik bir iş seyahati de olsa eş, dost özleniyor. Ortaköy’ün ‘in’ gece kulübü ve restoranı Reina’da bizim Stelyo Pipis’e sözüm vardı. O da malumunuz Amerika’dan döndü. Sevgili Mehmet Ali Erbil’in sağlığı maşallah bomba gibiymiş, ama özel yaşamıyla ilgili bazı sürprizler olabilir, ben şimdiden sizlerin kulağına su kaçırayım istedim. Baktım maşallah kimi ararsanız orada. Sağolsun Reina’nın ortağı Ali Ünal, büyük patron Mehmet Koçaslan, müdür Hüseyin Kaya hemen özlemlerini dile getirdiler. Baktım bir köşede Kaya Çilingiroğlu ve sevgili eşi Hülya Avşar, yanlarında ünlü modacı Dilek Hanif ve kocası Mehmet Hanif. Hayli kalabalıktı. Mete Küçükberber, İsmail Kaya, Nadir Ermiş, Umut Sezgin, Kenan Doğulu piyasanın hızlı çapkınları olarak ayrı köşeleri tutmuşlardı. Şafak-Ali Kibar, Nihal-Mehmet Cansun, Feryal-Kemal Gülman ise yemek yiyen konuklar arasındaydı. Finali o gece Şamdan’da yaptım. Saat hayli geçti. Bir köşede Can Tanrıyar ile Petek Dinçöz çifte kumrular gibiydiler. Böyle aşk herkesin başına. Biraz Ekrem ve Hüseyin ile sohbet edip, evin yolunu tuttum.
Cengiz dünya modacısı gibi, Deniz site sahibi Beklenen defileyi, yani sevgili Cengiz Abazoğlu’nun 2002 ilkbahar ve yaz kreasyonlarını sergilediği ‘White Line’ı sizler için yerinde izledim. İnanın, Cengiz finalde podyuma çıktığında herkes ayaktaydı. Hemen ön sıramda oturan Elif Germiyanlıgil, annesi Gül Dürüst, Nail Keçili’nin güzel kızı Nazlı, yanımda oturan Erkan Özerman, asistanı Esin, diğer tarafımda oturan sevgili İlker İnanoğlu ve salondaki pek çok insan, Cengiz Abazoğlu’nun bir dünya modacısı olma yolunda ilerlediği görüşünde birleşti. Defilede sosyetenin kaymak tabakası hazır ve nazırdı. Monik Benardete, Azize Taylan ile geldi. Öğle sonrası olduğu için hanımlar genelde pantolon-ceket ve tayyörü, erkekler ise spor kıyafeti tercih etmişlerdi. Polo 13’ün ve Darüşşafaka Spor Tesisleri’nin ortaklarından, yakışıklılığıyla ona taktığım ‘Süslü’ lakabını hak eden Celal Altınel, iki dirhem bir çekirdekti. Yanında güzel sevgilisi Betül ve Polo 13’ün başarılı işletmecisi Ali Sayar vardı. Ali de hafif sakal bırakmış, çok şıktı. Bir ara Lili Garih ve önümde oturan Hülya Abla (Koçyiğit) ile lafladım. Beyaz ceket-pantolon takım içinde, genç kız gibiydi Hülya Abla. Kızı Gülşah 32 yaşına girmiş ama hâlâ onun minik kızı. Gülşah da kilo vermiş. Bronz teniyle çok güzeldi. Elif Germiyanlıgil, annesi Gül Dürüst ile birlikte moda mecmualarından fırlamış gibiydi. Gül’ün kızı, Elif’in kız kardeşi Şirin ile yakışıklı kocası Neşet Yalçın, bebekleriyle birlikte Amerika seyahatindelermiş. O nedenle Şirin defilede yoktu. Defile öncesi sohbet ettiğim Dilek Hanif müşterileri bırakmış ama meslektaşı ve arkadaşı Cengiz’i yalnız bırakmak istememiş. Dilek Hanif de Hülya Koçyiğit gibi sigara tiryakisi. Salonda kaşla göz arasında birer nefes çekip öyle girdiler defileye. İnci Gazioğlu rahibeler gibi giyinmişti, yakın dostu Buket Taşdelen ile yan yana oturdular ve bol bol kaynattılar. Güvenlik ve organizasyon Laila tarafından yapılmıştı, kusursuzdu. Bir arka sıramda oturan Yasemin Kozanoğlu’nun üvey annesi Neslihan Hanım (Kozanoğlu) ile Solmaz Sporel birlikte bir yemek okulu açmaya karar vermişler. Zerrin Bilimer, Leyla Atalık, Ela Koşar, Revna Demirören, Merva Ceylan, Feryal Gülman, hayli kilo vermiş olan Esin Yağmurdereli o kalabalıkta gördüğüm medyatik isimler oldu. Revna ile Merva yan yanaydı ve nedense Deniz Akkaya podyuma çıktığı an, ortalık alkış yağmuruna tutulurken onlar alkışlamadı. Herhalde Alican Ulusoy’a ayıp olur düşüncesiyle hareket ettiler. Malumunuz Revna ve Merva, Alican’ın ablalarıdır da. E, Deniz de Alican’ın kavga dövüş ayrıldığı eski sevgilisi. Güzide Duran, podyuma çıktığında defileyi birlikte izlediğim sevgilisi İlker İnanoğlu terledi. Çok şeker ve kaliteli bir çocuk. Defilenin tüm mankenleri Deniz Akkaya, Güzide Duran, eskilerden Funda Güngör, Cansu Dere, Sema Şimşek, Ebru Ürün, Selin Toktay, Yüksel Ak İpek gerçekten giydikleri kıyafetlerin hakkını verdiler. Uğurkan Erez zaten benim için dünya çapında bir koreograf; her şeyi usulüne uygun yapıyor. Tabii bütün mankenlerin göğüsleri foraydı. Salondaki bazı hanımlar, ‘iş kazası, iş kazası’ deyip gülüştüler, bazıları da ‘acaba sigortaları var mı?’ diye espri bile yaptı. Akşam ise 7th House’da Cengiz Abazoğlu’nun partisi vardı. Malum perşembe olduğu için yarım saatliğine sevgili Ali Sayar ile uğradık. Şebnem-Celal Çapa, Tilda-Erol Tezman, Nur Taşkent, Can Akçay, Elif-Mehmet Germiyanlıgil, Deniz Akkaya ve başarılı basın danışmanı Berna’yı gördüm. Eski komşum Deniz ile lafladık. Hoş, Deniz şimdi de yan site, Seba Millennium’a taşındı. Deniz haziran ayında inşaat işine giriyor. "Haydaaa, nereden çıktı bu?" diyeceksiniz. Anadolu Yakası’ndaki Alemdağ’da müthiş bir site kurulmuş. Dört, beş katlı apartmanların bulunduğu bu sitenin tüm satış işlerini Deniz yürütecek. Reklam filmi çekilecek, broşürler basılacak. Deniz şirketin sahibi Azmi Bey ile ortak çalışacak, sizin anlayacağınız köşeyi dönecek, valla helal olsun! Efendim, pop müziğin kraliçesi ve de minik serçesi Sezen Aksu cuma sabahı Almanya’ya uçtu. Tam bir ay yok. Türk Halk Müziği’nin babası Arif Sağ ile birlikte gurbetçilerle özlem giderecek. Hamburg, Berlin, Düsselldorf, Zürich, Basel ve Amsterdam’ı dolaşacak bu iki güçlü isim, ortalığı ayağa kaldıracak. Evet efendim bu pazar da bu kadar. Kalın sağlıcakla, en kötü gününüz benimkinden iyi olsun.
Yazara e-mail: sdudek@simge.com.tr
MAGAZİN


‘Daha dişi ve dişli roller istiyorum’
Tuğba sanki milletvekili
‘Örümcek Adam’ gişeye ağ attı!
Deniz inşaatçılığa soyundu...
SAYFA BAŞI

|
|

|