06 Mayıs 2002 Pazartesi


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  
·  SERİ İLAN  

 




Geçmiş mayıs olur ki, hayali isyana değer...

Siz bu satırları okurken sağcısı solcusu, anarşisti, komünistiyle Fransız halkı sandık başına gidiyor. Fransa’nın büyük olaylara gebe olduğunu düşünüyor, yeni bir "1968 Mayıs ruhu" yaratmasını bekliyorum

     Bir kez, çok tehlikeli bir mevsimdir bahar. Martta kediler azar. Nisanda çiçekler böcekler. Mayısta ise... Zaten her dem azgın insanlık mutlaka bir halt karıştırır. Ekim nasıl "devrim" zamanıysa dünya literatüründe; mayıs da isyanların, başkaldırıların, direnişlerin ayıdır. (Laf aramızda, dikbaşlı naçiz yazarınız da bir mayıs ayının onuncu gün nüfusundandır.) Örnek mi istiyorsunuz? Birinci günü, zaten iki yüzyılllık bir sınıfsal çatışmanın sembolüdür. Ama konumuz Amerikalı ve Fransız işçilerin kanıyla sulandıktan sonra kazanılan sosyal hak zaferinin bayramı değil. Konumuz mayıs isyanları.
     Baharı simgeleyen gençliğin başı çektiği iki isyan var mayıs tarihlerinde.
     Biri "Prag Baharı" diye adlandırılan ve SSCB ordularının işgaliyle ağustos ayında bastırılan Çek gençliğinin direnişi, öteki de Fransa’yı birbirine kattıktan sonra tüm dünyaya, bu arada Türkiye’ye de sıçrayan "Mayıs 68" devrimi. Aslında 1968 Fransız Mayısı, istemde devrimdi de, sonuçta evrim oldu. Gençler devrim yaptıklarını sanıyorlardı, hatta olaylar bu ad altında ihraç edildi Fransa sınırları dışına ama yaşlılar düzeni yıktırmadılar, yeniden yapılandırıp bir evrime razı ettiler isyancıları. Çok da iyi oldu. Çünkü devrimler her zaman bir karşı-devrim getirir ama evrimler süreklidir. 1968 yılından sonra Fransa çok değişti. Hiçbir kavram ve düşünce aynı kalamadı. Sınırsız bir özgürlük kazandı toplum. Cinsel, tinsel, dinsel tüm tabular yıkıldı. Eski politikacılar süpürüldü atıldı, yaratıcı ve canlı bir dönem başladı Fransa’da.
     Her canlının yaşlanması gibi, işte 1968’in evrimi de yaşlanmaya, kireçlenmeye başlamıştı ki...
     Ama önce kendi hayallerimden söz etmeliyim size.
     1991 yılında muhabir olarak geldiğimden bu yana, 1968 Mayıs’ına benzer bir isyan, bir karışıklık, toplumsal bir çılgınlık yaşamak en büyük hayalimdi. Neden derseniz, bir ülkenin altını üstüne getiren ve tüm düzenini değiştiren böylesine vahim olayların, "yalnızca" biri kaza, toplam üç ölüyle noktalanmış olması çok ilgimi çekiyordu. Fransa’dan ithal Türk işi "68 baharı"nın ise yüzlerce kişinin canına mal olduğunu, neredeyse bir iç savaşa varacakken askeri bir darbeyle sonuçlandığını biliyordum. Kötü kopyasını yaşamıştım. Orijinalini merak ediyordum. Sizin anlayacağınız, herkesin ayağa kalkıp her şeyin yıkılacakmış gibi görünüp, sonra herkesin güle oynaya oturup herşeyin güllük gülistanlık olacağı bir "pozitif" isyan filmi seyretmek istiyordum Fransa’da.
     Tam umudumu yitirmeye başlamıştım ki... Ufukta bir 68 Mayıs "remake"i belirdi. 21 Nisan gecesi, Fransa aşırı sağın çiftesiyle sersemledi.
     Siz bu satırları okurken sağcısı, solcusu, anarşisti, komünistiyle Fransız halkı sandık başına, cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ikinci turuna koşuyor. Sosyalist, anarşist ve komünistler, ılımlı sağcılarla birlikte halen cumhurbaşkanı Jacques Chirac’a oy verecekler. Aşırı sağcılar ise tek bir vücut gibi Ulusal Cephe Partisi Başkanı Jean Marie Le Pen’e.
     Le Pen’in kemikleşmiş %20 oyu var, kesin. Ama halkın yüzde sekseninin de kendisine karşı olduğu kesin. Hepsi Chirac’a vermese bile, merkez sağı temsil eden cumhurbaşkanı bugün yeniden seçilecek.
     Tam iki haftadır sokaklar kımıl kımıl insan. Fransız milleti yollara döküldü, aşırı sağa, faşizme, ırkçılığa karşı yürüyor. Normal olarak, Chirac’ın seçilmesinden sonra "tehlike geçti" diye sakinleşmeleri gerek.
     Ama ben böyle düşünmüyorum. Çünkü Chirac, aslında kendisini istemeyenler tarafından kötünün en az kötüsü olarak "mecburen" seçilecek ve Fransız halkının yalnızca dörtte birini temsil edecek. Beş yıl süreyle dayanacağını sanmıyorum. Hele Haziran’da yapılacak genel seçimlerde aşırı sağ meclise girerse...
     Fransa’nın büyük olaylara gebe kaldığını düşünüyor, yeni bir "68 ruhu" doğurmasını bekliyorum. Allah’tan umut kesilmez.
     
     Not: İlgilenenler bu gece Türkiye saati ile 24.00 sularında TV5 televizyonunda yeni Fransız cumhurbaşkanının çekiştirileceği ve yine naçiz yazarınızın da katılacağı özel Kiosque programını izleyebilirler.
     
     Yazara e-mail
     



 PAZAR


"Adım Ali diye beni Türk sanıyorlar"
"Din adamları sevgiden söz etmiyorlar"
Şimdi herkes Love’a gidiyor
Bir "Yıldız" doğuyor
Tütün fabrikasından bilgi fabrikasına...
Hızır ile İlyas el ele!
20. asrın son büyük şarabı
Sultanahmet’te Güney Fransa yemekleri
Çocukları mutlu eden ayıcıklar...
Hıdrellez kutlanıyor
Gazebo’da krep günleri
Süreyya’ya yaz geldi
Şarabi’de tadım günleri başlıyor
Kahveyi taze tutmak için...
Mr. Gurme şehirde son turunu attı
Geçmiş mayıs olur ki, hayali isyana değer...
Ağlatan filmlerin faydaları
"Osmanlı Başkenti İstanbul"un hocalarından Mustafa Cezar
Selim İleri’nin kebapçıdaki çifte kutlaması
Anılarınız bu kitapta
Yoksa bu "deli tavuk" mu?


 SAYFA BAŞI 





© 2002 Milliyet