06 Mayıs 2002 Pazartesi


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  
·  SERİ İLAN  

 




Ağlatan filmlerin faydaları

     Neden neşeli olduğum ortaya çıktı. Meğer hiç bilmeden kendimi tedavi ediyormuşum da haberim yokmuş. Nasıl mı? Bol bol ağlatan filmler seyeredek. Terapist koltuğunu boş verin. Gözyaşı döktüren filmler sayesinde kendinizi daha iyi hissedeceksiniz.
     Psikologların her seans için ne kadar para aldığını biliyorsunuz. Ama siz siz olun, o eski siyah-beyaz trajedilerin kasedini videonuza koyun, bir kutu mendille koltuğunuza gömülüp ağlamaya hazırlanın. Hollywood’dan sonra şimdi İngiltere’de de bilim adamları sinematerapi ile ucuz ve çabuk rahatlamayı garanti ediyor.
     İşinizi bırakmak mı istiyorsunuz, yoksa çıkmayı düşlediğiniz dünya seyahatini mi? Belki de kötü sonuçlanan bir ilişkiyi aşmak için çabalıyorsunuz ya da iş yerinizde problemler mi yaşıyorsunuz... "Sinematerapi" sizin için en güzel tedavi. İşin esası şu bilimsel gerçeğe dayanıyor: Oyuncunun yerine kendimizi koymak bize destek veriyor. Yalnız kendimizin böyle sıkıcı bir durumda olmadığını görüyor ve problemi göğüslemek için yeni fikirler edinebiliyoruz. Başkasının da yaşadığımız şoku yaşadığını görerek, müzik ve hareket eden imajların da etkisi ile yoğun hislere kapılıyoruz.
     İngiltere’nin tanınmış terapistlerinden Bernie Wooder bu tedavinin yeni bir şey olmadığını söylüyor ve "Eski Yunan, antik tiyatroyu insanların duygularını yükseltmek için kullanmıştı. "Sinematerepi" bunun 20. yüzyıl versiyonu" diyor. Wooder şu sıralar Londra’daki Guy’s Hastanesi’nde uzman terapistler yetiştiriyor. Dediğine göre filmler insanların şuuraltındaki hislerine ulaşabilmenin en kestirme yolu. "Örneğin bir müşterim iş dünyasında büyük başarı kazanmış bir kadındı. Ama tatminsizlik hisleri içindeydi. "Sahil" filmini gördükten sonra beni görmeye geldi. Sonunda işini bıraktı ve Tayland’ın bir kasabasına göç etti" diye izah ediyor.
     Filmlerin insanlar üzerinde tahmin edilemeyecek etkilerinin de olduğunu söyleyen Wooder, hisli bir filmi seyrederken kısa bir süre için de olsa tüm sorunlarımızdan uzaklaşıp filme konsantre olmanın sağlığa faydası olduğunu da söylüyor. "Rocky" filmlerinin (özellikle müziğinin) çekingen kişiliklere özgüven kazandırdığını ilave eden Wooder bunun için bir de web sayfası açtı. www.themovieterapist.com
     Sinematerapi Amerika’da çok kullanılan bir yöntem. Terapistler konu üzerinde birçok kitap yazarak "film reçeteleri" vermişler. Sonuncusu Nancy Peske ve Beverly West tarafından yazılan "İleri Safha Sinematerapi". Kitaba göre içinizdeki "harika kadınölığı ortaya çıkartacak ideal film "Erkekler Sarışın Sever"... "İlk Eşler Kulübü" ise boşandığı kocasından öç almayı planlayanlar için... "Kazablanka" hayattaki romantik anların önemini anlatmak için mükemmel. Günü yaşamanın faydalarını anlamak isteyenler de "Tiffany‘de Kahvaltı"yı seyretmeli.
     Filmler, uyuşturucu içki alışkanlığı, ölüm gibi daha zor problemlerin çözümlenmesinde de kullanılıyor. "Makara Terapisi" adlı kitabın yazarı Gary Solomon, uyuşturucu bağımlılarına "Trainspotting"i, yas tutan dullara "Aşk Hikayesi"ni tavsiye ediyor. Solomon "Bir terapist için en zor şey hastasının kişiliğindeki bir noktayı sürekli reddetmesidir. Filmlerde seyrettikleri şeylerin gerçek hayatta da olabileceğine onları inandırabilirsem, görmek istemedikleri durumu kabul etmelerine yardımcı olabilirim" diyor.
     Filmin beğenilip beğenilmemesi, iş yapıp yapmamış olması tedaviyi etkilemiyor. Wooder’a göre filmler müşterilerine rahat konuşma imkanı sağlıyor. İnsanlar problemlerinden başka bir kişi veya ortam aracılığı ile bahsetmeyi yeğliyorlar.
     Wooder "Hastalarıma hangi filmlerin onları etkilediğini sorarım" diyor. "Seçtikleri film hakkında konuşmakla epey yol alırız genellikle. Gördüğüm bir kadın "Tren Yolu Çocukları"nı seçmişti. Asker olan babasının çocukluğunda sık sık uzağa gittiğini ve bunun kendisinde derin üzüntü yarattığını farkettim filmi tartışırken. Normal yollarla bu üzüntü ancak üç-beş seanstan sonra ortaya çıkardı.
     Ona göre bu yöntem ile herkes evinde kendi kendini tedavi edebilir: "Sizi etkileyen bir filmi evinizde seyredin. Yanınızda bir kağıt ve kalem bulundurun. Sizi etkileyen bölümleri tekrar seyredin ve yaşamınızla nasıl bir ilişkisi olduğunu yazın; özellikle konuşmalara ve müziğe dikkat edin. Bu hislerinizi zaman zaman tahlil edin." Wooder bu sözlerin arkasına bir de "Dikkat" sözcüğü ekliyor: "Film, sizde büyük reaksiyon yarattıysa mutlaka profesyonel bir terapistin yardımını isteyin."
     
     Yazara e-mail
     



 PAZAR


"Adım Ali diye beni Türk sanıyorlar"
"Din adamları sevgiden söz etmiyorlar"
Şimdi herkes Love’a gidiyor
Bir "Yıldız" doğuyor
Tütün fabrikasından bilgi fabrikasına...
Hızır ile İlyas el ele!
20. asrın son büyük şarabı
Sultanahmet’te Güney Fransa yemekleri
Çocukları mutlu eden ayıcıklar...
Hıdrellez kutlanıyor
Gazebo’da krep günleri
Süreyya’ya yaz geldi
Şarabi’de tadım günleri başlıyor
Kahveyi taze tutmak için...
Mr. Gurme şehirde son turunu attı
Geçmiş mayıs olur ki, hayali isyana değer...
Ağlatan filmlerin faydaları
"Osmanlı Başkenti İstanbul"un hocalarından Mustafa Cezar
Selim İleri’nin kebapçıdaki çifte kutlaması
Anılarınız bu kitapta
Yoksa bu "deli tavuk" mu?


 SAYFA BAŞI 





© 2002 Milliyet