
|


Selim İleri’nin kebapçıdaki çifte kutlaması
KAYNAMA NOKTASI
Ahmet Salih
Etiler’deki "türkü bar" patlaması kültürel karmaşaya yol açtı Tayfun Talipoğlu sol içerikli şiiriyle kimin türküsünü bastırdı?
Bahar geldi, erik mevsimi başladı. Eminönü’ndeki Hamdi Et Lokantası da taze erik, sarımsak ve eti hercümerç ederek yapılan "erikli kebabı"nı tekrar mönüsüne koydu. Dolayısıyla bu sıradışı lezzetin meraklıları birer birer mekana intikal ediyorlar.
Geçen salı Türkçe edebiyatın dev isimlerinden Selim İleri, Hamdi’de gazeteci-yazar Handan Şenköken’le yemek yiyordu. Ancak bu yemeğin esbabı mucibesi baharın ve erik mevsiminin değil, Selim İleri’nin 54. yaşının başlangıcıydı. Selim Bey tepeden tırnağa siyah kıyafetiyle pek bir şıktı doğrusu. Şu aralar edebiyat dünyasını saran sağlıklı yaşam ve diyet dalgasından nasibini almış; yazar-çevirmen Fatih Özgüven "Artık tek bir salata yaprağı görmek istemiyorum" diye inleyerek diyet uzmanı Üstün Korugan’ın kapısına dayanırken, o "otodidakt" yöntemlerle tığ gibi olmuştu.
Yan masada kaymaklı ve fıstıklı katmer parçalarını tüketen gazeteci dostuna "Ne güzel çocuksun, biraz zayıfla, bak, ben yazarlığa başladığım yıllardaki gibiyim şimdi" diyen yazarımızın bu denli incelmeyi tam da bir yemek kitabı yazarken başarması ise ayrı bir muamma. Gerçi tamamlanmak üzere olan bu yemek kitabı çalışmasının Selim Bey’in Cumhuriyet gazetesindeki köşesine yansıyan parçacıkları son haftalarda biraz fazla salata ağırlıklıydı ama neyse.
Selim Bey’in 54. yaşına girerken gençlik yıllarını referans göstermesi ise elbette "karşılaştırmalı beden eğitimi" diyebileceğimiz çağdaş disiplinin sonucu değil. Ünlü yazarın gençlik, hatta çocukluk fotoğraflarının ortaya dökülmesinin nedeni Handan Şenköken’in yazdığı ve kasım ayındaki kitap fuarına yetiştirmeyi planladığı "Selim İleri Biyografisi". Bu arada 12 Eylül roman ve anıları (aniden ve nedense şimdi) birer birer (Osman Akınhay’ın romanı, Tarık Akan ve Gün Zileli’nin anıları) sökün etmeye başlamışken, İleri’nin bizlere siyasal romanın nasıl zengin bir şey de olabileceğini bir kez daha hatırlatan "Yaşarken ve Ölürken" adlı kitabını şiddetle öneriyorum. Nice yıllara Selim!
12 Eylül, siyasal roman filan demişken; "siyasal eğlence" diye bir şey olabilir mi, olmalı mı? Galiba böyle bir şey oluyor. Mesela Beyoğlu’nun arka sokaklarında açılan "türkü barlarödaki pratiğe "siyasal eğlence" adı yakıştırılabilir. Beyoğlu’nun çokkültürlü, çoksınıflı yapısına eklemlenip kendine has bir üslup da geliştirdi bu barlar. Ama şimdi Levent’te, Ulus’da, Etiler’de de birbiri ardına "türkü barlar" açılıyor ve bir şekilde parayı bulmuş sol tandanslı ya da sol nostaljili kent sakinleri buralarda eğlenmeyle ayin arası bir pratikte buluşuyor. O zaman da olanlar oluyor. Geçen cumartesi gecesi Soner Olgun’un çıktığı Ulus’taki türkü repertuvarlı Patika Bar tıklım tıklımdı. Türk sarışını kadınlar "Çökertme"yle efeleniyor, Kürt bıyıklı erkekler "Çeşmi siyahöla içe kapanıyordu.
Türkücü İzzet Yıldızhan, Çakıl Gazinosu’ndaki programını tamamlamış, soluğu Patika’da almıştı. Cem Davran, Sibel Turnagöl gibi popüler isimler de kalabalığın arasındaydı. Soner Olgun saatler süren türkü performansı sırasında sahneye önce İzzet Yıldızhan’ı davet etti. Ardından bu arada fena türkü söylemediğini öğrendiğimiz Cem Davran’ı, sonra Sibel Turnagöl’ü. Ve nihayet yolunun düştüğü her sahneye fırlayıp türkü ve şiir söylemeyi, sahnedeki sanatçının "bam teline" dokunmayı en az gazetecilik kadar sevdiği aşikâr NTV programcısı Tayfun Talipoğlu’nu da çağırarak bir koro oluşturdu. Daha doğrusu oluşturamadı. Davran’ın repertuvarı, Sibel Hanım’ın ise sesi kısıtlıydı. Ama ya Talipoğlu?
Israrla talep edilen
"Pala Remzi"ye geçmeden önce bir bozlak okuyan İzzet Yıldızhan’ın kadife gibi sesini bastırmak istercesine, haykırarak ve gözlerini sımsıkı yumarak "sol-mitolojik söylemöli bir şiir, bir "devrimci güzellemesi" okuyan Talipoğlu bildik bir duygulanımın fakat nüfuz etmemiz zor bir üslup karmaşasının, yani yeni bir Türkiye kompleksinin temsilcisiydi o gece.
Yazara e-mail
PAZAR


"Adım Ali diye beni Türk sanıyorlar"
"Din adamları sevgiden söz etmiyorlar"
Şimdi herkes Love’a gidiyor
Bir "Yıldız" doğuyor
Tütün fabrikasından bilgi fabrikasına...
Hızır ile İlyas el ele!
20. asrın son büyük şarabı
Sultanahmet’te Güney Fransa yemekleri
Çocukları mutlu eden ayıcıklar...
Hıdrellez kutlanıyor
Gazebo’da krep günleri
Süreyya’ya yaz geldi
Şarabi’de tadım günleri başlıyor
Kahveyi taze tutmak için...
Mr. Gurme şehirde son turunu attı
Geçmiş mayıs olur ki, hayali isyana değer...
Ağlatan filmlerin faydaları
"Osmanlı Başkenti İstanbul"un hocalarından Mustafa Cezar
Selim İleri’nin kebapçıdaki çifte kutlaması
Anılarınız bu kitapta
Yoksa bu "deli tavuk" mu?
SAYFA BAŞI

|
|

|