
|

SOHBET ODASI
Bugünkü siyasi yapı Türkiye’yi ilerletmez
"Mevcut siyasi yapı Türkiye’yi ileriye taşıyamaz" diyen Boyner, ekliyor: "Ancak gerçekten hizmet etmek isteyen yeni isimler için artık daha temiz bir ortam var"
DERYA SAZAK
YDH’nın temelini atarken neler yapmak istediniz? Değişirseniz, dünyaya karşı galip gelirsiniz. Projemiz buydu. Günümüzde artık bizi kendi başımıza bırakılamayacak kadar iktidarsız gören bir dünyanın, ekonomimizi tekrar düzeltmek uğruna bizim değişimimizi parasını vererek gerçekleştirmeye aday olması sürecini yaşıyoruz.
Değişim dışarıdan mı zorlanıyor? Türkiye’nin yapmakta zorlandığı reformları AB, IMF, Dünya Bankası yaptırıyor.
Anketler YDH’ya büyük şans tanıyordu. Partiyi kurduğumuzda yüzde 2.5’tu anketlerindeki popülerlik oranı. Bir ay sonra 4.5’a çıktı. Bunun mesajı şu: Halk hariçten gazel okuyanı değil iktidara talip olanı seviyor. 1995 Mayıs’ta da yüzde 13.5 - 14 oldu desteğimiz.
Ankara teslim oldu
Sonra ne oldu? Çok hızlı bir patlama oldu. Bu patlamaya hakim olamadık. 6 ayda yüzde 2’den 14’e fırlayacak bir enerjinin örgütlenmesini gerçekleştiremedik. Ancak yine aynı tarihlerde sisteme karşı olan halkımızın da tepkisi zirveye çıktı. Değişim önce kendi evinizden başlar. O da bizim Türkiye’deki sistemin ta kendisiydi. Sistemden beslenenler sistemi değiştiremezler, maalesef 2001’de de öyle oldu, beslenenler değiştiremedi, ekonominin batmaması uğruna zorla değiştik yine. Yani biz bunu böyle yapmazdık ama artık ne yapalım işsizlik var, ekonomi çok zor durumda, Arjantin olmak üzereyiz bu reformları mecburen yapacağız noktasında bir teslim vardı Ankara’da.
Arpalıklar azalınca...
1995 seçimlerine dönersek... Seçim öncesi yüzde 8’lere indi YDH’nin popülaritesi. Yüzde 10 baraj ve büyük bir Refah ve Erbakan korkusu ile de seçimde güçler daha çok merkez sağda birleştirildi ve biz oradan yüzde 0.5’le çıktık. Burada çok ders vardı.
Nedir YDH dersleri? Bugünkü siyasi yapının Türkiye’yi ileriye taşıma şansı yok. Arpalıkların azalmasıyla -ortadan kalktığını söylemek biraz safdillik olur- siyaset yapmanın amacı değişiyor. Gerçekten hizmet etmek isteyenler için daha temiz bir ortam var. Avrupalı olmaya karar verdiysek, ki verdik, o noktadan geçtik diye düşünüyorum. Mesut Bey’in son dönemde AB konusundaki en ciddi savunucu durumuna geçmiş olması, artık partilerin bu konudaki taraflarını açıkça ortaya koyabildiğini gösteriyor.
Yarım gebelik olmaz
AKP de savunuyor AB üyeliğini... Bazı şeylerin yarısını alayım diyemezsiniz, yarım hamilelik olmaz. Yani AB’nin ekonomik liberalizmini alayım, düşünce özgürlüğünü alayım ama devlet din işlerine karışsın, din de devletin içine girsin olmaz. Bu noktada ya mevcutlar gerçekten bu büyük değişimi uygulamaya talip olacak ya da yeniler girecek devreye. Bunu yaparken de o samimiyeti hissettirebilmek lazım. Her gün "demiştim ama onu demek istememiştim" diyor veya "değiştim" diyor, yani bir de değişmeyen birisi gelir yapar, her gün bakalım bu sefer ne konuda değişmiş stresi yaşamak zorunda değil vatandaş.
YDH tabuları yıkmıştı...Siyasete yeni aktörler girdikçe 1993 - 94 dönemindeki Yeni Demokrasi Hareketi (YDH ) akla geliyor, 1995 seçimlerinde ağır bir düş kırıklığı yaşamıştınız. Politikaya soyunanlara ‘Sonu Boyner’e benzemesin de’ deniliyor. YDH niçin başarısız oldu? YDH, toplumun kaderini siyaset yoluyla değiştirebilmek için siyasete atılmış insanlarla kuruldu. Şöyle bir muhakeme yapmıştık, 1993’te, ‘dünyadaki müthiş değişim geliyor İpsala sınır kapısında duruyor, bu tarafa geçmiyor.’ Kavgalar, kararsızlıklar, ekonomide sorunlar. Hukukun üstünlüğü ve insan hakları alanlarında Kopenhag kriterlerinin değil pratiğini, bahsini duymuyorduk. Aslında YDH’nin o gün çok radikal gelen söylemi bugün çok sıradan oldu.
Söylemimiz radikaldi
YDH’yi o sırada radikal kılan görüşler neydi? Devletin küçülmesi, deregülasyon, devletin ekonomiden, din ve inanç özgürlüğünden uzaklaşması, siyasetin sivil ve askeri bürokrasiden seçilmişlere doğru kayması, bireysel hak ve özgürlükler temelinde Avrupa’yı yakalama misyonu vardı.
YDH bir anlamda 1990’larda demokrasinin önünü mü açtı? Çok ciddi tabu vardı Türkiye’nin içinde, bu kalelerde çok önemli delikler açtı. Korku duvarlarını, tabuları, kutsal inekleri - öyle söyleyeyim - yavaş yavaş gözden çıkarmayı tartışır hale gelmeye başladı Türkiye. Maalesef siyasi bir uygulama imkanı bulamadı. Ancak tartışma da şuydu: Bu düşünceleri biz buna karşıtlığıyla var olan siyasi partilerin içinde yeşertebilir miyiz? Bu imkanı benimsemedik.
Boyner: Zaten fikirlerimiz bugün ülkede galip durumda
Siyasete dönmeyi düşünmüyorSizi siyasette yeniden görecek miyiz? Hayır girmeyeceğim. Bizim ortaya koyduğumuz fikirler bugün ülkede galip. Lüzum yok aynı kadroların onu temsil etmesine, bugün de başkaları çıkar. TÜSİAD’ın demokrasi programı adeta YDH programı gibi. Kemal Derviş’in uygulamaya çalıştığı program, bütün ileri dünyanın kendi ülkelerinde uygulayıp, Türkiye’ye de tavsiye ettiği program. Sanmıyorum ki diğer yeni aktörler, Mehmet Ali Bayar ve diğerleri çok farklı şeyler söylesinler. Çünkü dünya bu yeni doğrular etrafında dönüyor. Aktörlerin kim olduğu önemli değil.
Biz kaybettik ama fikirlerimiz kazandı diyorsunuz... YDH’nin değil ileri dünyanın programı benimsendi diyorum. YDH’nin ortaya koyduğu değişim, ilk duyulduğu zaman sert geldi. Kaç kere DGM ve savcılık soruşturmalarına mecbur edildiğimin sayısını hatırlamıyorum. O zamanki yadırgamalar, düşünceler bugün norm oldu.
Erdoğan şiirle, bantla silinmez!1994’te Erbakan faktörü vardı, bugün de Tayyip Erdoğan’ın ayak sesleri işitiliyor. Makul çoğunluk toparlanamıyor. Neden? AKP’yi merkez yaratıyor. Normal bir ülkede, merkezden bir akıllı ses çıkar. Bu akıllı ses, tehdidi alternatif olarak ortadan kaldırır. Demokrasi olan bir ülkede, AB’ye aday bir ülkede siyaseten bir insanı yok etmenin metotları, Türkiye’dekiler olmaz. Yani şiir okumak, bant okumak karşısında kırmızı kartla olmaz. Doğru siyasi alternatifler bulunmalı.
Sorun merkezde diyorsunuz Türkiye’yi dünyayla birleştirecek bir proje ifade eden parti yok. Bugünkü siyasi tabloya bakalım, yüzde 55 kadar oy kararsız. Yüzde 25 de mevcutlar var. Şimdi bir kere şunu anlamak lazım, AKP’nin bu yüzde 20’yi yukarı çıkaracak altyapısı, projesi yok. Yüzde 20’den korkmak yerine, yüzde 80’i düşünmeli.
AKP problem değil
Yüzde 80’nin ne yapacağı önemli... Proje 80’lerdeki çoğunluğun içinden adam gibi bir 45 - 50 çıkarmak projesidir. Yani Türkiye’nin önündeki problem, merkezin önündeki problem, AKP ya da Erdoğan değildir. Onunla uğraştıkça güçsüzlüğünü gösteriyor aslında. AKP ya da Erdoğan alternatifi sıfırlansa bile oradaki yüzde 20 mevcutlara gitmez.
Bayar’a mutlaka bir şans verilmeliSiyasetin yeni aktörleri sizce nasıl? Kemal Derviş’in çok ciddi bir ekonomi yönetimi misyonu var ama ifade ettiği gibi meşruiyeti sıkıntılıdır. Siyasete talip olduğuna dair bir beyanı olmadığı için hakkında konuşmak istemiyorum. Ama Mehmet Ali Bayar çok önemli bir yenilik Türkiye için. Mutlaka şans verilmesi lazım.
Önce sokağı kazanmalı
Bayar’a ya da Derviş’e yönelik eleştirilerin başında İstanbul odaklı hareket etmeleri geliyor. Bayar’ın da, bundan sonra siyasete gireceklerin de adresi sokaktır. Önce sokağı kazanırlar, sonra sokaktaki örgütlerle bütünleşirler, sonra belki TÜSİAD ve İstanbul merkezli büyük sermayenin desteğini alırlar, doğru adres her ne kadar... İstanbul Türkiye’nin ta kendisi ama İstanbul’daki başlama noktası, İstanbul’un yalıları değil.
SİYASET


SOHBET ODASI
Son derece önemsiz bir rahatsızlık!
Hastaya yerli bakana ithal
Erdoğan: Askerin takozunu aşacağız
SAYFA BAŞI

|
|
|