06 Mayıs 2002 Pazartesi


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  
·  SERİ İLAN  

 




‘Şarkıcılık yapmak için jigolo gibi mi olmalı?’

Hayata politik bakan ama şarkılarını slogana indirgemeyen Suavi, imaj bağımlılığına kızgın, soruyor: "Bu ülkede çirkin olan sanat yapamaz mı?"

     BULUŞMALAR / AHMET TULGAR

     Bodrum’u, Akdeniz’i çağrıştıran; bir sürü bağırtı ve çıstak arasında küçük dalgaların köpüklerini hatırlatan aşk şarkıları ve koca ak sakalını titrete titrete DGM önlerinde attığı davudi nutuklarıyla Suavi bana hep bir ahir zaman dervişi gibi gelmiştir.
     Belki de bu yüzden onun ifrat noktasında ticari müzik şirketi Prestij’e transfer olmasına şaşırmıştım. Bu ülkenin hiçbir alanında hiçkimsenin piyasaya direnemediğini, popçularla edebiyatçıların billboard yarışına giriştiği bu dönemde artık sevgililerin kulağına ticari olmayan bir güfte, bir mısra söylemenin imkansızlaşıyor olduğunu düşünmüştüm.
     Suavi, "Çığlık çığlığa" albümüyle Prestij’le göbek bağını kopardı. Kendi deyimiyle, "Artık özgür"...
     
Prestij Müzik sapır sapır dökülüyor. Mahsun’dan sonra siz de son albümünüzü yaptınız bu firmada?
     "Aileyiz" diyorlardı ama şimdi aile tarumar oldu, bütün çocuklar sokakta. Evet, artık ben de özgürüm.
     
Prestij Ailesi’nin bir mensubu olmak esaret gibi miydi?
     Esaret biraz ağır belki ama layık olduğuma inandığım kimi yaklaşımları, kimi destekleri görmediğim zaman bir hüsran hissetim tabii.
     
Siz de popçuların meşhur "Benim için yeterli promosyon yapılmadı" söylemini mi kullanıyorsunuz?
     Prestijçiler, "Şunun üzerine oynarsak daha çok kazanırız" gibi öngörülerden yola çıkıyorlar. Firmaların değer yargıları nedeniyle çok desteklediği ama başarısız olan birçok projenin tanığıyım.
     
Zaten sizin firmanın sahibi Hilmi Topaloğlu hep genç bir erkek şarkıcıyla dolaşır, tuvalette bile peşinden ayrılmaz onun. Yıllarca Mahsun ile dolaştı, şimdi de Alişan’ı yanında taşıyor.
     Her firmanın lokomotifi olur. Ama Alişan’ın üzerine biraz fazla oynandı. Hilmi Topaloğlu "Alişan’ı ben yarattım" diyor, onunla parasal ilişkisi de farklı.
     
     ‘Sakalımı asla kesmem’
Siz "az ticari" şarkılar yapıyorsunuz. Tümüyle ticari müziği hedefleyen bir firmada işiniz neydi? Söylemlerinize bakarsak sizin müzik endüstrisinin isterlerine daha güçlü direnmeniz beklenmez mi?
     Prestij o sıralar Türkiye’deki sanatçı portföyünün yüzde 70’ini filan bünyesinde tutuyordu. Bizim kulvarımızda, bizim duruşumuzda insanların eksikliğinin kendilerine yakışmadığını düşünmüş olmalılar ki, Yavuz Bingöl, Ferhat Tunç ve benim gibi sanatçıları transfer ettiler.
     
Tamam, onlar sizi transfer etmek istedi de, siz niye kabul ettiniz? Siz ticari müziğe karşı kürek çekmeye çalışan, solcu, protest bir müzisyen değil misiniz?
     Tespitinize katılmıyorum. Ben sizin o çizdiğiniz çerçeve içerisinde durmuyorum. Evet, hayatı politik olarak da sorgulayan ama müziğini slogan ya da protest şarkıcılığa taşımamaya maksimum özen gösteren bir insanım. Şarkılarımla ajitasyon yapmıyorum, repertuvarım naif sevda şarkıları ağırlıklıdır.
     
Ne bileyim, şu sakalınıza bakınca bile başka tarz bir firmada çalışmanız gerekirmiş gibi geliyor bana. Prestij’te sakalınızı kesmeye kalkışmadılar mı?
     Çok söyleyen oldu, imaj yapmak istediler. Dış görünüşüme değil yaptığım işe baksınlar. Bu ülkede çirkin olan sanat yapamayacak mı? Sanatçı olmak için erkekse jigolo gibi, kadınsa Afrodit gibi olmak mı şart?
     
Uzun lafın kısası: Politik ve muhalif kimliğinizle müzikal kimliğinizi ayırıyorsunuz.
     Hayır, sanat muhaliftir. Bakınız, bütün dünya arşivlerini kurcalayınız, bütün önemli sanatçılar erkle çatışmış ve ağır bedeller ödemiştir.
     
Ama mesela Ezra Pound, Mussolini’yi, Borges, Peron’u desteklemiştir. Neyse, siz samimi bir muhalifsiniz. Baskı görüyor musunuz?
     Bir vali "Güvenlik gerekçesi"yle işi bitiriyor ve konserimi engelliyor. Sistem bizi çıkıntılık yapan, antipatik insanlar olarak lanse ediyor.
     
     Telif sorununa ABD’den tepki
Siz telif hakları için de mücadele veriyorsunuz. Türk hükümetine yurtdışından baskı geliyormuş bu sorunu çözmesi için.
     Evet, ABD’den. Şöyle deniyor raporda kısaca: "Ey Türk Hükümeti, sen ülkende telif haklarını korumuyorsun ve ben ABD olarak senin ülkende tüketilen ama bana ait olan, yani korumakla mükellef olduğum insanların teliflerini ödemek zorundayım. Sen bu telifleri kendi bünyende toplayıp bana aktarmadığın için ben her yıl 300 milyon dolar kayba uğruyorum. Eğer bu sorunu çözmezsen, ben de senin tekstil kotanı kaldırmam." Bu Amerikalılar’ın Türk Hükümeti’ne yazdığı resmi yazı. Yani Denizli’deki garibim pamuk üreticisi, Denizli’deki garibim dokumacı, haberi olmadan sanat eserlerinin telifleri ödenmediği için ambargo yiyor. Bu meselenin acilen halledilmesi gerekiyor.
     



 YAŞAM


‘Şarkıcılık yapmak için jigolo gibi mi olmalı?’
Bu koltuğa oturan şoförü uyku tutmuyor!
Uzay turistine kapsül hediye
Akademisyenlere 50 dolarlık tuzak!
‘Dünyanın en mutlu babası artık benim’
1 dolara güvendesiniz
Amerikalı mektup açmaya korkuyor
Avşar gelsin maç yapalım
Tesadüfen piramit bulundu
Atik Berberoğlu’nda yine kokain bulundu
Diyarbakır Arap atı merkezi oldu
Su alana süt bedava
Buz prensesi ajan çıktı


 SAYFA BAŞI 






© 2002 Milliyet