06 Mayıs 2002 Pazartesi


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  
·  SERİ İLAN  

 





Lider yönetiminde zaaflar

     Hafta sonunu 'bağırsak enfeksiyonu' teşhisiyle Başkent Üniversitesi Hastanesi'nde geçiren Başbakan Ecevit dün taburcu oldu.
     Cumartesi günü Ankara'da yaşananlar, Özal'ın ölümünden bu yana tartışılan 'lider yönetimindeki zaafları' bir kez daha gündeme getirdi.
     Dokuz yıl sonra Turgut Bey'in kaybında 'zehirlenme' iddiası dahil çeşitli komplo olasılıklarından kuşkulanan Özal ailesi nedense o gün Cumhurbaşkanı'nı hastaneye yetiştirecek bir ambulans dahi bulunamadığını unutuyorlar. Üstelik Turgut Bey bir tatil günü rehaveti içinde ölüme gitmedi, Orta Asya gezisinden dönüşte uçaktan korumaların desteğiyle güç bela indikten sonra protokole dahil zevata, 'ne kadar yorgun olduğunu' anlattı. Ama Özal'ın her sözünde keramet arayan çevresi nedense rahmetliyi dinlemedi ve Türk usulü 'Bir şey olmaz abi, hafta sonu dinlenirse bir şeyi kalmaz' yargısıyla Cumhurbaşkanı'nın sağlığı Allah'a emanet edildi.
     Cumhurbaşkanı kalp krizi geçirdiğinde Köşk'te doktoru yoktu.
     Aynı tuhaflık cumartesi günü Başbakan'ın rahatsızlanması üzerine Ankara'da tekrarlandı. Rahşan Hanım yanındaydı ama Ecevit'in Başkent Üniversitesi Hastanesi'ne gidişi sırasında doktor, ambulans göremedik!
     Hastane kapısında yapılan açıklamalar ise 'içeriye sağ gireni canından edecek' cinstendi. Sağlık Bakanı, Ecevit'in 'yoğun bakımda' olduğunu açıklarken hastane yönetimi Osman Durmuş'un sözlerini düzeltme gereği duydu. Sağlık Bakanı'na söyleyecek söz kalmayınca Başbakan'ın sağlığı konusunda bilgi verme görevi de İçişleri Bakanı'na düştü.
     Neyse ki, akşama doğru sağlıklı bir iletişim kurulabildi.
     Ecevit'in temposuna gelince...
     Başbakan zaten kas rahatsızlığı nedeniyle bir süredir kortizon tedavisi görüyor, eskiye göre daha sağlıklı olsa da ilerleyen yaşı ve yoğun hükümet çalışmaları nedeniyle bir haftadır ayakta zor duruyordu. Grip nedeniyle halsiz düşmüştü. Cuma gecesi Odalar Birliği kokteyline gittikten sonra cumartesi sabahı Başbakanlık'ta madencilerle görüşmesi aşırı yüklü bir programdı. Ecevit şiddetli ağrıyla hastaneye kaldırılmasa, DSP Parti Meclisi toplantısına geçecekti.
     Başbakan o gün dinlendirilse belki de hafta sonunu hastanede geçirmek zorunda kalmayacaktı. Herhalde bundan böyle 'acil' durumlarda, Başkent Üniversitesi'ne sevk konusunda hekim ve ambulans destekli bir servis sağlanması ihmal edilmez!
     Hastane önündeki siyasi manzaralara gelince...
     Ecevit'in sağlığına gösterilen duyarlılıkta Cumhurbaşkanı'ndan, muhalefet liderlerine dek tüm siyasi kadrolar örnek bir tutum sergilediler. Çiller'in Rahşan Hanım'ı araması, Tayyip Erdoğan'ın kendisine 'karanlık geçmişin mirasçısı' diyen Ecevit'e hastaneye dek giderek geçmiş olsun demesi, siyasete halkın güveni açısından pozitif etki uyandırmıştır.
     Başbakan'a geçmiş olsun dileklerimizi yineliyoruz.
     
     dsazak@milliyet.com.tr
     




 SAYFA BAŞI 





Taha AKYOL
Attila İlhan üzerine

Çetin ALTAN
Dedemizin dedesinin dedesini neden hiç merak etmeyiz ki?..

Fikret BİLA
Haberal'ın isyanı

Hurşit GÜNEŞ
Ecevit’in sağlığı programın başarısını etkiler mi?

Tuncay ÖZKAN
Siyasi saygınlık ve hasta bir Başbakan

Mustafa ÖZYÜREK
Maliye’nin naylon tebliği yumuşadı

Hasan PULUR
Her gün bir sorun!

Derya SAZAK
Lider yönetiminde zaaflar

Ece TEMELKURAN
Siz de bir dilim Deniz Gezmiş alır mıydınız?

Osman ULAGAY
Saha mı hazır değil, ‘golcüler’ mi?

Güngör URAS
Hormonun azı yarar çoğu zarar

© 2002 Milliyet