08 Mayıs 2002 Çarşamba


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  
·  SERİ İLAN  

 



Kolay yetişmiyor Fatih Terim'ler...

     Fatih Terim'li Galatasaray'ın başarıları sayesinde yıllar sonra futbolu yeniden keşfettim. Tanıl Bora'nın deyişiyle eğlence, zevk, neşe ve hülya kaynağı olarak bir zamanlar oynadığım futbolu ne kadar sevdiğimin farkına vardım.
     Hatta Cim Bom'un bu başarıları arada bir bana futbol yazıları bile yazdırmaya başladı. Yalnız siyaset izlemeye dayalı meslek yaşantım renklendi.
     Galatasaray 2001'de Türk futbol tarihinin en şanlı sayfasını yazarken ve Terim'le aslanları tarihe geçerken ben de Kopenhag'ın Parken Stadyumu'ndaydım. Hayatımın belki de en uzun, en duygu ve heyecan yüklü 120 dakikasını yaşadım, Galatasaray Arsenal'ı yenip Avrupa Şampiyonu olurken...
     Cim Bom böylece Avrupa standardını gerçekten yakalayan ilk Türk futbol takımı oluyordu. Belki daha önemlisi, bilinçaltımızda geçmişin derinliklerinden yükselen o psikolojik duvarı yerle bir ediyor, şunu gösteriyordu:
     Biz de yapabiliriz!
     
Böylece başarı ölçümüz değişti.
     Beklenti çıtamız yükseldi.
     Öyle sanıyorum ki, Fatih Terim özellikle Galatasaray'ın UEFA Şampiyonluğu'ndan beri bu gerçeğin farkında. Dünkü basın toplantısında tekrarladığı "Durursak düşeriz!" sözü ona ait.
     Şunları da söyledi:
     "Geçmişimizle elbette övüneceğiz. Ama bir kere UEFA Şampiyonu olduk diye ömür boyu bu başarımızı anlatmakla vakit geçirecek de değiliz. Daha büyük hedeflere yürümek zorundayız."
     
Doğru.
     Fatih Terim işte bunun için iki yıllık bir aradan sonra Galatasaray Futbol Takımı'nın teknik direktörlük koltuğuna yeniden oturdu. GS Başkanı Özhan Canaydınlı, Galatasaray Kulübü'nün geleneği olan 'başkanlık sistemi'ndeki yetkisini belki tek başına kullanarak, Fatih Terim'i daha yüksek hedefler için bu göreve getirdi.
     Dünkü basın toplantısında Özhan Canaydınlı'nın bir jesti dikkatimi çekti. Kısa bir hoş geldin konuşmasından sonra Fatih Terim'i kürsüde yalnız bıraktı. Herhalde anlatmak istedi ki, futbolda tek yetkili Fatih Hoca'dır, onunla kendisi arasında başka kimse olmayacaktır.
     Fatih Terim kararı konusunda "Yanlış iş!" diyenler, Başkan Canaydınlı'ya karşı çıkanlar da var.
     Olabilir.
     Ama sorumluluk alınmış ve tercih yapılmıştır. Bundan sonrası, başarıya endekslidir. Bunun tek ölçüsü de yalnız Türkiye'de değil, Avrupa'da da Cim Bom'un başarı grafiğinin yükseliş eğrisi çizmesidir.
     Şimdi top Fatih Hoca'da!
     
Futbol adamlığı tartışılmıyor. Teknik direktör olarak işinin ehli olduğunu hemen herkes teslim ediyor. Başarılarını da takdir ediyor.
     Ama yine de futbol dünyasını bilen, futbol kültürü almış kimilerinde bazı soru işaretleri ve tedirginlikler var tabii. Bunların temelinde daha çok Fatih Terim'in kişiliğiyle ilgili hususlar yatıyor.
     Fatih Terim bir lider!
     
Futbol dünyamızın önde gelen liderlerinden biri... Bir sohbetimizde şöyle demişti:
     "Firenze'de, Milano'dayken bile, TRT'den İkinci Lig maçlarını izlerdim. Oyuncu bakardım. Benim işim bu..."
     
Sonra da eklemişti:
     "Hiçbir başarı tesadüfi değildir."
     
Kendisinin Adana'dan başlayıp İstanbul'da yükselerek Kopenhag'da tarih yazışına kadar geçen süreç hiç kuşkusuz bir rastlantı değil. İnatçılığın, daha fazlasını öğrenme iradesinin, kuyumcu titizliğini gerektiren bir sebatın, profesyonel disiplinle kahredici bir çalışma temposunun ürünü...
     Başarı böyle gelebiliyor ancak.
     Fatih Terim'in etkileyici bir havası, karizması var. O sempatik Adana delikanlısı hali ve arada bir kendini ele veren despotluğu da var. Ya da mimik ve jestleriyle kibirli bir ben - merkezciliğiin izleri de var...
     Ve bazı sorular:
     Eleştiriye ne kadar kulak verebiliyor Fatih Hoca? Yanlışını söyleyenleri ne kadar dinleyebiliyor?
     
Bu soruları soruyorum.
     Çünkü iyi lider etrafını en iyi dinleyendir. Eleştiriye kulak verendir. Kendi kendini sorgulayandır. Arada bir iç muhasebesini yapıp, nerede yanlış, nerede haksız olduğunu kendine sorabilen lider, iyi liderdir.
     Kendi kendisiyle dolu olmayan lider pek yoktur. Ama bu doluluğun bir ölçüsü vardır. İyi lider bunun dozunu iyi ayarlayandır.
     Uzun lafın kısası:
     Fatih Terim'in artıları olduğu kadar, eksileri de var. Gerekli özeni göstermeli. Başkan Canaydınlı'yla da uyuma dikkat etmeli...
     Şimdi bir maratona çıkıyor.
     Çıta yüksek! Bu onu tedirgin etmesin. Çünkü yalnız değil. Kendisine başarılarının devamını diliyorum.
     Bu arada bir not:
     Kemik Ergün'le, dünkü basın toplantısında "O zaten Adanalı, onun hiç şansı yok!" diyerek kalacağının işaretini verdiği Hasan Şaş'ı da sakın bırakmasın.
     
     h.cemal@milliyet.com.tr
     




 SAYFA BAŞI 





Taha AKYOL
Çeçenler terörist mi?

Çetin ALTAN
"Bir hakikat var mı derken bir hayale döneriz" Rıza Tevfik

Melih AŞIK
Gönül aranıyor

Fikret BİLA
Tıbbi malzeme ve soygun

İpek CEM
Yine beyin göçü

Hasan CEMAL
Kolay yetişmiyor Fatih Terim'ler...

Güneri CIVAOĞLU
"B" boşluğu

Abbas GÜÇLÜ
Özel okullar bindikleri dalı kesiyor

Hurşit GÜNEŞ
Kurt puslu havayı sever!

Nail GÜRELİ
Suçlama! Araştır ve düşün

Sami KOHEN
AB sahiden "çözümsüz Kıbrıs'ı" alır mı?..

Mehmet Y. YILMAZ
İstanbul’un tanıtımı için tarihi fırsat

Meliha OKUR
‘Müstemleke memurluğu!’

Tuncay ÖZKAN
Kıvrıkoğlu ve gardaki fotoğraf

Hasan PULUR
Bağış duygusu vefa kavramı

Meral TAMER
Genç Arılar, Derviş ve Mumcu dedi

Ece TEMELKURAN
Yasemin için Blues

Tamer HEPER
Çok uğraşacağız

Güngör URAS
Brisa’da işçilere ‘Şirket sizsiniz’ deniliyordu

Serpil YILMAZ
Betil ve Solakoğlu buluştu

M. Ali BİRAND
M. Ali Bayar’ın dağıttığı ümit

© 2002 Milliyet