
|

Suçlama! Araştır ve düşün
Bergama altını tartışmasında - çoğu konuda olduğu gibi - asıl sorun saptırılıyor, iş suçlamalara kaydırılıyor. Köylülerin kışkırtıldığı öne sürülüyor. Bu mevhum (kuruntu ürünü, varsayılan) kışkırtıcılar ülkenin kalkınmasını istemeyen vatan haini ilan edilecek neredeyse.
Tutun ki, köylüler iş olanağına kavuşmaktan mutlu, hiç seslerini çıkarmıyorlar. Yine de siyanürle altın işletilmesinde çevre ve insan sağlığı bakımından yeterli önlemlerin alınıp alınmadığını sorgulamak - bırakın Bergamalıları - Hakkari'de yaşayan sorumluluk duygusuna sahip bir yurttaşın bile hakkı değil mi?
Geçim derdinin çaresizliği içinde en rezil işlerde çalıştırılan çocuklar, şikayetçi değiller, aldıkları üç kuruşla mutlular diye, insan hakları ve çocuk sağlığı açısından sorumluluk duygusu olan insanlar bu çocukların çalıştırılmasına karşı çıkınca tahrikçi mi oluyorlar?
Elbet altın işletilecek, yeraltı servetimiz değerlendirilecek. Ama en az iki koşulla. Birincisi, çevre ve insan sağlığı için en üst düzeyde önlemler alınmış olacak. Çernobil patlamasından sonra radyasyonlu çay içenlerin yöntemiyle değil.
İkinci koşul olarak ekonomik getirinin en fazlası sağlanmaya bakılacak. Pek çok ülkede siyanür liçi ile altın işletildiği bir gerçek. Çünkü, öteki yöntemler maliyeti yükselttiği için şirketler siyanürlü yöntemi yeğliyor.
Türkiye özelinde iki not:
Bergama altını, dore denilen karışık durumdayken saf külçe altın haline getirilmek üzere, Türkiye'de bu işi yapacak tesisler olduğu halde, İsviçre'ye götürülüp orada rafine ediliyor. Burada bu iş yapılsa, yüzde 18 KDV ödenmesi gerekiyor. Niye bu yüzde 18 KDV Hazine'ye girmesin? Bunu istemek de mi kışkırtıcılık olur?
Söz konusu şirketin Genel Müdürü Sabri Karahan'a, 8 yıllık işletme süresi sonunda, ne kadar kar beklediklerini sorduk. "Hiç beklemiyoruz", dedi. "Başlangıçta 20 milyon dolar kar edeceğimizi düşünmüştük, ama bugün için, bunu gerçekleştireceğimizi sanmıyorum."
Peki, kar olmadığı halde niçin devam ediyor? Bu sorunun çok yönlü yanıtları var. Birilerini suçlayanlar önce bu sorunun yanıtını aramalı.
Ve son bir not: Yargı kararlarına saygılı olunmalı.
Bir sergi Eski meşhur Elhamra Sineması'nın bulunduğu Elhamra Pasajı'nın ikinci katında, sekiz odaya yayılmış özgün bir mekanda ilginç bir sergi var. Karşı Sanat Çalışmaları'nın düzenlediği Pankart adlı sergide 48 sanatçının 1970 - 80 arasındaki çalkantılı döneme ilişkin tuval, vinyet, grafik tasarım, heykel türünde 150'yi aşkın yapıtı yer alıyor. Yalnızca sanatsal yönüyle değil, sosyolojik bakış açısıyla da dikkate değer sergi 11 Haziran'a kadar açık.
Bir şiir Selim Şen'in Yara'sına ne dersiniz? (Ten ve Söz, Piya Kitaplığı, 2001)
"Kavuşurum / İçimdeki özlem yine bitmez / Sana dokunursam duramam / Simitçi sinisi yarama değsin / Kederlenirim / İsterim biri ağlamasın öbürü gülünce / Sana sarılırsam ellerimi bulurum / Yırtılmış su bedenimi ıslatsın".
ngureli@milliyet.com.tr
SAYFA BAŞI

|
|

|