08 Mayıs 2002 Çarşamba


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  
·  SERİ İLAN  

 



Brisa’da işçilere ‘Şirket sizsiniz’ deniliyordu

     Brisa Lastik Fabrikası’nda 1991 yılında imzalanan toplu iş sözleşmesinin "amaç" maddesinde şunlar yazıyordu: "Yöneticiler, çalışanlar ve sendika birbirine saygılı olacak, karşılıklı anlayış ve güven ortamı içinde, öncelikle şirketin verimliliği, rekabetteki başarısı, sağlıklı ve sürekli büyümesi ve imkanlarının artırılması sağlanacak, şirketin artan imkanlarıyla (1) Çalışanların çalışma ve yaşam koşullarının iyileştirilmesi, (2) Sürekli geliştirilmesi ana ilke olacak, (3) İşyerindeki çalışma şartları bu ilkeye göre düzenlenecektir."
     Uzun yıllar Brisa Lastik Fabrikası’nın Genel Müdürlüğünü yapan Hazım Kantarcı’nın "Toplam Kalite Yönetimi ve Toplum Kalitesi" (Bir Uygulama Örneği: Brisa’nın "İş Mükemmelliği"ne Yolculuğu) isimli kitabında belirttiğine göre, bu amaç maddesi daha sonraki tüm toplu sözleşme metinlerine girmekle kalmadı, "Türkiye’de işçi - işveren ilişkilerine de rehber oldu."
     Ne yazık ki, Brisa’nın kitaplara "örnek olarak yansıyan" bu modeli "çökmüş", "işçi ile işveren" karşı karşıya gelmiş durumda.
     Halbuki Brisa, "insan odakları toplam kalite yönetimi"ni Türkiye’ye getiren, Türkiye’ye tanıtan bir sanayi kuruluşu idi. 1988 yılında Japon Bridgestone firması ile Sabancı Grubu arasında eşit hisseli ortaklık anlaşması imzalanmasından sonra, işçi - işveren ilişkileri Japon modeline oturtulmuş, çalışanlara bu tesislerin sahibinin kendileri olduğu anlatılmıştı.
     
Sloganı ‘Şirket biziz’di
     Brisa’da uygulanan Japon modelinin gereği olarak "iş mükemmelliği"nin temeli "çalışana - insana saygı" üzerine kurulmuştu. 1992 yılında Brisa’nın sloganı "Şirket biziz" idi.
     Hazım Kantarcı "Brisa’nın İş Mükemmelliğine Yolculuğu’nu anlattığı kitabında "Değişen Bakış: İnsana Saygı" başlığı altında şunları yazıyor: "Şirket biziz sloganı, şirketin ancak çalışanlarıyla var olabileceğini, yalnızca işyerine sahip çıkan çalışanların şirketlerini başarıya taşıyabileceğini vurgulayan bir dönüm noktasının ifadesi oldu.
     Çalışanlarla şirketin aynı hedefte birleşmesi gerektiğini vurgulayacak bir anlatım arayışındaydım. Bu arayış ile ilgili toplantılarda, yönetici arkadaşlarımın ‘şirket şunu yapmalı, bunu yapmalı, şöyle yapmalı, böyle yapmalı’ şeklinde ifadeler kullanmaları üzerine, ‘şirket kim’ diye sordum. Şirketin çalışanlar dışında ayrı bir varlık olmadığını, şirkete mal edilen tüm işlerin çalışanlar tarafından yapıldığını vurgulamak için boş bir sandalyeyi göstererek ‘haydi yapsın’ dedim. Şirket tüm çalışanlardı. Hepimizdik. Bu ifade daha sonra ‘Şirket biziz’ sloganı haline geldi."
     
Şirketle çalışanlar özdeş
     Hazım Kantarcı diyor ki, "Brisa’nın bu değişimle başlayan ve Avrupa’da ‘İş Mükemmelliği’ne örnek şirket seçilmesine uzanan başarısını sağlayan, her şeyden önce Brisa çalışanlarını şirketle özdeşleştiren ve bütünleştiren kurum kültürüdür.
     Brisa bu gelişmelere dayalı olarak 1993 yılında "Birinci Ulusal Kalite Ödülü"nü, 1996 yılında "Avrupa Kalite Büyük Ödülü"nü ve "Bridgeston’un En İyi Yönetilen Fabrika" ödülünü aldı. Hazım Kantarcı’nın kitabında anlatıldığına göre, Brisa işçilerinin "Şirket biziz" diye şirkete sahip çıkmaları sayesinde 1994 yılı krizi atlatılabildi. Krizde 600 bin çalışan işini kaybederken, Brisa işçi tensikatına gitmedi... İyi de... O günlerden bugünlere ne değişti? Çömlek neden çatladı?
     (Hazım Kantarcı’ya Brisa’da toplam kalite yönetimindeki başarısı nedeniyle 1988 yılında Marmara Üniversitesi tarafından "Fahri Doktorluk" unvanı verildi. Hazım Kantarcı Brisa deneyimini kitap haline getirerek yayımladı. Toplam Kalite Yönetimi ve Toplum Kalitesi, Bir Uygulama Örneği: Brisa’nın İş Mükemmelliğine Yolculuğu, Marmara Üniversitesi Mühendislik Fakültesi yayını, Haziran 1999, 76 sayfa).
     
     guras@milliyet.com.tr
     




 SAYFA BAŞI 





Taha AKYOL
Çeçenler terörist mi?

Çetin ALTAN
"Bir hakikat var mı derken bir hayale döneriz" Rıza Tevfik

Melih AŞIK
Gönül aranıyor

Fikret BİLA
Tıbbi malzeme ve soygun

İpek CEM
Yine beyin göçü

Hasan CEMAL
Kolay yetişmiyor Fatih Terim'ler...

Güneri CIVAOĞLU
"B" boşluğu

Abbas GÜÇLÜ
Özel okullar bindikleri dalı kesiyor

Hurşit GÜNEŞ
Kurt puslu havayı sever!

Nail GÜRELİ
Suçlama! Araştır ve düşün

Sami KOHEN
AB sahiden "çözümsüz Kıbrıs'ı" alır mı?..

Mehmet Y. YILMAZ
İstanbul’un tanıtımı için tarihi fırsat

Meliha OKUR
‘Müstemleke memurluğu!’

Tuncay ÖZKAN
Kıvrıkoğlu ve gardaki fotoğraf

Hasan PULUR
Bağış duygusu vefa kavramı

Meral TAMER
Genç Arılar, Derviş ve Mumcu dedi

Ece TEMELKURAN
Yasemin için Blues

Tamer HEPER
Çok uğraşacağız

Güngör URAS
Brisa’da işçilere ‘Şirket sizsiniz’ deniliyordu

Serpil YILMAZ
Betil ve Solakoğlu buluştu

M. Ali BİRAND
M. Ali Bayar’ın dağıttığı ümit

© 2002 Milliyet