11 Mayıs 2002 Cumartesi


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  
·  SERİ İLAN  

 




Şimdi herkes Love’a gidiyor

Mankenlerden işadamlarına, edebiyatçılardan futbolculara, öğrencilere herkes eğlenmek için Harbiye’deki Love’ı seçiyor. Peki bu kulübün sırrı ne?

     YİĞİT KARAAHMET

     Şu sıralar İstanbul’un en gözde mekanlarından biri aslında hiç de o kadar "göz önünde" olmayan bir yer. Elmadağ’daki Love adlı kulüp çok kısa zamanda çeşitli kesimlerden gayet sadık bir müşteri kitlesi edindi. Mankenler, işadamları, edebiyatçılar, şarkıcılar, futbolcular, reklamcılar ve eğlenmeyi seven pek çok İstanbullu haftanın dört günü orada. Kulubün müşterileri arasında Murathan Mungan, Yıldırım Türker gibi yazarlar; işadamları Aksel Goldenberg, Serdar Hotiç, İbrahim Çapan; gazeteci Deniz Arman; futbolcu İlhan Mansız; modacı Cengiz Abazoğlu; koreograf Uğurkan Erez; organizatör Erkan Özerman; ile Bülent Ersoy, Cenk Eren gibi şarkıcılar; Deniz Akkaya, Selin Toktay, Ayşe Hatun Önal, Güzide Duran, Yüksel Ak gibi mankenler var.
     Peki ama altı ay önce açılan Love’a rağbet neden bir anda arttı? Neden ünlüler de burada eğlenmeyi seçiyor?
     Birincisi içeride müşteri varken Love’a hiçbir şekilde basın alınmıyor. Gazetecilerin kapıda beklemelerine de izin verilmiyor. İkincisi ise özellikle hafta sonları gecenin ilerleyen saatlerinde artan ve sınırları zorlayan eğlencenin dozu. Love’da "kendi halinde eğlenmek" diye bir şey pek söz konusu değil. Kendinizi bir anda Güzide Duran, Deniz Akkaya ve Cengiz Abazoğlu ile halay çekerken bulabilirsiniz. Ya da kafanızı kaldırıyorsunuz, bir bakıyorsunuz Sevda Demirel barın üstüne çıkmış oryantal müziği eşliğinde bale yapıyor.
     Love, çarşamba, cuma, cumartesi ve pazar günleri 22.00 ile 04.00 arası açık. 600 kişi kapasiteli ama özellikle hafta sonları içerideki konuk sayısı bu sayıyı aşıyor. Mekanın tüm iç tasarımında kırmızı renk hakim. Kırmızı kadife kapısından girdiğiniz andan itibaren etrafınızı bu renk sarıyor. Love’ın sahibi Yaşar Bulakbasa kırmızıyı seçmelerinin nedenini "aşkı ve tutkuyu çağrıştırması" olduğunu söylüyor.
     
Nez de burada çıkacak
     Love’da eğlence genelde house müzikle başlayıp popla devam ediyor. DJ Cem’in aralara sıkıştırdığı özel arabesk remiksleri havayı iyice ısıtıyor.
     Mekanda bu ay boyuna özel günler ve şovlar düzenlenecek. Örneğin 17 Mayıs’tan itibaren "Tea Dance Party" adında bir organizasyon başlıyor. Misafir Djlerin müzik yapacağı bu partiler pazar günleri 17.00-22.00 arası yapılacağından, biraz 80’lerde diskolarda yapılan okul çaylarını hatırlatıyor aslında! Love’da haziranın ilk haftası Q Jazz Club’taki şovuyla tanınan Nez ve Harem grubu da sahneye çıkacak. Mekana ayrıca ayda bir kere Berlin’den bir şov grubu geliyor. Ekip animasyon, dans ve "draq queen" şovları yapıyor.
     Love’da üyelik kartı olanlardan giriş ücreti alınmıyor. Kartı olmayanlar için ise yalnızca cumartesi günleri giriş ücreti 10 milyon lira. n Love: (0212) 254 45 26 / Cumhuriyet Caddesi, No: 249 Harbiye.
     
O dansa başlayınca müşteriler çıldırıyor
     Love’da asıl eğlence cumartesi geceleri saat 03.30’dan sonra dansçı Teo’nun sahneye çıkmasıyla başlıyor. O sahneye çıkınca mekandaki tüm müşteriler çığlıklar atıp bağırmaya başlıyor. Yaklaşık 6 yıldır profesyonel olarak dans eden Teo, 26 yaşında. Daha önce Angelique’te sahneye çıkan Teo; Almanya, Hollanda ve İngiltere’de de dans etmiş.
     Çok değişik bir şov sunuyorsunuz. Siz mi tasarladınız?
     Evet. Hiç koreografla çalışmadım. Yani patenti bana ait! Türkiye’de oryantal yapan ve dans eden bir sürü insan var. Onlardan farklı olmak istedim. Yurtdışından çok teklif geliyor ama öncelikle Türk halkına dans etmek istiyorum. Şovun bütün kostümlerini, müziklerini ben seçiyorum.
     
     Özellikle kostümleriniz çok ilginç.
     Kleopatra kostümüm Mısır’dan geldi. O tarzı ancak böyle yakalayabileceğimi düşündüm. Leoparlı kostümümde ise ormandan fırlamış bir leopar gibi olmak istedim.
     
     Şovunuz çok erotik bulunuyor. Bunu da siz mi planladınız?
     Bana hiç erotik gelmiyor. Ben her kesimden insana dans ediyorum. Beni aileler de çok seviyor. Mesela bir bey geldi ve eşinin bana hayran olduğunu söyledi. Eşi türbanlı bir insanmış.
     
     Siz sahnedeyken insanlar çok coşuyorlar. Dans ederken görebiliyor musunuz?
     Ben sahnedeyken ışıklar çok artıyor. O yüzden kimseyi göremiyorum. Sadece çığlıkları duyabiliyorum. İnsanlar dibime kadar giriyor ve o sesler, tezahüratlar beni acaip havaya sokuyor.
     



 PAZAR


"Adım Ali diye beni Türk sanıyorlar"
"Din adamları sevgiden söz etmiyorlar"
Şimdi herkes Love’a gidiyor
Bir "Yıldız" doğuyor
Tütün fabrikasından bilgi fabrikasına...
Hızır ile İlyas el ele!
20. asrın son büyük şarabı
Sultanahmet’te Güney Fransa yemekleri
Çocukları mutlu eden ayıcıklar...
Hıdrellez kutlanıyor
Gazebo’da krep günleri
Süreyya’ya yaz geldi
Şarabi’de tadım günleri başlıyor
Kahveyi taze tutmak için...
Mr. Gurme şehirde son turunu attı
Geçmiş mayıs olur ki, hayali isyana değer...
Ağlatan filmlerin faydaları
"Osmanlı Başkenti İstanbul"un hocalarından Mustafa Cezar
Selim İleri’nin kebapçıdaki çifte kutlaması
Anılarınız bu kitapta
Yoksa bu "deli tavuk" mu?


 SAYFA BAŞI 





© 2002 Milliyet