11 Mayıs 2002 Cumartesi


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  
·  SERİ İLAN  

 




Bir "Yıldız" doğuyor

27 yaşındaki Yeşim Koçak, Kent Oyuncuları tarafından sahnelenen "Çözümöde canlandırdığı dahi genç kız rolüyle "Afife Jale Tiyatroda Yeni Kuşak Özel Ödülü"nü aldı. Koçak, hocası Yıldız Kenter’le olan ilişkisini "Biz anne-kız gibiyiz" diyerek tanımlıyor

     ILGIN SÖNMEZ

     Afife Ödülleri gecesinde heyecanlı mıydınız?
     Maaselef Lütfi Kırdar’a bir televizyon çekiminden gitmek zorunda kaldım. Kendi kendime de "Ödüllerden önceki Ute Lemper konseri sırasında bir konuşma hazırlarım" diyordum. Fakat kadın (Lemper) o kadar iyi, büyüleyici çıktı ki gözümü ayıramadım. Konuşma falan da hazırlayamadım tabii. Adım anons edilince dizlerim titredi.
     
     Bu ödülün sizin gibi genç bir oyuncu için önemi nedir?
     Yok. Aslında bu derece önemli değildi ama beklemediğim bir şey olduğu için heyecanlıydım. Çünkü "Çözüm"e başladığımızda, daha doğrusu bu rol bana geldiğinde zaten başlıbaşına bir ödüldü benim için. Hiçbir başka beklentim de yoktu. Aklımın ucundan geçmiyordu ödül kazanmak. Ödül zaten fark edildiğini, farklı olduğunu hissettirdiğinde mutlu ediyor insanı. Beni de fark edilmiş olmak heyecanlandırdı.
     
     Oyunun teksti elinize geçtiği zaman "Ben buna bir şeyler katarım" diye mi düşündünüz, yoksa hocaların eline mi bıraktınız kendinizi?
     Kendimi tamamen Yıldız Hoca’nın ellerine bıraktım. Çünkü o kadar deneyimsizdim ki! Bizim tiyatroda bir genç kadro oluştu. Esra Kızıldoğan, Engin Hepileri ve ben. Yıldız Hoca hediye bir oyun vermek istiyordu bize. Tiyatroda ufak tefek şeyler oynamıştık ama hep Yıldız Hoca’nın yanındaydık. Sonra hoca Amerikaya gitti ve "tam benim kadroma göre" diyerek elinde orijinal ismi "Proof" olan "Çözüm" ile döndü. Gerçekten de tiyatromuzdaki kadroya cuk oturdu. Hemen İngilizce teksti verdi, okudum. Ama nasıl yorumlayacağım kesinlikle gözümün önünde canlanmadı. Yıldız Hoca’nın yorumuna bıraktım kendimi. Çok çömezim çünkü.
     
     Yıldız Kenter’le ilişkiniz nasıl?
     Hem öğretmen-öğrenci, hem oyuncu-patron hem de anne-kız gibiyiz. Çok çok özel bir ilişkimiz var. Onu o kadar o kadar seviyorum ki. Biz çok turne yapıyoruz. Bu turnelerde bir sürü şey yaşadık. Hastalık, sağlık, tartışmalar... Birlikte denize de girdik, sürtüştük de... Yıldız Hoca’nın disiplini de işine olan bağlılığı da beni çok etkiliyor.
     
     Güzel bir kadın olmanın kariyerinizde faydalı olacağına inanıyor musunz?
     Dans, sinema, tiyatro vs. izlerken güzel insana bakmayı seviyorum. Belki ayıptır ama öyle! Bu yüzden de eğer güzelsem gerçekten, ki bunu siz söylediniz, bunun bir avantaj olduğunu düşünüyorum. Ama güzelliğin bir de şöyle bir durumu var: Yaptığın işle güzelleşirsin. Mesela en sevdiğim yabancı aktris Lili Taylor. "Arizona Rüyası"ndaki. Hiç güzel bir kadın değil ama benim aşkım. Unutulmaz bir kadın!
     
     Özellikle rol almak istediğiniz bir oyun var mı?
     Şu aralar çok aklımda olan bir metin var. Chaderlos de Laclos’un "Tehlikeli İlişkiler"i, sinemaya Stephan Frears aktarmıştı. Burada yapılsın ve ben de Uma Thurman’ın canlandırdığı küçük kızı canlandırayım istiyorum.
     
"Provalarda çok geriliyorum"
     Yalnız mı yaşıyorsunuz?
     Evliyim! Eşim Yıldıray Şahinler de Şehir Tiyatroları’ndan.
     
     İki genç oyuncunun beraber yaşaması nasıl bir şey?
     Eşim bana çok yardımcı oluyor. Ben de elimden geleni yapıyorum. Mesela prova zamanında çekilen sıkıntıları anlayışla karşılayabiliyoruz. Prova korkunç bir gerginlik dönemi çünkü. Bir tarafın anlayışlı olup dengelemesi gerekiyor ve bizim evde bu oluyor. Minik eleştirilerle zihin açıyoruz.
     
     Bu prova gerginliğini hafifletmenin bir yolu yok mu?
     Acayip geriliyorum ve bit gibi hissediyorum kendimi. "Çözüm"ün provalarına ben niye bu işi yapıyorum ki, zaten bunu hak etmiyorum, bu rolü, bu yeri, bu tiyatroyu hak etmiyorum diye gittim. Yapamayacağım, olmayacak, bana niye bu kadar yükleniyorlar diye söylenip duruyordum. Bir yerden sonra kendime olan güvenimi tamamen yitirdim. Bu rolde çok zorlandım. Kendimden çok farklı birini oynuyordum. Öyle bir deha ki nasıl davrandığını fark etmiyor bile. Sosyalleşememiş bir tip. Çok rahat küfrediyor. Yıldız Hoca ile en çok sıkıntı çektiğimiz nokta benim küfredemememdi.
     
     Oyuncu olmak hayat pratiğinde size nasıl faydalı oluyor?
     Oyunculuk, sporcu olmak gibi bir şey. Gözün hep açık olacak. Gözünü açık tutmaya çalışmak başta eziyetli ama sonradan refleks haline getirdiğinizde çok eğlenceli hale geliyor. Evde sofra kurmaktan çok sıkılıyorum diyelim, bunu bile oyunculukla ilişkilendirdiğimde, mesela ben bir garsonum dediğimde, eğleniyorum. Oyunculuk evcilik gibi. "Mış gibi" yapıyorsun sürekli. Bu yüzden oyuncuların bir yanları sürekli çocuk kalıyor.
     
‘Tiyatrodan iyi kazanıyorum ama bu para oyuncu olarak ihtiyaçlarımı karşılamaya yetmez’
     Konservatuvardan ne zaman mezun oldunuz?
     1999 mezunuyum. Son sınıftayken zaten Kent Oyuncuları’nın Rus bir yönetmenle yaptığı "Martı" vardı. Kadro müthiş, yönetmen yabancı! Bir gün Mehmet Birkiye’nin dersine gittik. Rus yönetmen de geldi ve oyunda üç figürana ihtiyacı olduğunu söyledi. Kim ister dedi? Birden elimi kaldırıverdim. Aslında hiç de o kadar girişken biri değilimdir! Dersten çıkıp provaya gittik. Hizmetçi rolü... Hiç lafım yok. Kent Oyuncuları’na böyle girdim. Sonraki sezon "Nükte"de oynattı Yıldız Hoca beni. Kenter Tiyatrosu’nda kalıcı olacağımı hissettim. En son "Hep Aşk Vardı"da yönetmen yardımcısıydım.
     
     Tiyatrocu olarak kazandığınız para hayatınızı idame ettirmenize yetiyor mu?
     Çok az para kazandığımı söyleyemeyeceğim. Hatta iyi para kazanıyorum. Ama tabii ki insan çok iyi yaşamak istiyor. Hele ki oyuncuysan makyaj malzemesinin bile en iyisini almak istiyorsun. Bir sürü gereksinimin oluyor. Güzel giyinmek, şık kıyafetlerinin olması insana özgüven veriyor. Bunlar oyunculukla çok bağlantılı. Tiyatrodan kazanılan para bunları karşılamaya yetmiyor. O yüzden bu sene televizyonda bir iş yapıyorum.
     
     Yıldız Kenter’in de rol aldığı "Aşk ve Gurur" ilk televizyon tecrübeniz mi?
     Daha önce "Kara Melek"in beş-altı bölümünde oynamıştım. Zaten bizim bütün okul oynadı orada.
     



 PAZAR


"Adım Ali diye beni Türk sanıyorlar"
"Din adamları sevgiden söz etmiyorlar"
Şimdi herkes Love’a gidiyor
Bir "Yıldız" doğuyor
Tütün fabrikasından bilgi fabrikasına...
Hızır ile İlyas el ele!
20. asrın son büyük şarabı
Sultanahmet’te Güney Fransa yemekleri
Çocukları mutlu eden ayıcıklar...
Hıdrellez kutlanıyor
Gazebo’da krep günleri
Süreyya’ya yaz geldi
Şarabi’de tadım günleri başlıyor
Kahveyi taze tutmak için...
Mr. Gurme şehirde son turunu attı
Geçmiş mayıs olur ki, hayali isyana değer...
Ağlatan filmlerin faydaları
"Osmanlı Başkenti İstanbul"un hocalarından Mustafa Cezar
Selim İleri’nin kebapçıdaki çifte kutlaması
Anılarınız bu kitapta
Yoksa bu "deli tavuk" mu?


 SAYFA BAŞI 





© 2002 Milliyet