11 Mayıs 2002 Cumartesi


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  
·  SERİ İLAN  

 



İki yıl çok çalışacak

Mustafa Altıoklar, senaryosunu Levent Kazak ile beraber yazdığı kalabalık kadrolu yeni filmi "O Şimdi Asker"in çekimlerine haziranda başlıyor.

     AYBALA ALAÇAM

     Sizde "Asansöröden sonra bir durgunluk oldu.
     Durgunluk değil. Beş yılda üç film yaptım. Yıllardır "İstanbul İşgal Altında" diye bir proje üzerinde çalışıyorum. Sinan Çetin ile birlikte ona hazırlanıyorduk. 2000 kasım krizi dalgasıyla bugüne dek geldik. Senaryosu hazır olmasına rağmen büyük bütçeli bir dünya filmi yapmak istediğim için bekletiyorum. Bu gecikme sırasında da boş durmayıp senaryolar yazdım. Biri Levent Kazak ile birlikte yazdığımız ve haziran başında çekimine başlayacağımız "O Şimdi Asker". Aral Gölü’nde geçen bir trajediyi anlatan "Rönesans" ve "Pisuvar Tedirginliği" diye iki senaryo daha var.
     
     Eleştirmenler "Asansör"ü eleştirmek bile istemedi. Şimdi araya zaman girdikten sonra size nasıl geliyor bu film?
     Sinematografimde en olgun projem olarak görüyorum "Asansör"ü. Sadece son planını çekemedim. Tek bir plan bile aslında bir filmi ciddi biçimde mahkûm edebiliyor. Benim yönetmen olarak hissettiğim bir eksiklik bu.
     
     Magazin unsuru oldunuz.
     Gazetelerden birisi ‘AIDS’ diye bir haber attı ortaya. Sinemayla ilgili hiç kimseden tek satırlık bir cevap gelmedi. Beklediğim için değil. Sitem de etmiyorum. Açıkçası eksik olsunlar ama ahlaklı olmak, bir cümle kurmayı gerektirirdi diye düşünüyorum.
     
     "Asansör" niye herkesin ağzına dolandı?
     Neymiş efendim, bir Belçika filminden çalıntıymış. Söz konusu filmi ben de izledim tabii. Kötü bir yapım. Benim filmimin eline su dökemez. İki filmin çıkış noktası aynı kitap ki ben bunu filmin başında da söylüyorum zaten. ‘Yavuz Hırsız’ diye manşet attılar! Özünde benzer hamurla yoğrulduğumuz bu insanların eleştiri yazarak iş yapması lazım, böyle çirkin ithamlarda bulunarak, cesur cehalet çıkışları yaparak değil. Bunlar zannediyorlar ki asansörde kalmak çok dahiyane bir fikir ve Belçikalı yönetmen bulmuş bu fikri! Filmlerin ne gerekçeleri aynı ne de diyalogları! Biri ev bakmaya gelmiş bir adam, diğeri bir kadını becermeye gelmiş bir adam. Ayrıca bir keşif gibi sundukları filmin parçası benim filmimde görünüyor bir sahnede.
     
     Günah keçisi ilan edilmeniz neden?
     Düşüncelerini yayma fırsatı olan bazılarının pastörize, maceraperest bir marjinalliği var. Bu macera da perestlikten gelmiyor.
     
     Siz marjinal misiniz?
     Hiç de değil. Kendi dışımda kalanları marjinal olarak görüyorum. Büyük çoğunluğun sıradanlığını marjinal buluyorum ben. Bu çağda ‘sıradan’ kalabilmek marjinal bir durum.
     
     Parası yok, "O Şimdi Asker"i zor çeker diyorlar.
     Hayda! İşte bu kadar! Kösteklemek için ellerinden gelen her şeyi yapıyorlar. Ben tamamen bağımsız çalışabilen bir sinemacıyım. Ki aslında büyük bir grup, bir yapım şirketi üzerinden benim filmimin yapımcılığını aldı. Başka sponsorlar da var. Bu anlaşma bozulsa bile çekeceğim filmi. Bağımsız film tarzında tasarlayacağım. Para istemeden çalışacak olan sinemacılarla çalışacağım. Ödemeleri gişeye bırakacağız. Ayrıca bulduğum başka kaynaklar var. Kameram var, montaj ünitem var, seslendirmem var, televizyon ön satışı yapılmış durumda, genelkurmayın desteği var, beş bin kişilik bir askeri garnizon hazır. Kimse olmasa da bodoslama girip çekeceğim filmi. Daha iyi bütçeyle, daha büyük bir yapı için ortak aradım kendime. Oyuncularıma para vermek için. Kalabalık bir kadro var çünkü.
     
     Senaryo ve şu kalabalık kadrodan bahsedelim biraz.
     Çeşitli nedenlerle askerlik yapamamış olan bir takım adamlar, dünyanın farklı yerlerinden gelip bir garnizonda toplanıyorlar. Artık çok başka hayatlara alışmış, otuz yaşlarının üstünde insanlar bunlar. Genel müdürler, yardımcılar, fabrikatörler gibi hayat içinde belli bir pozisyon almış insanlar. Bu pozisyondaki adamların bir kışlada toplu halde yaşamaya ayak uydurması, emirlere itaat etmesi, kendi kimliklerinden kurtulup eşit koşullara adapte olması anlatılacak girişte. Ama askerlik hatıralarından ibaret bir film yapmıyoruz. Finale doğru hiç beklenmedik bir anda Bozcaada açıklarında meydana gelen bir deprem sonrasında olağanüstü bir kaos yaşanacak. Kadroda bazı değişiklikler olabilir ama şimdilik gözüken isimler: Ozan Güven, Fikret Kuşkan, Levent Kazak, Teoman, Yavuz Bingöl, Nihat İleri, Ruhi Sarı, Burak Sergen, Ege Aydan, Tamer Karadağlı, Ercan Saatçi, Seray Sever, Pelin Batu, Selahattin Duman, Zühtü Aybar, Fresh B, Mustafa Uğurlu, Deniz Türkali, Peker Açıkalın, Küçük İskender.
     
     Prodüksiyona dair tüyolar verseniz?
     Çekimler haziran başı başlayacak ve altı hafta sürecek. Kasım ayında vizyona yetiştirmeye çalışacağız. Bir buçuk milyon doların üzerinde bir bütçesi ve daha önce sinemamızda çekilmemiş çatışma sahneleri olacak.
     
     



 KÜLTÜR & SANAT


Silahı dolu bile değil!
Çok dinlenenler
Haberiniz olsun
Çok izlenenler
Çok okunanlar
Denemek mi zor, yanılmak mı?
Seramikte kişisel izler
Dünya depresyondan çıkmaya çalışıyor
Sessiz bakışların ressamı
Aşk bir illüzyon mu?
Bu kalp seni unutur mu?
Huzurlu ve tatlı sergi
Validelerin validesi
Suçlunun karanlığı
Müthiş anne
Kötü bir kopya
Gizemin peşinde
Film kazanı kaynıyor
İki yıl çok çalışacak
"Büyük şehirler yaşlı adamları kaldırmaz"
İki farklı tat, iki ödül
Masalımsı resimler
Tarihi yarımada lezzetleri
Capcanlı Nasreddin Hoca
Eskişehir’de senfoni orkestrası
06 mzk 2002
Hapishane güzellemesi
Amerika’da Ermeni soykırım müzesi
İçi boşaltılmış tuvaller
Dünya şairleri sahnede
Haftanın albümleri
"Artist"ler İstanbul’a
Işıltılı yokluk
Dil mezarlığı
Hayat atölyesi
Uçan Süpürge Festivali ile İtalya’dan bir seminer
Yeni yayınlar


 SAYFA BAŞI 





© 2002 Milliyet