
|

Bayat konular tiryakiliği ve lise-üniversite diplomalarının ne işe yaradığı...
Son 70 yılın gazete manşetleriyle haber başlıklarını doğru dürüst inceleyen biri çıksaydı da, bunları 150 - 200 sayfalık bir kitapta kazara toplamış olsaydı...
Ve bir de son 70 yıldaki siyasi demeçlerin, yüzde kaç oranında birbirinin tekrarı olduğu konusunda bir inceleme yapılsaydı...
Ne ölçüde, yeni evrensel açılar ve taze değerlendirmeler repertuvarından uzak kaldığımız ve ne ölçüde zamanı, hep aynı bayat plağı döndürüp durmakla geçirdiğimiz, çok daha net çıkardı ortaya...
***
Kuşaklar boyu taşlaştırılmış "tabu" ve "dogmalar"ı, bir kıymık olsun irdeleyememenin; beyinsel merak dinamizmini kefenleyen, ortak bir "konformizm"in içinde yaşayıp gitmek...
Lise, hatta üniversite diplomalarının, "askerliğini yedek subay olarak yapmakla, Hazine’den geçinmeyi daha kolaylaştırmak" ötesinde, ne kadar işe yaradığını; bir büyüteç altında ayrıntılı bir incelemeye dahi almamak...
***
Yanılmıyorsam 73 üniversite var Türkiye’de...
Acaba hangisinin kitaplığında; 1901 yılında verilmeye başlanmış olan Nobel Ödülü’nü, 2001 yılına kadar kazanmış tüm fizikçilerin, tüm kimyacıların, sağlık alanındaki tüm araştırıcı doktorların, tüm edebiyatçıların ve - 1969 yılından sonra da - tüm iktisatçıların; yayımlanmış olan çalışmalarıyla kitaplarını, eksiksiz bulabilirsiniz?
Yine üniversitelerimizin hangisinde; hangi fizikçinin, yahut iktisatçının, hangi başarısından ötürü Nobel Ödülü’nü aldığıyla ilgili, kaç inceleme vardır?
***
Gerçi tüm memeliler arasında insanı da kapsayan şu 3 temel güdü:
1- Uyku ve içinde kaygısız uyunacak bir barınak bulma güdüsü...
2- Karnını doyurabilme güdüsü...
3- Üremek, yani cinsellik güdüsü...
Şayet güvence altında değilse, beyinsel radarlar çalışmaz.
Örneğin bir çöp tenekesinde, yemek artığı arayan birine:
- Hey dostum, sen Andre Gide’in "Dar Kapı"sını okudun mu diye, kazara sorduğunuzda, büyük bir olasılıkla alacağınız yanıt şu olur:
- Hastir ulan...
***
70 milyonluk Türkiye’de; insanı da kapsayan "3 doğal ve temel güdü", nüfusun yüzde kaçında güvence altındadır?
Lise ve üniversite öğrencileri arasında da, böyle bilimsel bir araştırmanın yapılmış olduğunu hiç sanmıyorum.
Adam başına yıllık ulusal gelir birimi, Avrupa ortalamasında 25 bin dolarken, Türkiye’de hâlâ daha 2300 dolarda kalmışsa; nüfusun yüzde kaçının "3 doğal ve temel güdüsü", güvence altında bulunabilir ki?
Herhalde daha çok, Hazine’den geçinmelilerin üst kesimlerinde belki...
***
Oysa henüz Dünya gündemine bile girmemiş ne konular var araştırılacak...
Örneğin insanlar ve özellikle de kadınlar, kendi hatalı kararlarından kaynaklanan kaç "keşke"yle bitiriyorlar ömürlerini?
Ve belki de bunları hiç kimseye açıklayamadan...
60 yaşındaki İranlı bir kadın, acaba kaç "keşke"yle yaşıyor; aynı yaştaki İsveçli bir kadın, acaba kaç "keşke"yle?..
Kimbilir Türkiye’de de kaç kadın var ki, içinden:
- Şu salak herife varacağıma, "keşke" ilk nişanlımla evlenseydim, diye, arada sırada ufuklara doğru dalıp gitmede...
***
Amerikan polis edebiyatının, Avrupa polis edebiyatına; Avrupa polis edebiyatının da, Amerikan polis edebiyatına yaptığı etkilerle; bu etkileşmenin, Amerikan sineması üstündeki yansıması hiç araştırıldı mı acaba?
Oysa ne kadar çekimli ve bakir bir konu...
***
Bizim Türkiye ise, kendi bayat konularının öylesine bir tiryakisi olmuş ki, hâlâ daha ilkokullarda; benim de 1933’te sabahları hep bir ağızdan söylediğimiz; o garip ırkçı söylem tekrarlanıyor:
- Türküm, doğruyum, çalışkanım...
Ve böylesi bayat bir konu tiryakiliğinin de bedeli; "yaşam kalitesi" açısından, Yunanistan’ın bile 57 basamak altına düşmüş olmakla ödeniyor.
"Değişim"e karşı çıkmak, Kozmos’la çatışma anlamına gelir ki; şimdiye dek, hiçbir toplum üstesinden gelemedi bunun...
c.altan@prizma.net.tr
SAYFA BAŞI

|
|

|